Hakan Albayrak Heykeli Dikilmeyecek Adamdır

5 yıl felç kaldım. Ağrılar içinde sadece tavana bakıp kitap okuyabiliyordum. İşsizdim, kiradaydık, binlerce kitabım ve bütün ev eşyaları satılmıştı. Evde eşim, ben ve ilaç kutuları kaldı.

Babamın evine taşındık. Birkaç yıl sonra Batıkent Metrosu’nun kazı çalışmalarının olduğu yere gece yarısı zor bela inleyerek inip bir taş alarak dizkapaklarıma, kafama, omuzlarıma çıtımı çıkarmadan vurup kemiklerimi kırdım.

Saatler sonunda bulunduğumda gece boyunca başımı bekleyip bana bir şiir yazmıştı eşim. O şiiri Onur Akın besteledi ve on yıldır hit. Benim şiire olan soğukluğum belki de bu yüzdendir.

Diyeti verilmemiş şiirler hoşuma gitmiyor, çapkınca ve aptalca geliyor. Bu arada o şiirin adı: Ben Yağmur Yüklü Bir Bulutum’dur. Hatırlatmış olalım.

 

Güven Adıgüzel: Kitabınız Nil Tuna mağazalarında 04 şerhindeymiş. Mavi Marmara kitabınızda ‘Hocaefendinin Amerika’da esir olduğunu düşünüyorum’ şeklinde çarpıcı bir cümleniz var, otorite-motorite mevzuları da malumunuz, Hakan Albayrak da önce fitne çıkmasın diye susmuştu ama sonra sert bir yazıyla ‘Bizle niye uğraşıyorsun, bizden ne istiyorsun hocam’ yazısını yazmıştı. Putları kırarken, putperestlere sorulmayacağına göre bu arkadaşların sıkıntısı nedir sizce?

Yaşar Nuri’nin dediği gibi bol bol anlattım MAVİ MARMARA RİSALESİ kitabımda.

 

Güven Adıgüzel: Siz modernizm, konformizm, kapitalizm falan hepsine birden alayına gidiyorsunuz ama hemen ‘Üç günlük Müslümansın ağır ol aslanım’ diyorlardır eminim. Bu işte kabul görmek için makul süre aranmasına ne diyorsunuz?

Ne yani suda yürüyüp körlere şifa mı dağıtalım? Üç günlük dünyada kim dört günlük Müslüman olabilir ki?

 

 

Güven Adıgüzel: Neden Ankara’da yaşıyorsunuz, Ankara’da yaşamaktan memnun musunuz? Nedir Ankara’nın olayı sizde?

Mecburiyetten yaşıyorum Ankara’da, aslına bakarsanız estetik yönleri gelişmiş bir insan olarak İstanbul’u çoktan hak ettim ama ah gözü kör olası yokluk.

 

Güven Adıgüzel: İhtiyar kitap-kafe açıldı? Ankara’da Sakarya Çay Ocağı’ndan sonra yeni bir adres diyebilir miyiz?

Bizim canımız, ciğerimiz İbrahim ağabeyimiz açtı orayı. Kısırlaşan Ankara için böyle mekanların çoğalması gerekiyor.

 

Güven Adıgüzel: Hürriyet gazetesinde yazar mısınız?

Memnuniyetle! Hürriyet o aşamaya gelirse zaten Türkiye’de birçok şey değişmiş demektir.

 

Güven Adıgüzel: Yüzüklerin Efendisi-Zamanın Efendisi… Çılgın Türkler-Yılgın Türkler… İçinizdeki devi uyandırın-İçinizdeki öküze oha deyin… Sabah Namazına nasıl kalkılır-Öğlen namazına nasıl kalkılır? Tiraj olarak patlama yapmış kitapların isimleri üzerine gidiyorsunuz. Kitaplarınızın hep bir karşıtlık üzerine kurulu olması bir strateji mi?

Tabi… Bayraklaşan şeylerle uğraşırken karikatürize etmeye bayılıyorum ama benim 20 küsür kitabım var, onları da unutmayalım hani…

 

Güven Adıgüzel: Eyvallah Bülent Abi, son olarak izdiham’cılara ve dünyaya bir mesajınız var mı?

Mavi Marmara Risalesi ve diğer kitaplarımı bulamayanların www.bulentakyurek.org’tan yardım istemelerini rica ediyor, bu kitabın ve röportajın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

 

İzdiham

Güven Adıgüzel

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın