Güven Adıgüzel, İsrail Kullanım Kılavuzu

1-) İsrail Devleti’nin bayrağı Musevi dua şalı tallit‘in deseninden esinlenilmiştir ve rengi Davud’un Kalkanı’nın (Magen David) rengi olan mavidir. Mavi umut demektir. İsrail, Filistinli çocukların üstüne atacağı füzelerin başlık kısmına ‘sevgi ile ölün bakalım’ yazabilen şakacı ve sevimli çocuklarıyla bu umudu sürekli diri tutar. Çocuklarınızı, Ankara yöresine ait olmayan misket bombası oyununu da çok seven İsrail’in bu sevimli evlatlarıyla kaynaştırırken kalbinizi dik konumda tutmayı unutmayınız.

2-) İsrail Devleti’nin resmi amblemi Yedi Kollu Şamdan’dır (Menora), bu şamdanın şeklini eski çağlardan beri var olduğu bilinen moriah isimli yedi dallı bitkiden aldığı söylenir. İki yanındaki zeytin dalları İsrail‘in barış arayışlarını simgeler. İsrail’in özellikle barışı aradığı gecenin ilerleyen saatlerinde korunaklı bir yapı içersinde mevzilenmeniz ısrarla tavsiye edilir.

3-) İsrail coğrafi olarak Asya kıtasında yer alır ama Avrupa kıtasının tüm sportif, kültürel, siyasi, sanatsal etkinliklerine katılabilir durumdadır ve tabii yapılan organizasyonların da doğal bir üyesidir. Fakat kafa olarak arz-ı mev’ut’ta (vaat edilmiş topraklar) yaşadığı için bilhassa bağ-bahçe işleriyle uğraşırken kendisine dikkat edilmeli, ‘’bu bahçe’nin toprağı da bize vaat edilmişti, geri ver!’’ Şeklindeki tekliflerine yüz verilmemeli, ayrıca her yerden çıkabilir olmasına karşı da gerekli önlemler alınmalıdır.

4-) İsrail’in, -Gazze Şeridi’ne Berlin duvarı tarzındaki mimari bir yapı dikebilecek kadar- gelişmiş bir estetik sanat anlayışı vardır, ayrıca 20. yüzyıl’da kendilerine yapılan muamelenin aynısını şimdi -işgalci konumda olduğu- Filistin toprakları üzerinde yaşayan insanlara yapmaları empati duygusu konusunda zirveye ulaştıklarını göstermektedir. Bu ve türevi devletlerle işiniz bittiğinde fişi prizden çekmeyi kesinlikle unutmayınız.

5-) İsrail Devleti 1948 yılında sözde bağımsızlığını resmi olarak ilan ettikten -tam olarak 10 dakika 48 saniye- sonra Amerika tarafından tanındığı açıklanabilmiş ilginç bir projedir. Bu yüzden kahrolsun emperyalizm şeklindeki sloganların adresini Tel-Aviv’e yönlendirmekte herhangi bir sakınca yoktur.

6-) İsrail Devleti’nin yalnızca Müslüman çocuklarını öldürdüğü zannı kısmen hatalıdır. Rachel Corrie gibi kendi içinden çıkan hançerleri de planlı bir şekilde ve itinayla kaza süsü vererek katledebilme potansiyeline sahiptir. Bu yüzden İsrail gibi düşünmeyenlerin pasaportlarına güvenmemeleri şiddetle tavsiye olunur.

7-) İsrail Devleti’nin yönetim biçimi şeriat hükümleriyle şekillenen parlamenter demokrasi ya da daha açık bir ifadeyle siyonizmdir. Laik bir devlet olmadığını kendi anayasasında açıkça belirtmiş olup, kandan aldığı hazzı kendisine özel demokrasi modeline borçludur. Bu yüzden ‘ama demokrasi ne olacak’ serzenişlerinde bulunulmaması lehinize olur.

😎 İsrail’in Mossad adını verdiği (İbranice: ‘Ha-Mossad le-modi’in u-le-tafkidim meyuhadim’) İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü açılımına sahip bir gizli servisi mevcuttur. Sembolik olarak on iki casus olayıyla kurulan Tel-Aviv merkezli bu uluslararası cinayet şebekesinin resmi olarak kuruluş tarihi ise 18 Eylül 1947′dir. Ayrıca iç istihbarat alanında Shin-Bet (Şabak) isimli başka bir kurumu da faaliyettedir.

Mossad ajanları sakarlıkları ve beceriksizlikleriyle tüm dünyaya nam salmışlardır. Yaşlı bir İsviçreli kadının gecenin ilerleyen saatlerinde evinin camından bakarken şüpheli olarak gördüğü 5 kişiyi polise bildirmesi sonucu üzerlerindeki elektronik cihazlarla suçüstü yakalanmaları, HAMAS temsilcisi Halid Miş’al’a karşı düzenledikleri zehirli suikastı fiyaskoyla sonuçlandırmaları sonrasında Miş’al’a derhal panzehir bulup göndermek zorunda kalmaları gibi bi dolu ilginç hikayeye sahiptirler. Eğer Mossad ajanı olduğundan şüphelendiğiniz birini görürseniz, üç kere yüksek sesle ‘kahrolsun İsrail’ diye bağırmanız elemanın kendisini ele vermesi için yeterli olacaktır.

9-) İsrail, yaptığı soykırımı eleştiren kişi ve kurumları, lobileri eliyle ‘anti-semitik’ olarak yaftalamaya çalışmakta da oldukça ustadır ama, bu sayede ırkçı ve anti-semitik gibi ucuz yaftalamalardan çekinebilecek bazı entelektüelleri susturmayı başaracağını umacak kadar da dünya gerçeklerinden bi haberdir. Böyle bir baskıyla karşılaştığınızda fabrika ayarlarınıza yani insanlığınıza geri dönmeniz iki dünyanız için de elzem bir davranış olacaktır.

10-) İsrail, kadınların 24 ay, erkeklerin ise 36 ay zorunlu askerlik yaptığı bir ülkedir. Militarist ruhlu bir devlet oldukları düşünülse de, Mavi Marmara saldırısında görüldüğü üzere, ağır makineli tüfeklerine vileda sopasıyla karşılık verilmesine rağmen; çocuk gibi zırlayıp durmaları, korkudan titremeleri ve bizi öldürmeyin demeleri güçlerinin bir illüzyondan ibaret olduğunu göstermektedir. Gereksizse söndürünüz.

11-) İsrail, -camide içki festivali düzenleyecek kadar- diğer dinlere ve farklı inanç gruplarına saygı duyan ve bu saygısını her fırsatta çekinmeden gösterebilen bir ülkedir. Bu yüzden Tel Aviv aynı zamanda medeniyetler ittifak’ının da merkezidir, lütfen gülmeyin.

12-) İsrail’in, Mescid’i Aksa’nın tam altında Hazreti Süleyman mabedini arama bahanesiyle yaptığı arkeolojik kazıların sebep olduğu tünellerin 1,5 kilometreye ulaşması ve bunun sonucunda El-Aksa’nın yıkılma tehlikesiyle baş başa kalması karşısındaki duyarlılığı bir barış devleti olduğunu kanıtlaması açısından oldukça önemli olup, boş zamanlarda okunacak şanlı tarihiyle de dünya barışı açısından tamamlayıcı bir unsur görevini görmektedir.

13-) İsrail Devleti, ifade özgürlüğüne saygılı, eleştirilere karşı tahammüllü ve sanatçılara karşı oldukça hoşgörülü bir tavra sahiptir. Siyonist rejimin, 90 yaşına yaklaşan Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Günter Grass’ın -bir şiirinde (söylenmesi gereken / what must be said) Siyonizm ve İsrail’in tüm dünya’yı tehdit ettiğini söylemesini gerekçe göstererek- ülkeye girişini yasaklaması, yazdıklarını lanetlemesi, uluslararası kamuoyunda şiir’inin itibarını zedelemeye çalışması ve onu ‘persona non-grata’ ilan etmesi gibi ucuz numaralar çekmesi de bunun kanıtlarındandır. Söylenmesi gereken şair’in sözüdür.

14-) İsrail, Filistin Devleti’nin yasal zemin ve meşru durumdaki silahlı kuvvetlerine ve yerel polisine ait kaleşnikofları gerekçe göstererek, ‘işte bunlar teröristler, kanıtları da burada’ diyebilecek kadar komik, aciz ve ne dediğini bilmez bir devlettir. Çocukların ulaşamayacağı yerde saklanmalıdır. Zaten çocuklar ulaştıkları takdirde, yanlışlıkla öldürüleceklerdir.

15-) İsrail Devleti ile bu şartlar altında; diplomatik temsil, askeri antlaşma, stratejik işbirliği, ortak açıklama, gazozuna tavla, sanatsal dayanışma, halı saha maçı, barış konseri, dostluk turnuvası, zeytin dalı gibi iletişim kanalları ile herhangi bir temas kurulmamalı, elçilerine -faşist bir devleti temsil ettikleri için- sürekli ağır konuşulmalı ve gerekirse çocuk gibi azarlamaktan da kaçınılmamalıdır.

16-) İsrail 64 yaşında bir devlet olup, bu yaşıyla artık çocuk da sayılmamalı, bu yüzden ‘ama onların da elinde sapan vardı, ama onlar da bize vileda sopasıyla vurdu, uf olduk’ türündeki çocukça saçmalıkları kesinlikle dikkate alınmamalıdır.

17-) İsrail, dünyayı yok edecek düzeyde nükleer donanıma sahip bir ülkedir ama kendisi dışındaki bir devletin aynı silah donanımına sahip olmasını savaş sebebi sayacak kadar eşitlik ve adalet duyguları gelişmiş bir devlettir.

18-) İsrail Devleti ömür boyu garantilidir. Tarih sahnesinde varolduğu müddetçe; kan akıtmaya, çocuk öldürmeye, uluslararası hukuku tanımamaya, dünyanın başına bela olmaya, komik açıklamalar & gülünç savunmalar yapmaya ve arz-ı mev’ut’a ulaşmak için her türlü yolu kararlılıkla denemeye ısrarla devam edecektir. Devletinin kurucu ideolojisi ve temel felsefesi buna ömür boyu garanti vermektedir.

(Yeremye Bab 4, Paragraf 3)

“Yehuda’da (Telaviv) bildirin ve Yeruşelim’de (Kudüs) işittirin ve deyin; Memlekette boru çalın; yüksek sesle bağırın. Ve deyin: Toplanın da duvarlı şehirlere girelim. Siyona doğru bayrak kaldırın; kaçıp sığının, durmayın; çünkü ben Şimalden (Kuzeyden) üzerinize büyük bela ve kırgın (katliam) getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve ‘milletleri helak eden’ (cengâver) yola düştü; şehirlerin harap olsun ve onlarda oturan kalmasın diye senin diyarını viran etmek için yerinden çıktı”

BAKARA SÛRESİ

(40) Ey israiloğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.
(83) Hani, biz israiloğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
(211) İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır.

 

 

Güven Adıgüzel
İZDİHAM

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: