Gonca Özmen’den Didem Madak Yazısı

“Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.” 
Didem Madak
 DİDEM MADAK: ŞİİRİN PULBİBERİ

Koyu kırmızı bir gece açtım şimdi ikimiz için. Didem, kız kardeşim. Boğazımdaki düğüm açılsın diye… Günlerdir dilimde dönüp duran sözcükler dağılsın diye… Füsun da bir masalda gezdirsin diye Ada’yı… Kız kardeşini…

İç sesini dış ederken sen, ben seninle çok söyleştim. Yanı başımdan geliyor gibiydi sesin. “Ütüsüz ve buruşuk” geliyor gibiydi sesin. Sana inandım – hep. Bir kere gördüydüm yüzünü, elini sıktıydım bir kere. Kısacıktı. Upuzundu. Ne söyleyebilirim ki “bir Ah’dan başka.”

Sözcük cambazı. Ayrıntı avcısı. Ağrılı zekâ fırıldağı. “Üzümlerden ayrı bir üzüm”. Bak işte dipdiri hayatın. Sayfada.

Seni okurken iki sözcük: “samimiyet ve cesaret”. Seni okurken“paldır küldür” bir hayret. Pirinç taneleri, grapon kâğıtları, konfetiler. Masallar, filmler, şarkılar. “İllegal bir yağmur” seni okurken. Kara mizah, dikenli dil, çamurlu yol. Birden neşe. Nanikçi bir kızgınlık.

Seni okurken kadınlar sonra… “Pazen gecelik giymiş bir anne”, Işıl, Kalbiye, Ayla Abla, Pollyanna, Zeyna, Anna Karenina, Emily Dickinson. Çorba pişiren, ekmek kızartan, bulaşık yıkayan, çatlak topuklarını gösteren, semt pazarından alışveriş eden, “puf böreği gibi tombik elleriyle kabak seçen”, reçel yapan, güneşte nane kurutan, eskiyen giysileri yamayan, “bi ters bi yüz kazaklar” ören, yer silen kadınlar. “karnabahar kızartmayan”, “başroldeki” kadınlar değil; irmikleriyle pembeleşen “figüran” kadınlar.

Sıkı okurlarından biri olarak, seninle çok gönendim Didem. Seninle çok ağladım. Seninle çok haytalık ettim. Hem sen de söyledin zaten, “Aklım başımda olsaydı şiir yazmazdım.”

Gonca Özmen
İZDİHAM
İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın