Gökhan Özcan, Yan Yanayız

Yan yanayız.

Yalnızız.

Ve dünyanın ortasında.

Kalabalıktan örülmüş bir dairedeyiz.

Tutsağız; kalabalık bir dairede hiçbir şey görmeden dönüyoruz.

Yan yanayız.

Yakında.

Ve en uzaktayız.

Bütün mumları söndürüyor öfkelerimiz, bütün sözleri korkutuyoruz.

Sabahla akşam arasında bir sarkaç edilgenliğiyle sallanıp duruyoruz.

Konuşuyoruz, duymuyoruz; duyuyor, konuşmuyoruz.

Yan yanayız.

Konuşkanız.

Ve ıssız…

Bütün dalgalara dayanacak denli yalçın zannediyoruz göğsümüzü.

Bütün rüzgarlara karşı duracak kadar sağlam bastığımızı düşünüyoruz toprağa.

Bütün acılara yetecek sabrı kendimizle birlikte büyüttüğümüzü öngörüyoruz.

Oysa gerçek kurgusundan şaşmıyor.

Yakamozlar doğuyor, kırılıyor ışıklarımız.

Fırtınalar kopuyor, sönüyor ocaklarımız.

Sabrımız eriyor, kırılıyor hayallerimiz.

Yaşadıkça örseleniyor, örselendikçe eskiyoruz.

Yan yanayız.

Alabildiğine cesur.

Ve kırılgan…

Aslında hepimiz birbirimize benziyoruz.

Ve aslında hiç birimiz benzemiyoruz birbirimize.

 

Aynı dili konuşuyor ama aynı cümlelerde buluşamıyoruz.

Bedenlerimiz birbirine benziyor, gölgelerimiz benzemiyor.

Yan yanayız.

Herkesiz ve hiç kimseyiz.

Hiç kimse ve herkes…

Su üstündeki yazılar kadar ömürlü bizim hayatlarımız.

Küçük bir kıvılcım gibi görünüp kayboluyoruz.

On yıllar içinde küçük bir iz, yüzyıllar içinde hiçiz.

Sanki bir tohum yeşerip filizleniyor.

Sanki bir filiz serpilip gövdeleniyor.

Sanki bir gövde kocayıp vâdeleniyor.

Her şey iki perde arasında bitiyor.

Yan yanayız.

Burada.

Ve hiçbir yerde…

Doğduğumuzda milyonlarca dakika veriliyor elimize.

Yaşadıkça kayganlaşan milyonlarca dakika ile baş başa kalıyoruz.

Dakikalar eksildikçe biz biraz daha çaresizleşiyoruz.

Ne kadar ayak diresek de bu çılgın yok oluşu durduramıyoruz.

Korkuyoruz.

Ve yan yanayız.

Şimdi.

Ve hiçbir zaman…

 

 

 

 

Gökhan Özcan

İZDİHAM

 

 

 

 

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın