Gamze Güller’in En Çok Onu Sevdim kitabı hakkındadır

Gamze Güller, Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara kolejinde Yüksek lisans öğrenimini İTÜ mimarlık fakültesinde tamamladı.

Öykülerinden oluşan ilk kitabı “içimdeki kalabalık” 2008’de, 2012 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü kazanan ikinci kitabı “beşinci köşe” 2012’de, Yazarın üçüncü kitabı “en çok onu sevdim” 2015 yılında yayımlandı. Güller Ankara’da yaşıyor ve Mimar olarak çalışmaya devam ediyor.

İlk kitaplar yazarın edebiyat serüvenini, yazın dünyası içerisindeki yönünü büyük ölçüde belirler. Yazarın, edebi gücünden izler taşır. Güller, kitaplarından önce dergilerde çıkan öyküleri ile dikkat çeken bir isim. İlk öykülerinden, ilk kitabından bu yana kendi anlatımını oluşturma yolunda emin adımlarla ilerlemiş, özgün ve nitelikli eserler oluşturmuştur.

Güller “en çok onu sevdim” kitabında da sağa sola bakmadan kendi yürüyüşünü sürdürmeye devam ediyor. Gereksiz detaylara girmekten kaçınan, yapaylıktan ve zorlamadan uzak, okuru yormayan sade bir anlatımla hikâyesini kuran güller, kitapta bir kadının sıra dışı aşkını konu ediniyor. Akla ilk geldiği gibi, bir kadının bir erkekle yaşadığı aşk değil bu. “Asuman” karakterinin eski bir ev ve evin eşyaları ile yaşadığı sıra dışı bir aşk.

Mete ve Asuman’ın bir inşaat firmasından aldıkları ev zamanında teslim edilmez. Yaşadıkları evi boşaltacaklarına söz verdikleri için yeni bir ev arayışına girerler. Sonunda eski bir mahallede eski bir ev bulurlar ve olaylar başlar. Yazar bu olaylar üzerinden eski ile yeniyi karşı karşıya getirerek çatıştırır ve sözde modern olanı eleştirir. Asuman eskiye ne kadar bağlı ise Mete bir o kadar yeni düşkünüdür. Bu çatışma üzerinden büyüyen hikayede karakterler üzerinden eski’nin sıcak samimi güvenli mahallesi ile; binaların üst üste yığıldığı, doğanın yapay bir taklidini barındıran insanları güvensiz duvarlar arasına hapseden yaşam merkezleri eleştirilir. Modern yaşamın hızına kapılıp, tüketim ağlarında boğuşan insana “ dur bak, nerdesin?” sorusunu sorduran yazar, hikâyesini okuru sürekli canlı tutacak bir anlatımla kuruyor.

Eşyanın da hatırı vardır

Yazar kitap boyunca yoğun bir şekilde eşyaları kullanıyor. Eşya ayrıntısına da sıra dışı bir yaklaşım sergiliyor. Eşyayı dinliyor, hissediyor, saygı duyuyor. Modern insanın hızlı geçen zaman içerisinde asla yapamayacağı bir şekilde bir bağ kuruyor eşya ile. Çirkin bir saat, nostaljik bir yüzük, fotoğraf albümleri… Kurgu içerisinde yoğun bir şekilde eşya kullanımı yer yer anlatımın hızını kesmesi kitaba ve hikâyeye dair yapılabilecek tek olumsuz eleştiridir.

Bunların yanında merak unsurunun doğru kullanımı, kadın erkek ilişkilerinde insanın karanlıkta kalan yanlarının güçlü aktarımı, karakterlerin pürüzsüz kurulumu ile “ en çok onu sevdim” mutlaka okunması gereken bir kitap.

Gamze Güller, İletişim Yayınları, 2015, İstanbul (1. Baskı), 131 Sayfa

 

Yunus Meşe değerlendirdi.
İZDİHAM

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın