Fatma Şengil Süzer, O Mısralar Var ya

Yanağından dişlenmiş bebeydi
Kefensiz gördüğümde
Sarılıp ağlasaydım keşke

Nazım Payam (Dergah, 285)

gidemiyorsak, ağlayalım
çok fazla ağlarsak yakınlaşabiliriz belki uzaklara
çocuğu gördün mü hani koşarken sırtından vurulan

Esra Köse (Dergah, 285)

Kimlik sorununu ikiye bölerek çözen siviller
Engel tanımadan ilerlediler, ölüm olmazsa eğer
Nesnel bir dünya var ellerinde kapı gibi senetler.

Zeynep Arkan (Dergah, 285)

Bir başıma kaldım düşüp ölümden
Çürümüş bir keman sessizliğinde
Feryatlar katarak kısık sesime
Kustum bir sazlığa kendi kendimi

İbrahim Oruç (Dergah, 285)

Yüreğim ıslanıyor şu zencinin terinden
ki üstüme damlıyor durmadan dizi dizi
niçin ses aynalardan yansımıyor ve neden
yer çekimine rağmen gök çeker hepimizi?

Abdulhâlik Aker(Dergah, 285)

Bırak şimdi tahtıma oturayım efendi
Ben Şirazi’den sonra bilmem kaçınca Sadi…

Sadi Karademir(Dergah, 285)

insanlar gider ve tekrar giderler
yağmursuz bir günde
muhtemelen ikindi vakitleri
yağmur, ölülerin değil yağmur

Muharrem Kaplan (Dergah, 285)

Yırtmalı giysilerini, sarınmalı rüzgara
Yoldaş olmalı ırmaklara, akmalı sular gibi
Bir yol bulmalı kendine; bir yol, hiç kimsenin bilmediği

Ümit Aktaş(Dergah, 285)

Demem o ki bir güzellik zuhur etse
Keyifleri kaçıyor hemen
Dirimin acelesi yok ölümün acelesi yok
……….
Ey kıyamet meleği kıyamet ne zaman
Merhamet kalmadı dünyada İsrafil.

Nurettin Durman(Yedi İklim, Kasım 2013)

Diyemiyorum her şeyi, dilimin ucunda
Bir akrep dolaşıyor, ondan sözcükler,
Korkudan sakinlikten elbiseler giyiyor
Yutkunmak iğne yutmak
Alır başını yürür
Suskunlukla açılan kalbin kanallarına!

Oysa ne kadar rahat
Sızılır gibi uyunan o kısa uykularda
Anlatmaya utanılan her rüya!

Mehmet Aycı(Yedi İklim, Kasım 2013)

Ona eşlik edecektik ama biz
Ondan daha fazla sevecektik
O neyi seviyorsa ne için.

Konuşmadan geçtik birbirimizi
Orada afiş altında üşüdük.

Celâl Fedai(Yedi İklim, Kasım 2013)

yan yana geldikçe bütün taşlar
ateşten yana çınladıkça dışımızdaki sesler
aşk deyip çoğalttık yüreğimizin yumağını

Seyfettin Ünlü(Yedi İklim, Kasım 2013)

çalan telefonunu cevapsız bırakır
kendine bir ölüm saklar

hayat iki durak önce iner otobüsten
ona kirli bir sessizlik kalır
adım adım siler adını dünyadan
ikindi ile akşam arasında
sığar bütün hayatı

Suavi Kemal Yazgıç(Yedi İklim, Kasım 2013)

camları gördüm geçtim
sesler geçmiyor acılarsa çarçabuk
içerilere sürüyor atını
yalan söyledim ilk olarak
ölmüştü at
ölmüştü oğlumun kaplumbağası da
düş görüyor dedim sonsuz bir düş

Mehmet Özger(Yedi İklim, Kasım 2013)

on dört asırlık kıyafetimi giydim gülündüm
babaanneye benziyormuşum iyi iyi ne güzel
babaanneniz sizi gözlerinizden öper

Hatice Çay(Yedi İklim, Kasım 2013)

Mesela Amsterdam’da
Bir yabancılar kahvehanesinde
Elimde kâğıt kalem
Başımda wolkman tipi bir şapka
Resmet diyorum yaşlı adama
Hadi beni resmet
Göster alnımdaki karayı!

Neye baksam
Görünür gibi değil
Değil bu akşamın kızıllığı

Mikâil Söylemez (Yedi İklim, Kasım 2013)

desert blue. hani bir genç vardı o filmde
çöle denizi getirmeye çalışıyordu, babası intihar eden.
o çocuk ben değilim işte öyle sandım bir süre ne yazık
çöl benim içimde sandım ama içim yok benim içim tuzlu su
içilmez ama gusledilir mecbur bıraktığında keder.

Furkan Özüdoğru(Yedi İklim, Kasım 2013)

Sarı bozkırlarıma kara trenlerle gel
dumanında Zühre’nin çalgısını taşıyan
kara trenle gel ki yüz bin dermana bedel
bu derdimi dertlendir ellerinde uyuyan

Abdülhâlik Aker (Yedi İklim, Kasım 2013)

O anki sıcaklık soğumaz
Su içesin gelir hep susarsın
Ve su içtikçe sen
Bildiğin kelimelerle konuşamazsın

Cevdet Karal(İtibar, Kasım 2013)

 

Açık yalnızlık, gizli sevda; buymuş kalbimin seçimi
İşte burada, cennete en uzak noktada
Derin bir soluk düşler beni…

Düşünsene bizi hiç beraber gören oldu mu?
Öyleyse şimdi söyle, kimden başlamıştım
Seni sevmeye…

Furkan Çalışkan (İtibar, Kasım 2013)

Rabbim, şimdi içime bir cennet ferahlığı üflesen
Üstüme düşse aynı ferahlık kuş seslerinden
Düşüme girse sancağın altındaki mübarek tayfa
Saygısını kazansam hısım akrabanın, konu komşunun
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

Mustafa Akar(İtibar, Kasım 2013)

Ben dâhil herkes kendi yarasına bakıp
Gizli gizli İsmail diyecek sana…
İsmail; verem olmuş bir yeniçeri
Hançeri kızlar müzesinde, hançeri göğsümüzde

İbrahim Gökburun(İtibar, Kasım 2013)

ellerini ayırırsın bir nehir gibi iki yana
önemini kaybeder sonra ikinci yarı
aynı saatte anlaşır bütün çiçekler, düşmek için toprağa

Sadık Altan(İtibar, Kasım 2013)

Müzik şiir yazdırmaz, şiir zaten müziktir
Dinliyorum bunu yazarken kendimi
İnsan gibi davranıyorum kelimelere
Sabah ezanını, çok iyi dinle.

Yağız Gönüler (İtibar, Kasım 2013)

yalan yok, son rekatta dağıldım yolsuz ve azıksız
naylon bir kederle bulutlara bakarken buldum beni
ah şu ben, bir şiirin en eski kapısından girerken
ne leyla o eski leyla, ne kervan o eski kervan
son rekattan beri gecelerim belki’siz ve leyla’sız.

Ahmet Edip Başaran (İtibar, Kasım 2013)

diyemezdim boğulurdum
üzgün bir kuştu boğulmak
bir tek annem derdi besmeledir yüzün
bana bir bakıyor ya
en çok onu seviyorum kördüğüm

Abdüssamed Bilgili(İtibar, Kasım 2013)

çok gülen adamın az ağlamasından korkun
korkun gece karanlıktan ve gündüz karanlığından
kısılınca da görünüyor gözleri. güzel. evet ondan
nereye uçuyor bu uçaklar? hepsi yukarı doğru hohho
ne çok dedikodu var….

Melih Tuğtağ(İtibar, Kasım 2013)

Belki ayağı alçılı bir yaz tatilidir
Seni yolcu ederken asıl evine.
Zamansız olan ölüm değil ahirettir.
Ay sararmaz ikindi vaktinde

Ali Oturaklı(İtibar, Kasım 2013)

Hatırlarım.
Arkadaşlık ederken bir adımım diğer adımıma
Mescitteki –içi boş- kız ayakkabılarının hüznü
Kaplar içimi ve sen geçersin o boşluğa

Seccademi kaldırdığımda içte kalan sen
Üzülmeyi bıraktım kitabımın üzerine

Tevfik Emre Akın (İtibar, Kasım 2013)

bildim, şiiri kim yazmışsa hırka onundur
kalbimin âh! kibir nedir bilmeyen galibi
okuyup üfledim dünyayı senin ardından
eldeyi bir kenara yazan çocuklar gibi

Nadir Aşçı(İtibar, Kasım 2013)

leke tutmaz bir cam görmedim ki hiç ben
ben hiç yansımasını yerken yere takılan veya düşen

sese bühtan etmenin sese yansımanı sarmanın
yumruk yemiş ağzımın
sarma sigaranın nice titreyen ıslığımın
bir derdi var beklememin
saçıma güneş tutmanın izlediğim konkav çıkmazların
hafakanlarım yabani otlarım sergilenen ahbabım
hepsinden ve sana nesinden
başka bir şiirden geçer gibi geçtim
çünkü yaşamak tutunmaktır
her şeyini bırakır pahasına sevmenin

Bilal Can(İtibar, Kasım 2013)

Camın ardından bakar çocuk
Akşam gelmiş sokağa
Döner köşeden baba, soğuk
Girecek yine mezara

Gökhan Ergür(İtibar, Kasım 2013)

 

bu şiiri ihtiyarlar parkından, geçmişlik hissinden, durmadan konuşmaktan
bu şiiri bugün yazarsam okkalı bi çığlık atarım, kusura bakma…..

bu şiiri bi olmamış ağaçtan, gövermemiş bi çağladan, çağla
bu şiiri bugün yazarsam bir sigara yakarım, kusura bakma

İsmail Kılıçarslan (İtibar, Kasım 2013)

 

O derin suların baktığı gözler,
Borcun ödenmesi, gününden önce-
Olsaydın, başlardın, kaldığın yerden
Sesine gelirdi sessiz şiirler.

İbrahim Tenekeci(İtibar, Kasım 2013)

 

 

 

Fatma Şengil Süzer

İZDİHAM

 

 

 

      İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın