Fatma Şengil Süzer, O Mısralar Var Ya

Fatma Şengil Süzer, O Mısralar Var Ya

ben hep beyaz acılar tanıdım

kalp atışlarım ağır bir zincir şakırtısıdır

çünkü doğdum ve yaşlandım

Ferman Karaçam

(Ay Vakti, 151)

 

Her nefes daha da yaklaştı miski amber kokusuna

Yorgan yaptık üzerimize karanlık ıssızlığı

Toprak çok soğuk yandıkça üşüdü bedenimiz, üşüdü…

Salih Çevik

(Ay Vakti, 151)

 

kürek kürek ölümler içiyor

avuç avuç ab-ı hayat

payına düşen son tazminat

kömür karası senet

gölgelikte emzirdiği oğla

Hakan Özbek

(Ay Vakti, 151)

 

Çatlamış dudağında söylenmemiş türküler

Hüzünlü bir nehir gibi sessizce akıyorsun

Hayalin duldasında gelip geçerken günler

Mehmet Baş

(Ay Vakti, 151)

 

Tihame sahrasında

Bir kum fırtınasında

Bırakılmış gibi uçurtmalarım

Güven Fatsa

(Ay Vakti, 151)

 

Kalın yorganları vardı çocukluğumun

Avcıları ve canavarları sızdırmayan

Tatlı uykular gelirdi sonra, serin sular

Yalnızca küçük, kadife balıkların yüzdüğü

En nazlı balık bendim, en ortadaki

Bu denizler kimin annesinin çeyizi ki

 

Yalçın Ülker

(Ay Vakti, 151)

 

İZDİHAM

Fatma Şengil Süzer’e Teşekkürler.

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın