F.M.Dostoyevski: Aşk Hiç Biter Mi?

Aşk hiç biter mi? Her zaman önemli olan akıl değildir! Yeryüzünde her şey akıllıca yapılsaydı hiçbir şey ortaya çıkmazdı. Aşk… Aşk her şeydir… Aşk, bir genç kız için öyle değerlidir ki, dünyada ki tüm elmaslarla bile ölçülemez. Bu aşk uğruna her şeyi feda edecek, hayatını ortaya koyabilecek çok erkek vardır. Peki, senin aşkın ne kadar değerli?

Aklın, mantığın işi yok burada. Ruhunla, bedeninle seviyorsan, ilk gençlik gücünü seviyorsun….

Acı çekeceksin, acıdan eriyip mahvolacaksın! Puşkin, “Otello kıskanç değil, güvenen bir insandı”der. Bir tek söz bile yüce ozanımızın ne denli zeki olduğunu göstermeye yeter. Ülküsü mahvolduğu için Otello’nun ruhu paramparça olmuş, dünya görüşü kararmıştır. Ama Otello saklanmayacak, casusluğa, gözetlemeye kalkışmayacaktır. Güvenen bir insandır çünkü. Tam tersine ihanete uğradığını anlayabilmesi için büyük çabalar gerekti. Dürttüler onu, körüklediler, kışkırttılar. Gerçek kıskanç böyle olmaz. Kıskanç bir insanın hiç sıkılmadan nedenli alçalabileceğini düşünmek pek güçtür. Aslında hepsi kötü ruhlu, aşağılık kimseler değildir bunların. Tam tersine soylu bir yüreği olan; kendini vermeye her an hazır tertemiz bir sevgiyle içi dopdolu bir insanda, öyleyken masaların altına saklanabilir, birtakım aşağılık adamlarla işbirliği yaparak casusluğun, gözcülüğün iğrenç çamuruna dalabilir. Otello, ruhu bir çocuğun ki kadar temiz, yüreği iyi duygularla dolu olmasına karşın, ihanete göz yumamazdı. Gerçek kıskanç öylemidir ya! Herhangi bir kıskanç insanın neleri bağışlayabileceğini düşünmek bile zordur! Kıskançlar her şeyi hemencecik bağışlarlar. Kadınlar da bilir bunu. Kıskanç bir anda(kuşkusuz önce kıyameti kopardıktan sonra)bağışlar… Söz gelişi kuşku edilemeyecek bir ihaneti, sevgilisinin başka bir erkekle kucaklaştığını, öpüştüğünü görüpte bunun son kez olduğuna, rakibinin bir daha hiç ortaya çıkmayacağına, dünyanın öte ucuna gideceğine, yâda kendisinin sevgilisini alıp bu korkunç adamın gelemeyeceği bir yere götüreceğine inanabilse, bir anda unutuverir her şeyi… Bu unutuvermesi, huzura kavuşması kısa bir süre içindir kuşkusuz. Çünkü rakibi gerçektende yok olsa, yarın başka bir rakip yaratacaktır kendine, onu kıskanmaya başlayacaktır. Oysa böylesine kollanması, gözetlenmesi gereken bir aşk neye yarar? Gerçek kıskanç işte bunu hiçbir zaman anlayamaz. Aralarında gerçektende soylu yüreği olan insanlar bulunmasına karşın hiçbiri göremez bu gerçeği, şurası da pek ilginçtir: soylu yüreği olan bu baylar gözetlemek ya da dinlemek için saklandıkları bir aralıkta beklerken bile düştükleri bu durumlarının nedenli yüz kızartıcı, aşağılık bir şey olduğunu “soylu yüreklerinin etkisiyle”açık seçik anlarlar ama hiç değilse orada beklerken, az da olsa sızlamaz içleri. .

Yüreğinin izlerine kendini bırakmayan, ateşi değil ılığı sevebilen, inanç dolu olsa bile gönlünü düşünerek kaptıran, yaşına göre mantıklı bir sevgiyle bağlanan başka bir genç ne yalan söyleyeyim-benim delikanlının başına gelenlerden kendini kurtarabilirdi.-ama doğrusunu söylemek gerekirse, bazı durumlarda kişinin mantıksız olsa bile yüce bir sevgiden doğan bir tutkuya kendini bırakması, bırakmamasından daha saygıdeğer bir davranıştır.

 

 

 

İzdiham

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın