Ezgi Özcan, 166

Zira

Ellerini öpüp kalbime koyduğum biri var.
Kaç yaşında olursa olsun benim için masumiyetini yitirmeyen biri.
Kalbimin tüm odaları onun,
İsterse çamurlu kramponlarıyla, isterse parmak arası pamuk tutmuş güzel ayaklarıyla gezebilir,
Zira; aklımın tüm köşelerindeki toz zerrecikleri bile onun adını ezbere bilir.

 
166
Çeşit çeşit yemekle dolu masa örtüsünü çektiğinde ne olursa o oldu.
Sıfatlarını kaybettiğinde her şey kırıldı,
İhtişamlı masadan geriye cam ve porselen kırıklarıyla dolu lezzetli yemekler kaldı. Kimin iştahı kabarsa boğazından midesine kanayacaktı. Masadan kalkan herkesin midesini açlık kazıyordu.
İşte dedi adam: Ziyan olduk, yerle yeksan olduk.
Eski kelimeleri seviyordu, sanki kullanılmayan unutulmuş üstleri tozlu kelimeler ağzında ıslanıyor, odayı toz kokusu sarıyordu.
Sokağın kenarından, en işlek caddeye kara bir kedi geçti,
Karşı pencerenin güllü dallı perdesinin ışığı, sönmüş sokak lambasına yol gösterdi.
Sana anlatacağım masal biraz pistir, Kırmızı Başlıklı Kız’ın kafasına geçirdiği kurt kafasıdır, Burada herkes güçlü olmaya çalışır da kendi zaafına yenilir.
Bir vardır bin yoktur, öyle unutulur.

 

Mors
Kalbimle midem arasındaki boşluğa yumruklar savuran boksör, Mors alfabesini yeni söküyor.

 

 

 

Ezgi Özcan

İZDİHAM

 

 

 

      İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın