Esra Köse, Telefonu Meşgule Atmak Yasaklansın

Teknoloji çağı. Herkesle istediğimiz an iletişim kuruyoruz. Bir tıkla istediğim kişiye ulaşıyorum. Ulaştığımı sanıyorum. Öyle olmayabilir de. Mesela gece rahatsızlansam kimi ararım, komşumun kapısını saat kaç olursa olsun çalabilir miyim? Hadi ben şimdi iyiyim, yaşlı biri ağrıları arttığında açık bir kapı bulabilir mi? Yahut öksüz bir çocuk, evde ansızın kimseyi bulamadığında veya babası kalp krizi geçirdi de kımıldamadan yatıyor diyelim; ilk kimi arar? Arayacak biri bulunur ama telefonu açacak biri? Telefonu açacak biri bulunur, yardım çağrısına atlayıp hemen gelecek biri? Gelen biri bulunur; çocuğa sarılacak biri? Çocuğa sarılacak biri bulunur,  göz kulak olacak biri… O saatte, gecenin bir yarısı, tatlı uykusundan uyanıp..tanıdık ya da tanımadık; her şeyin şakaya dönüştüğü ve ertelemelerin normal karşılandığı bir zamanda gerçek olup olmadığı belirsiz bir telefona..koşup gidebilir mi insan, kaç kişi? Açan olur mu ki o telefonu, sessizdedir, çalar duymaz, sessizde değildir, çalar meşgule atar..

Ben gencim,sağlıklıyım. Fakat yarın ne olacak? Ya bir ihtiyacım olursa ve son gücümü telefon etmek için kullanıyorsam ve tek bir telefon edecek kadar gücüm varsa.. Kimi arayacağım?

 

 

 

Esra Köse

İZDİHAM

 

 

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın