Esra Köse, Allah Benim Ömrümden Alsın, Sana Versin

Beklemek üzerine sayısını bilemeyeceğim kadar yazı ve şiir yazılmıştır. Kimisinde beklemenin acısından söz edilirken, kimisinde beklemek övülür; çünkü beklemek besleyicidir. İnsanı büyütür olgunlaştırır, kalbindeki sevgiyi coşturur. Bazı zamanlar beklemek,unutturur. Göz görmeyince gönül şapşik olduğundan bir zamanlar deli divane olduğu kişiyi bir çırpıda siliverir.

Bugün ben de bekliyorum. Hiç bilmediğim, tanımadığım bir bekleyiş bu. Bir hastane koridorunda, annemin ölümünü bekliyorum. Ailem ise,benden gelecek bir haberi..

Gün güzel başladı. Annem kendisini bugün çok iyi hissettiğini söyledi. Hayatı boyunca çalışkan,yerinde duramayan bir kadın olduğundan,kendini ne zaman iyi hissetse bir şeyler yapmaya çalışıyor. Mutfakta bir tabak yıkamak gibi. O zaman mutlu oluyor. “Bugün kendimi iyi hissediyorum. Mutfakta iş bile yaptım!”

Biz de seviniyoruz.

Ablamlar,abimler,herkes bugün buradaydı. Doktorun “Ümit yok,bekleyin..” demesinin ardından bir saniye yalnız bırakmıyoruz onu. Doktor şıddeti. Doktor acımasızlığı. Nasıl olabiliyor bilmiyorum. Hayat kurtarmak, şifa bulmasına yardım etmek gibi görevleri olan bir insan,nasıl olur da aynı zamanda bir cani olabilir.

“Bekleyin.”

Bu ne demek?

Ablam iki hafta önce doğurdu. Annem torununu görünce “Allah benim ömrümden alsın,sana versin.” dedi. Bu bir sevgi belirtisiymiş öğrenmiştim. Senin için canımdan geçerim demek. Annem bu cümleyi ömründe kaç kişi için kullanmış olacak ki,gencecik yaşında kansere kapıldı, bırakıp gidiyor şimdi bizi..

Kalabalık bir yemek sofrasındaydık. Akşam üzereydi. Annem fenalaştı. Nefes alamamaya başladı. Mide bulantısı,baş ağrısı. Ambulans çağırdık. Yanında ben gittim.

Doktorun dediği gibi: “Bekliyorum..”

İçeri almıyorlar.

“Siz burada bekleyin” dediler. Herkes beklememi söylüyor. Nefret ediyorum beklemekten.

Doktor geldi. İçeri girdi. Kontrol etti. Çıktı. Bu sefer bana bir şey söylemedi. Yüzüme acı ile baktı. Doktorun acımasız olduğu doğru ama gerçeklerden alıyor canımızın yangınını. Onu hem suçluyor,hem istemsizce onaylıyorum da. Ümit olmadığını annemin solgun,bitkin ve hiçbir dönemine benzemeyen bedeninde görebiliyorum. Onu kaybediyorum. Kalp atışlarının olduğu ekrandan bir an olsun ayıramıyorum gözlerimi. İnişli çıkışlı.. İnişli çıkışlı..

Anne, ben senin kalbini uzun bir çizgide görmedim ki hiç.

Görmek istemem ki.

Allah benim ömrümden alsın, sana versin.

Gitme.

Esra Köse

İZDİHAM

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: