Esra Demirci’nin Kıyı adlı hikaye kitabı çıktı

Okur’un kitap tercihlerinde kitap ismi ciddi bir önem arz etmektedir. Pek çok kitabın ömrü yanlış isim ve sunum tercihleri nedeniyle raflarda çürümüştür. Kitap içindeki metinlerin niteliğini yansıtacak bir ayna olarak yazarın ve yayınevinin “isim” sınavını başarılı bir şekilde geçmesi gerekir

Esra Demirci’nin ilk öykü kitabı Hece yayınları tarafından Mart 2015 de yayımlandı. Kitabın içeriği ve Esra Demirci’nin öyküsüne geçmeden önce kitabı isim bağlamında değerlendirmek istedim.

Kitap ismini içerisindeki öykülerden birinden alıyor: “Kıyı” Kıyı kitabın yedinci öyküsü. “beni kıyı zannettiler, bende biriktiler” üst sözü ile açılan öykü, kitabın güçlü öykülerinden biri. Kıyılar sonsuzun habercisidir. Yazar ilk kitabına kıyı ismini koyarak hem öykü dünyasının kıyısına ilk adımını attığını hem de sonsuza niyet ettiğini hissettiriyor bize. Her yazın türü kendi içerisinde “sonsuz” olanağını sağlar. Bir ilk kitap bu nedenle elbette ki “kıyıda olmak” olacaktır. Bu bağlamda kitaba verilen “Kıyı” ismi yerinde ve doğru bir tercihtir.

Özelde yazın türleri, genelde edebiyat dergilerin sırtından yükselir. Esra Demirci de derginin ve dergiciliğin çilesini yüklenmiş olarak geldi. Arkadaşı ile “Okuntu” dergisini çıkardı. Diğer yandan Mahalle Mektebinde, “Heceöykü”de öyküleri ile görünmeye devam etti. Bu yorucu fakat büyülü bir tadı olan ortamın tozlarını yutmuş bir isim olarak emek ve titizlik öykülerine ve kitabına da yansıdı.

Kıyı on yedi öyküden oluşan bir ilk kitap. İlk kitaplar büyük ölçüde yazarın edebi hayatının sınırlarını belirler. Yazarın sonrasından önemli izler taşırlar. Yazarın özgünlüğü de yine ilk kitaplarında ele verir kendisini. Henüz ilk kitabında Sınırlara kurallara takılmadan kendi anlatım biçimini oluşturmaya çalışan yazarlar bu çabayla kalıcılık için sağlam bir temel de inşa etmiş olurlar.

Esra Demirci öyküleri ile dergilerde görünmeye başladığı dönemden itibaren kendi damarını bulma peşinde koşan bir öykücü. İlk kitabı ‘Kıyı’da yer alan öykülerde bu arayışın izleri görülüyor. İç sesin olanaklarını zorlayarak oluşturduğu ve ince bir ayrıntının etrafında büyüttüğü öykülerinin konuları acı, yalnızlık ve insanların kırılganlıklarından oluştu. Pek çok öykücü tarafından defalarca işlenen bu konuları kendine has ironik, ajitasyona düşmeyen, sakinleştirici anlatımıyla yorumlayarak kendi damarını oluşturma yönünde önemli bir adım attı.

ÖFKE TEMASI, İRONİ’NİN SERİNLİĞİ VE AYRINTILAR

Kitabın öne çıkan öykülerinden “İhtimal” de, aralarında iletişim sorunu olan evli bir çiftin problemleri anlatılır. Kocanın vurdumduymazlığı, kadının bunalıma sürüklenmesine sebep olur ve kadın sonunda kocasının ölmesini isteyecek duruma gelir. “törpü” öyküsü bir kuaförün yüzeysel aktarımı ile oluşurken yazar, Ayfer ablanın kocası ile yaşadığı sorunu bir öfke patlaması anı ile gösterir. Bir başka öykü “virgül” de hayatın olağan akışı içerisindeki bir öfke anının bir başka hayat üzerindeki etkisi anlatılırken öykü yine bir ayrıntı etrafında gelişmektedir. “parantez” öyküsünde annesine kızan bir hayırsızın! Öyküsü alt metinde yine öfke teması ile aktarılır. Öyküdeki adı ile “ters adam”ın komşu çocuğa aldığı bir poşet kaymak içerisinde annesine ilettiği mektup kırılma anıdır.

Kitapta öne çıkan öykülerin ortak özelliği yazarın kullandığı öfke dilidir. Bir başka özellikse öykülerin küçük bir anı anlatmak için kurgulanmış olmasıdır. “ihtimal” öyküsünde kadının, kocasının ölmesini istediği an. “törpü” öyküsünde Ayfer ablanın telefonu açıp “ ömrümü törpüledin be, törpüledin” dediği an

Yazar bu hassas konuları ve vurgulamak istediği anları öfke dili ve ironinin serinleştirici gücü ile birleştirip metinlerin iç ritmini bozmadan güçlü bir kıvraklıkla anlatmıştır.

Günümüzde öykü, roman karşısındaki yenilgilerinin rövanşını alıyor. Türkçe öykünün usta isimleri bir yandan, hem yaş hem de eser bakımından genç diyebileceğimiz öykücüler diğer yandan Türkçe öykünün sınırlarını zorlayarak, öyküyü hak ettiği yere taşıyorlar. Taşımaya devam edecekler. Esra Demirci “kıyı” ile bize öykü yürüyüşünün devam edeceğini söyledi.

Yazarın çıtasını belirlediği ilk kitabından sonra, yazarın yazın dünyasındaki yerini koruyup koruyamadığını belirlemesi açısından ikinci kitap da önemli aşamalardan biridir. Esra Demirci bu aşamada da başarılı olacak mı? Bekleyelim görelim.

 

Esra Demirci, Kıyı, Hece Yayınları
Yunus Meşe değerlendirdi. Kendisine teşekkür ederiz.
İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın