Ertuğrul Rast, Seçtiğim Romanların Son Cümleleri

“Oturdum, kar taneleri arasından gözüken kenar mahallelerdeki son evlerin turuncumsu ışıklarına, televizyon seyredilen kırık dökük odalara, karla kaplı damlardaki düşük bacalardan tüten ince, titrek ve narin dumanlara bakıp ağlamaya başladım.” 
Orhan Pamuk – Kar

“-En iyisi, dosdoğru, hiçbirine aldırmadan yürüyeyim ! Dedi ve öyle yaptı. Yüzlerce tekerleğin fırıl fırıl dönerek koşuştuğu yöne-artık kendinin olmayan adımlarla- dosdoğru yürüdü… Bunlar basit ömrünün son adımları olmuştu!…”
Refik Halid Karay – Bugünün Saraylısı

“Bir dakika sonra ayrılmışlardı. Feride, uzun bir susuzluktan sonra berrak bir dereden kana kana su içen bir kuş gibi canlanıyor, ayağını yere vurup yüzünü göstermemek için bir yandan bir yana çevirerek:

-Ne ayıp, yarabbi, ne ayıp! Sen sebep oldun vallahi sen sebep oldun, diye hırçınlaşıyordu.  Yanlarındaki ağacın dalında bir çalıkuşu ötüyordu.”
Reşat Nuri Güntekin – Çalıkuşu

“Kahin, görebilen tek gözüyle aynaya baktı ve uzun boylu, çekik gözlü o adamı gördü. Bunu görmek, kendisi gibi diğerlerinin de içinde yaşadıkları o dünyadaki asıl hakikati görmek demekti. Gözün görevinin görmek değil, hakikati görmek olduğunu söyleyen alim aklına geldi. Hakikati gören gözün başka hiçbir şey görmesine gerek yoktu. Yedikule Kahini’nin yegane gözüne de bu şekilde perde indi. Ama kör olmasına rağmen hiçbir şey görmüyor değildi. Gözlerinin ona gösterdiği yegane şey, o uçsuz bucaksız karanlıktı. Tıpkı sessizliği dinleyen Eflatun gibi, Kahin de sustu. Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.”
İhsan Oktay Anar – Suskunlar

“Bir şey anlamak veya anlatmak için değil; sadece, beynimin herhangi bir şey çiğnemek için gıcırdayan dişlerinin arasına bir fikir sakızı atmak için.”
Peyami Safa – Bir Tereddüdün Romanı

“Beş dakika sonra hastahaneden çıkıyorum. Son not. Bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden tanıyorum. Üstümden çıkarıp yatağa attığım robdöşambr içinde, ebediyen aynı insan bulunacak : Hasta.”
Annem, Mithat Bey ve arkadaşım içeri girdiler:
“-Haydi…”
Peyami Safa – Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

“Vakit tamam ! Üzerinden bir okuma geçmiş kitabı karşısında yazıcının duyduğu ürpertinin anısı, bütün anılara benzeyecek nasılsa. Bütün defterlerin özeti, mahşere kadar açık kalacak bir defter değil mi? Konan göçer, doğan ölür elbet. Irmak denize, deniz ırmağa kavuşur sonunda; ruh kaynağına, kaynak da ruhuna muhtaç değil mi şunun şurasında ? Ne güzel, ölecek olmak ne güzel. Ne güzel, ölecek olmanın muştusu ölmeyecek olmanın tahayyülünden, ne güzel.”
Beyit:
Minnet Hüda’ya devlet-i dünya fena bulur
Baki kalır sahife-i alemde adımız
(Baki)
Nazan Bekiroğlu – Yusuf ile Züleyha

“Yakındaki kilisenin çanı öğlen vaktini çalıyor. Son kez kalemimi bırakacağım ve bu defteri kapayacağım; yazı takımımı toplayacağım sonra da gidip pencereyi açacağım, güneş, Cenova’nın gürültüleriyle birlikte gelip içime dolsun diye.”
Amin Maalouf -Yüzüncü Ad

“O gidince çevreme bakındım, seslendim, giderek bağırmaya başladım. Şirin yoktu. Beni bulabilsin diye oradan hiç ayrılmadım. Ve bekledim. Bir saat. İki saat. Rıhtım yavaş yavaş boşaldı.”
Amin Maalouf – Semerkant

“Kim olduğunu ne bilirlerdi. Şimdi korkunç zordu onu sevmek; ve o, buna yalnız Biri’nin gücü yeteceğini seziyordu. Ama o, Biri, istemiyordu henüz.”
Rainer Maria Rilke – Malte Laurids Brigge’nin Notları

“İşaretler ve yıldızlarla yüklü olan bu gecede, kendimi ilk kez olarak, dünyanın tatlı kayıtsızlığına açıyordum. Dünyayı kendime bu kadar eş, bu kadar kardeş bulunca, anladım ki, eskiden mutluluğa ermişim. Hatta hala da mutluydum. Her şey tamam olsun, kendimi pek yalnız hissetmeyeyim diye, benim için artık, idam günümde bir sürü seyirci bulunmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını dinlemekten başka bir şey kalmıyordu.”
Albert Camus – Yabancı

“Daha sessizleşerek ve neredeyse farkına varmaksızın bakışlarıyla anlaşarak kızları için artık uygun bir koca aramanın zamanının da geldiğini düşündüler. Ve yolculuklarının sonunda aralarından ilk olarak kızları ayağa kalkıp da dipdiri bedeniyle gerindiğinde, bu onlara yeni düşlerinin ve iyi niyetlerinin bir tür onaylanışı gibi geldi.”
Franz Kafka – Dönüşüm

“Ey toprak, sütanam benim. Hepimizi bağrına basmışsın sen, yeryüzünün dört bucağındaki insanları besliyorsun. Se söyle onlara Toprak Ana, anlat insanlara.
-Hayır Tolgunay. Sen anlat, insansın sen ! Her şeyden üstünsün, her canlıdan akıllısın. Sen insansın ! Sen anlat bunları. Gidiyor musun Tolgunay?
-Gidiyorum. Ölmez sağ olursam gene geleceğim. Hoşça kal Toprak Ana !”
Cengiz Aytmatov – Toprak Ana

“Dehşeti zor anımsıyorum; içimde taşıdığım şey, basit ve kutsal bir gizi bulmuş olmak. Tanrı da ilk insana böyle bakmıştı belki…”

André Malraux – Altenburg’un Ceviz Ağaçları

“Ah! Ne kadar muyluyum ! Her şeyden mutluluk duyuyorum. Hatta bir süre için bacaklarımı kaybettiğime bile memnunum. Çünkü, aksi takdirde bacakların bir insan için bu kadar değerli olduğunu hiçbir vakit anlamazdım. Yarın bugünkünden bir iki adım fazla yürüyeceğim. Herkese kucak dolusu sevgiler.
Eleanor H. Porter – Pollyanna

“Kara toprak Allah’ı anıyor.”
Necip Fazıl Kısakürek – Çöle İnen Nur

 

 

Ertuğrul Rast, bloğundan

İZDİHAM

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: