Erkan Can, Boşluk Mevsimi

Erkan Can, sert ünsüz katillerin derdine düşmüş.

ama bu kadar meşhur bir denize açılmış gitmek, vazoda tek başına bırakılma halime
ne kadar benzerse o ölçüde burjuva ve fani
ne kadar kan çeker bir tufan gitmesi , kabuklanır, yaralanır, sarmaşır
gitmen bir çok Arjantin kentinde sokağa çıkma yasağı ilanına bahane edilir
ah ne iyiydi ıslak hali caddelerdeki yağmurun
ne iyi ellerin soyut bir tanışıklık gibi mevsim yok gibi
sokaklara sordururken seni kayboluyordu deniz, martılar sakar
en çok böyle kurtarılırsın hızla döner Fatma, merdivenken akşam akşam her durak
ve senden net bir cevap almaya hazır değilken sarımtırak halklar, gitmek de bunun için, kalmak da
bir iki sokak öteye geçeceksin bak göklerin içinden kılıçlar doğacak
belli ki yedekte bekletmek gerekecek akdenizi Francis mutlu, yeşil bayrağı aktı
esrar bulursa şüpheye düşmeyiz hele beraberlikten, pastoral oluruz kırmızı kalemle çizdiğimiz,
böylece doğum günü kutlarız toprağı sevmekten
toprağı sormaktan endişeyle zıplarız, alkol dövmek fedakarlığını tavsiye eder şair
bilesin tüm yollar uzaktan seçilir altıparmakta
ki  vazgeçmeyince direniş görmek istiyor ellerim
sonra toplanınca kalabalık olup takip ediyoruz sırayla kendilerimizi
ki fukişimada deprem bilmek sevgilim, sanata dahil
burada bekle
yüzün bağışık kalsın hainlere
yepyeni bir kabre sığmayan şiirleri yeniden ağlamak için poyraz sert epeydir
otobüs hazır, bombayı da siyah kuşağıma dök, ıslan ve düşün
düşün balkondan ankaraya bakabilmeyi
dök zaten benden bi Ankara olmaz
yine de koymak istiyorsan bizi değişik vazolara
isa haklı çıkacak modern edebiyat için dediklerinden
bakarsın morfini dedemin kurduğu vakitlerde yasaklar atlılar
ve buna rağmen göç ettiyse etti, kompartıman doluysa kuşlarla doludur
torbadan çıkan şiiri masaya koy biraz şarapla yemeğe bak, şahin hala bilirkişi
burada yine maçtan gelişimle bir yangın çıkıyor kadından
öğretmen ekmeği bölüyor, çok kurtulmuş şehirler icad ediliyor
hivro ayı dilimliyor kandırıldığına dair
ve dönüyor kandırılıyor nesimi
korkuyorum çünkü mekanizm büyük bozuldu tren
sayılardan bize sıralar gelmiyor henüz
toplum buna sert ünsüzler gibi bakıyor katili gözünden öpüyor büyükler
dışarı çıkıyorum bahar var ayşe çok zarif
evlere merdivenlerden fena halde çıkılıyor
bu alfabeyle çok katil doğurur analar diyor
annem kitap yazmayı bu kadar sevmese
birkaç boşluk hüzün bırakıyor merak ediyorum onları
düşünmeyi merak içinde öğrenmekteyim maç yapmaktayım, kurtarmaktayım şarapları ekşimekten
bekletiyorum daha kendimi, Amerika değmesin bize
yoksa kefen yakışmaz, kırılır kanadı, perdeler katreleşir
gönderirim bir yalnızlık olur Süleyman, ellerim pıçaktan daha kesik
sokaklardır uçurum görmeyen binalardan atlayınca biraz daha suskun
azıcık solar, biraz fren yap hafifler müzik, donakalır komşular
trenden atlayacak son fabrika kızını da ayık görürlerse
götürürler, bir Perşembe günü millet meclisinde kutlanır, bu bizi gayet modern yapar
mühim oluruz, damarlarımızdaki yoğurdu pekmezleriz
istersen atlarız bir manganın bile uygunsuz hallerine
yeter ki sen bir dağ düşün, ki tırmanmak düşmekten iyidir
nikahın faziletlerini saymaktan iyidir, perşembeye nazaran
sorular bitti, kanepeye yasladı kendini masa
son sayfada ismi geçene kadar cevap vermedi
alkışları gördü, sigarayı bıraktı, kıyamet patladı
cebinden bir selvi çıkardı rüyasından kalma
el değiştirdi bu kez silah, boşlukta hüzün, parlak redingot
hüznün içinden keman sesleri, şiirler ve anneler infilak etti

 

Erkan Can

İzdiham

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın