Ercan Kesal, Evvel Zaman

‘’ Yine bir akşam sararır bozkırda
Gençliğimi omzuma saklar giderim
Çaresiz, sevdamın ardından giderim
Ölürüm İğdebeli’nde sessizce

Ölümüm yanıtlar mı öfkemi?”

Ercan Kesal ( Eylül 1985/ Keskin)

 

Kendisini, yazdığı başarılı senaryolarından ve oynadığı filmlerden tanıdığımız Ercan Kesal’ın güncesi Evvel Zaman İthaki Yayınları’ndan çıktı. Ercan Kesal bu eserinde, kendi yaşadığı bir olayı konu edinen, kendisinin de rol aldığı ve aynı zamanda senaryosunda da büyük emeklerinin olduğu Nuri Bilge Ceylan’ın ‘’Bir Zamanlar Anadolu’da’’ filmini çekerken yaşadıklarını yazdığı güncesini okuyucularıyla paylaşıyor.

Hayatta her birimizin yaşadığı çok özel anlar, duygular ve ilginç diyebileceğimiz olaylar mutlaka vardır. Ve birçoğumuz hayatımızda yaşadığımız ve fark ettiğimiz bu olayları başka insanlara da yaşatmayı arzu etmişizdir. İşte bu arzuyu en iyi şekilde yerine getirmek için iki yol vardır. Bunlardan birisi sinema bir diğeri de edebiyat. Ercan Kesal bu iki yolda da başarılara imza atmış bir sanatçı.

Ercan Kesal doktorluk vazifesi için gittiği Keskin’de yaşadığı bir olayı ünlü sinemacı Nuri Bilge Ceylan ile etkileyici bir sinama filmi olan ‘’Bir Zamanlar Anadolu’da’’ ile bizlerle paylaşmıştır. Usta sanatçı Bir Zamanlar Anadolu’da filmi ile işlenen bir cinayetten sonra cesedin bulunması için yapılan bir arama yolculuğunu görsel olarak seyircilerle paylaşmış ve bu filmin çekim esnasında nelerin yaşandığını da Evvel Zaman ile okuyucularla samimi bir dil ile paylaşıyor. Evvel Zaman kurgulanmış bir eser değil, Ercan Kesal’ın tarihler ekleyerek tuttuğu bir günlüktür. Kitabın içine günlüğünden kendi el yazısıyla yazdığı yazıları olduğu gibi eklemesi Evvel Zaman’a otantik bir hava katmış.

Evvel Zaman kitabı gerek yazarın içtenliği gerekse günce niteliğinde olması sebebi ile samimi ve gerçekçi bir eser. Her an kendinizi de film setinde filmin çekilişini kamera arkasından izlerken bulabilirsiniz. Çoğu film de olduğu gibi ‘’ Bir Zamanlar Anadolu’da ‘’ yı da izleyenler kamera arkasında nelerin yaşandığını, nasıl koşullarda çekildiğini, senaryonun malzemelerini ve gerçek hayatımızda ki yerini merak edeceklerdir. İşte Evvel Zaman bir filmin arkasında yaşananları akıcı ve sürükleyici bir dil ile önümüze sunuyor.

Ben Bir Zamanlar Anadolu’da filmini izlediğim de en çok cesedin gömülü olduğu yerin bulunma anını ve otopsi sahnesinin nasıl çekildiğini ve nelerin yaşandığını çok merak etmiştim. Bu meraklarım o sahnelerin hem esin kaynağı hem de çekim anında orda olan Ercan Kesal’ dan okuyunca netlik kazandı. Mesela otopsi sahnesinin çekildiği bir gün ceset rolündeki sanatçı Taner Bilsen in doğum günüymüş. Morgda prodüksiyon ve ekip arkadaşlarıyla mumlar yakıp doğum günü pastası yemişler. Bunları okuduğumda ne kadar heyecanlandığımı bilemezsiniz. Eminim sizlerde bu eseri okuduğunuzda filmle ilgili kafanızda kalan merak unsurlarının giderilmesinden büyük zevk alacaksınız.

KİTAPTAN

01.12.2009 I Salı Keskin /hastane

Bugün otopsi odasına girdik Nuri’yle ara sıra birbirimize bakıp gülüyoruz Kübi, Şakir’i iyi oynayacak galiba? Saçını sakalını kestik bıyıkları da badem yaptık pek bir tuhaf oldu.

Erol inanılmaz dayanıklı birisi, nefes almıyor, gözünü kırpmıyor, öylece yatıyor. Bazen abarttığını düşünüp rahat olmasını falan söylüyoruz. Nuri’ye göre bunlar oyuncular için iyi ve normal şeyler.

Taner’in doğum günüymüş(30 Kasım). Prodüksiyon unutmamış bugün saat 16.00 gibi otopsi odasında pasta ve mumla sürpriz yapıldı. Taner çok duygulandı.

Her gün bir iki kişi, 25 yıl öncesinden çıkıp geliyor ziyaretime, her birinin elinde birkaç fotoğraf, yıllarca saklamışlar ve beni hiç unutmamışlar. Bu film ile onlara haksızlık yapmam inşallah.

Saat 17.00’de setten ayrıldım, Ankara’ya gittim, muhasebecim İstanbul’dan uçakla geldi. Havaalanının kafesinde çekleri imzalattı ve döndü. Bende sislerin içerisinden arabesk dinleyerek otele geri döndüm. Yarın 5. çeşmeyi çekeceğiz bir süredir İstanbul’da olan tüm oyuncular bu gece oteldeler. Yarın hava kapalı olursa eksik kalan çeşme sahnesi çekilecek.

Ahmet Uluçay için Ekmek Sineması’nda tören düzenlenmiş, oradan da Kütahya’ya götürmüşler.

Keskinli arkadaşlarımdan Şinasi aradı, çok kırılmış ilgilenmiyorum diye. Yeminler edip kapattım telefonu. Gönlünü almalıyım.

Nuri ‘’roman yazmalısın’’ diyor, ne yazabilirim? Galiba önce hastane prangasından kurtulmalıyım. Ama İstanbul’a döndüğümde ilk yapacağım ve hep yapacağım şey oğlumla daha çok zaman geçirmek olacak.

Handan (Türkeli) mail atmış antropoloji ödevi ile ilgili, üniversiteyi de çok özledim.

Odama geldim, kirli çamaşırlarım artık bavuldan taşıyor, banyo yaptım yattım. Sabah 05.00’te kalkacağız.

Evvel Zaman (Sayfa: 152)

Enes Aras
İZDİHAM

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: