Enes Aras , Asıl Otorite Şiirdir

Kalmaz gerek longaya
Şairi bastır tongaya
Tuzla şair kokmasın
Berkçe bastır kalkmasın

İsmet Özel, Of Not Beıng A Jew

Şayet benim elime bir şairin müsveddeleri geçse ne yapardım bunu tam net söyleyemem. Şiir seven ve şiir yazamayan insanlar için bir hazinedir bu. Ufakta olsa ben de şiirle ilgileniyorum. Yazmaktan çok okumaya olan bir ilgi bu. Yazdığım birkaç şiir de var hani. Tabi bunlara şiir denir mi, şiir denirse kim der bunu bilemem. Acaba o müsveddeler benim elime geçse ve kendi ismimle yayınlansa, benim şahsıma ait olan şeylere şiir olmuş ve ya şiir olmaktan çok uzak diye bilme yetkisi olan o otorite nasıl bir yorumda bulunacaktı. Bir şiiri şairinden ayırınca, şiir oluşundan bir şey kaybedecek miydi? bunu çok düşünüyorum. Fazla romantizme kaçmadan bu olay üzerinden bir sorundan bahsedeceğim. Bahsettiğim şey size göre bir sorun mudur bunu bilemem.

Çoğu şairi bu konudan müstesna tutarım ama okuyucu olarak baktığımda son dönemde şiir konusunda öyle hezeyanlarla karşılaşıyorum ki. Birkaç tane şiiri ile ünlenmiş isimlerin artık bu ünlerinin verdiği popülarite ile ne kadar düşük kalitede ürünler koyduklarının ve bu ortaya konan şeylerin şiir algısına verdiği zararın farkına varmak gerçekten üzüyor insanı. Eminim çoğu okur ve şair de farkındadır bu durumun.

Şairler bir yana şiirle uzaktan yakından alakası bulunmamış komedyenlerin bile yazdıkları şeyler isimleri altına yazılınca nedense şiir oluveriyorlar. Kitapları elden ele dolaşıyor.Şiir den çok şairin! ön planda tutulması şiir için bir intihar hareketi değil midir. Peki bunu belirleyen şey nedir ? yani yazılan şeyin şiir ve ya başka bir şey olduğu belirleyecek otorite nedir? Bu otorite şiirin kendisi olacaksa bu konuda söylene bilecek bir şey yoktur. Ama eğer buraya başka şeyler oturmaya çalışırsa sorun var demektir. Bir aşçının yaptığı yemeğin güzelliğine yine aşçı mı yoksa gurme dediğimiz kişiler mi karar verir. Yoksa yemeği yiyen her bireyin yemek hakkında söyleyecek bir kanısı olduğu gerçeği mi? Hangi taraftan bakmalıyız bunu sormaya devam edeceğim.

Evet biz gençlerin büyüklerden cevap beklediği sorular bunlar. Söylediklerimin yenilir yutulur cinsten şeyler olmadığının ve hatta büyüklerim tarafından hadsizlik ile itham edilebileceğimin farkındayım. Ancak durumu başka türlü nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Şiir mafyasının olduğuna inanmak şiiri öldürecektir. Ama eğer gerçekten böyle yapılanmalar var ise şiir zaten ölmüş değil midir.

Enes Ediz Atilla Aras

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın