Emine Yıldız, Buraya Kadar Haşiye

 “iyi dersler arkadaşlar!

 “sağ ol!
ömrümle ışıyan kelimelerini yiyorum çünkü böyle gerekti hâşâ ağzımı silmeden akşam ezanından önce orucumu bozuyorum yine bazı şeyler yolunda gitmedi buralarda yüzyıllardır top değil bomba patlıyor tedirgin değilim ama bombardımana alışamadım ağzımdaki kanı yutuyorum birkaç kefaret biriktiriyorum üç beş altı altmış tutuyor senelere vurursak orucun matematiği beni anlamıyor midemle bir problemim var ülserimi çözüp gelmek terbiyeye kaldığım yerden devam etmek istiyorum derinden yaralıyor bu bakteri beni empati yapayım diyorum yeri gelmişken
bir arkadaşım vardı şimdi aklıma geldi beşinci sınıftaydık beslenme saatlerinde arkadaşımın bazı organları kanardı bugünlerde ölmekte olduğunu ve kutlu bir ölü olarak anılacağını duydum onun müstakbel ölümünü ziyaret etmek isterdim lakin toplu rüyalara akbilsiz giremem şahsi seyahat ise pahalıdır bunları laf olsun diye mi söylüyorum ey okuyucu ben yolculuğun faturasını şehri yenmek için birkaç otobüs değiştirdiğimden ve cebimden avlandığımı anlayınca evime döndüğümden bilirim
geçmişi düşlerken aklımın önüne Halit adlı yarım bıyıklı bir hoca giriyor kelimeleri incelerken soluklanıyor
devinim bazen bazandan ibarettir hakiki uğraş döngüde depremler yaratmaktır diyor 
geçmiş zaman kürsüsünden devamlı gülümsüyor ondan neden’li kelime çözümlemeleri yapmasını rica ediyorum harfleri ayrıştırarak tanrı parçacığına erişebilir miydik ah’med ile ay’can hiçe kadar yolumuzu gösterebilir mi bize diye dersin fokurdamasını sağlardım ama yapmadım yapmam da çünkü ben usu başında bir öğrenciyim yerim bellidir benim ya orta ya arka sizin orada oturmanızın muhakkak bazı sebepleri var bilinçaltınız sizi oraya itti siz fark etmeden oranın demirbaşı oldunuz oh oldu size evinizde yazın fasulye konservesi kış günleri patik yemek saatinden önce börek yapmalıydınız sakın bunları protokole/cepheye almayın almak istediler yalancı çıkardılar ekberi
biz onun gözüne perde çektik kürsü çok sıkıcı oldu yanımıza gel
yo ben burayı sevdim hem buradan serçelerle bakışıyoruz
yeni öğrencinin sessiz sakin hali beni korkutuyor
şöyle devam ettim palavraları kovun size rakam üfleyen ihtiyarları rüyalarımdan def etmek hakkımdır ilhamımı beton saraylarınızda anmayın
yukarıda adı geçen herhangi bir hikayede susturuldum midemin ayıbını örtbas etmeliymişim eğer Kudüs’e bir söz söylenecekse şu olurdu seni yarıdan kesiyor Müslümanlar böyle değildir onların kolları ne yazık ki her safta birleşmez buna örnek ister misiniz devrimin geçmiş olduğu bir ülkede dörde beş koştuğu için bir çocuk öldürülmüştü işte ben onu hiç unutmayacağım onunla benzer bir kadere sahip olmayı ne çok isterdim gelin görün ki ben birinci sınıfta 5’ten şiddetle kalanım bunun içindir onu en iyi ben anlarım gözlerimi yaşartan ve alnımda gizlenen iktidara selam ederim imsağa kadar vaktim var teheccüdü kılıp geleyim tespih bizim için umuttur ben böyle gördüm böyle döndüm
Emine Yıldız / Aydos Dergi-6
İZDİHAM

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın