Emine Şimşek, Üçe Kadar Sayınca

Kadınlar allı morlu entarileriyle karşılıyorlardı salı günlerini.Renkli kefenler beğeniyorlardı itişe kakışa.Şeytanlar şarkı söylüyordu pazar yerlerinde. Parmak uçlarımdaki toplu mezarlar baş kaldırdı:Bu ölüm yakışmadı bize,hadi yeniden ölmeye!

Bir avuç ateşle yıkadığım soframda,çıplak ayaklı akreplerle boy ölçüşüyordu yaşamak.Karanlık şehrin sokaklarından bulutlarla küs geçen karanfil satan bir kız olmuştum.Geceydi.Bir başıma oyun parklarında oturmuş sarı balonlara mor kalemle şiirler yazıyordum.Sonra tahterevallinin bir ucuna bağlıyordum balonları,diğer ucuna ben geçiyordum.Göğe yükseliyordum.Karanfil satan bir yıldız olmuştum.

Üç elma düşmüyordu bu şehrin masallarının sonunda.Üç kez söylenmiyordu hiçbir şey.Çöp evler çiziyordu avucuna elleriyle kekeme bir anne.Rengi atmış kazaklarını söküp iplerinden çiçek bahçesi örüyordu.Gözü mavi oğullarını babasız bıraktı.En çok da kendini…En çok da kendini bıraktı.O rh pozitif kan emziriyordu nehirlere parmaklarının sıyrıklarından.Ben, iğne oyalı mendilimle nehirlerin ağzını siliyordum.

Ses tellerinden uçurum kopardığım denizler zırhlı araçlarla geliyordu üzerime.Gökkuşağının altında yağmur olmayı bekliyordum ben.Adım emine değildi.Annemi bana iyi huylu cinlerim tanıttı.Bir Pazar gazetesine sarıp bırakmış beni trafik ışıklarının altına.Üç adım ileri gidip Mart’a kustum kinimi:Neden Meryem olmamı bekledin benden!

Erkekler geçiyordu göğümün önünden.T cetvellerle biçiyorlardı sevgilerini.Yeni yetme aşk sözleri dil uçlarını kesiyordu.Sigara paketlerindeki meleğin kanatlarıyla sarıyorlardı yaralarını.

Bağırıyordum:Şehrin efendileri!Terra rosa topraklarınızdan öksüz çocuk ağıtları akıyor.Sirklere koşun!

Bir sihirbaz çıkacaktı sahneye,’’Üçe kadar sayınca…’’ diyecekti.Yağmur olacak,kimsesizler yurdunun bahçesine anne yağdıracaktım.

‘’Üçe kadar sayınca…’’

Bir.İki.Üç.

Ertesi gün manşetlerde kalın puntolarla:Bardaktan boşalırcasına kimsesizler yurdunun bahçesine papatya yağdı.

Emine Şimşek
İzdiham

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın