Emel Güz, Östrojen

Emel Güz annesine, belki annesi de kendi annesine böyle seslendi.

Anne! Ben sende kötü bir başlangıçtım.
Hayatın kanlı duvarına sancıyla tutunan taş.
Sevmediler beni, ben bir anne ölüsüydüm.
Anlamadığın bir dille beni yalanladılar!
Şiir yazdım… O da yazdı… Okumadık birbirimizi.

Anne! Duvardan anneleri silmek istiyorum.
Ölmeliyim anne olmamak için bir daha.
İlaç boşaldıkça beynim çürüyor!
Neyi bekliyoruz gömülmek için ilaç kutusuna!
Çürüyen beyin kokusuna anneler dayanamaz.

Anne! Şiirleri cam vazolar gibi…
Salonun, yüzümün, kağıdın orta yerinde!
Yeniden ezberleyip duvardaki biçimini,
Aklımı senin “ilk göz ağrımsın” dediğin
Yere bırakıp şöyle senin gibi büyümeyi…

Anne! Duvarımı yıkma yüzüme bak!
Çıkar gözlerini ağrından kurtul!
Ben iyiyim, kendi halinde bir ceza…
Kutsal olan şeyler kolay yıkılır
Beni sevme kendinden kurtul!

Anne! Beni sana benzetiyorlar
Korkuyorum anne olmaktan!

 

Emel Güz, Varlık

İzdiham

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın