Elif Bayır, Orkide

“Her birimizin hiç hatırı sorulmamış kıyıları köşeleri var. Kim bilsin bu kadar girintisi çıkıntısı olduğunu içimizin!”

(Gökhan Özcan)

 

Kaç cümle biliyorum içimden kurmuşum da dilime değmemiş, kaç cümle öznesi ben değilim. İçimin çıkmaz sokaklarına sıkışmış bir kadın kadar alıkonmuşum hayattan, dışımda her sabah, iki göz kapağıyla yaşamanın kapısını açan genç kız kadar mahkûm kılınmışım hayata. Halim malum, hatırını soruyorum içimin her sabah;

– Günaydın, nasılsın, ümitvar mıyız bugün?

– Evet, kökleri güneş görmeyen bir orkide kadar, çiçekleri bembeyaz.

Şiirler düşmez dallarına orkidenin, ancak sonu olmayan hikâyeler anlatır güzelliğini. İçinin köşelerine değdikçe güneş, dışında tomurcuklarla kapısını açar renklerin. İşte hikâyesidir orkidenin, bitmek bilmeyen bir ümitle güneşi beklemek…

Benimse beklemek içime tohumu atılmış bir avuç diken gibidir, beklememek avuçlarıma bastırmak çiçek açmış dikeni. Dışımın yaraları bir gençtir, ben en çok içimdeki kadından korkuyorum. Çünkü ben ne zaman ellerimle çay kaşığını ayırsam bardaktan, sen yoksun, anlıyorum.

Ah içimin gelmemiş olgun çağı, yanın sıra adımlamadığım yollar kadar uzun yokluğun. Varlığın, yeni demlenmiş ıhlamur kokusu… Sesinle avuç içlerime şifa buluyorum. Gözlerinden güneş alıyor köklerim, bundandır bir cesaret büyük bir bilmemekten bahis açıyorsam sana. Ama sen bil ki sana kendimi anlatacak şiiri daha bilmiyorum…
Neşeme sebep hüznüm.. Bir ikindi telaşında akşam olmadan karşılaştığım. İçimin çıkmazlarında huzur buluyorsa bir kadın, senin o köşede öylece duruşundan biliyorum. Tüm soru cümlelerini cevapsız bırakarak, zamanını ve yerini söylemeden karşımda duruşun, ancak yalnızlığıma işaret, fazlasına yormuyorum. Aczim, her daim üstünde rengini taşıdığın çöller misali. Ne vakit başını yere eğsen, şehri Tebriz sanıyorum. Kök salıyorum susuzluğuna dünyanın, bir nefes almasan her yanım kuruyacak biliyorum. Biliyorum, biliyorum, bilsen diyorum.

Tamam, kelimesi tükenmiş şairler gibi durma öyle, sustum. Zaten senden şiirler beklemiyorum, adın kâfi… Değiştirdim öznesini tüm cümlelerimin, yolları adımlamaktan da vazgeçtim, yol oldum. Köşede duruşunu bir fesleğene dokunmak saydım, avuçladım kokunu. Dışımla durdum karşında, halim malum, içimin köşelerini sual etmeye niyet etsen kâfi… Nazarına dahi talip değilim, yeter ki kaldır başını yerden, yalvarıyorum!

– Nasılsın, ümitvar mıyız bugün?

– Evet ümitvarız ölmek konusunda, köklerinden ayrılmış bir orkide kadar.
 

Elif Bayır
İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın