Edebiyatçıların Anneler İçin Yazdıkları

Anne öldü mü çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde siyah bir çubuk
Ağzında küçük bir leke
Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne
Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne

Sezai Karakoç

 

“Annemle karanlık ba’zı geceler çıkardık Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık”

(Ahmet Hâşim, “Sensiz”)

 

“Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider . sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.”

(Nâzım Hikmet, “Bulutlar Adam Öldürmesin”)

 

1300 tarihli şehbenderlere dair talimata
ve anamın kanserine alıştım  

(İsmet Özel)

 

“Seni gömdük anne yıllarca evvel

Gözyaşlarımızla bu ıssız yere

Kimsesiz bir akşam ziyaya bedel

Matem dağıtırken hasta kalplere.

(Ahmet Hamdi Tanpınar, “Annem İçin”)

 

“Anamdır ışığa suya benzer

Ana olmuş çocuklarının ilki

Nasıl iyice diyebilirim

Anamdır başka biri değil ki

(Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Ana”)

 

“Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim!

(Necip Fazıl)

 

“Fakir yatağının kırışığında

Bir ölü lambanın kör ışığında sararmış yüzünün kırışığında

Beliren kederi okudum anne!

(O. V. Kanık, “Annem’e”,-15 Mayıs 1929,-Orhan Veli henüz 15 yaşında)

 

“Geceler dedim aklıma geldi

Uyurken, sızlıyor, duyuyorum

Söküklerin üstünde

Anacığımın elleri

( Behçet Necatigil, “Zincir”)

 

“Annemi gömdük eve dönüyoruz Bir ıssızlık, bir ıssızlık.
– Öldü, ruhu konuşuyor, diyor babam.”

(İlhan Berk, “Tahta Tabut”)

 

“Ben annemin sıcağıyla geldim dünyaya

Üşüyerek titreyerek gideceğim”

(Salâh Birsel, “Kihkihname”)

 

“Kar yağıyor

Üç Elma Bey

Yıldızları sevinçlerimizin

Kar yağıyor…

yün örerken akşam vakti

Güzelliği annemizin”

(Ceyhun Atuf Kansu, “Üç Elma Bey”)

 

Anne
Ne olur
Eksilme hiç
Başımızdan

(Cahit Zarifoğlu)

 

“Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz

Nasıl yaz gökleri gibi böyle

Durgun sular iyi çağlar gibi

Kulaklarına neler fısıldıyorsunuz

Ne öğütler veriyorsunuz

Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz”

(Arif Damar, “Analar”)

 

“Nahit Hanım söyledi yine

Neden babama yazmışım da anama şiir döktürmemişim

Kaç kere yazdım cebimden uçup gittiler

Ben on yedi yaşında beni yıkayan

Anneme şiir yazacak kadar şair değilim”

(Can Yücel, “İtiraf”)

 

“Kalbim koskoca bir yaz bitti kalbim aklımdan neler geçirdim olmadı ben anamı isterim”

(Turgut Uyar, “Biten Bir Yaz’a”)

 

Anne senin yüreğin taş olsa dayanır mı
Kuş olsa çiçek olsa gündüz olsa
Kırılmaz mı acıdan bir sap menekşenin boynu

Bu kez dağlar doğursun beni anne
Sen de ılık bir yağmur ol
Durmadan yağ kanayan yerlerime

Haydar Ergülen

 

yoksun ya, bezden anne
yapıyor öksüz
öpmek için kendisine.

(İbrahim Tenekeci)

 

“Annem çok küçükken öldü Beni öp, sonra doğur beni.”

( Cemal Süreya, “Beni Öp Sonra Doğur Beni”)

 

“Sesiniz geliyor oldukça derinden pürtelâş, yüzünüz hayal meyal sarımsı ve hüznü bir yufka gibi açan annem gülümsüyor, sırtında yeşil hırkası”

(Ruşen Hakkı, “Dilim Varmıyor”)

 

“ey anneleri korkutan bizi yaşatan kan
günler perişan”

(Arkadaş Z. Özger, “Günler Perişan”)

 

“hoşça kal çaldığım
Islık
söylediğim türkü doludizgin karlarda
hoşça kal
annemin yüzü
hep beyaz yaşmaklı
sırı dökülmüş bir yalnız aynada.

(Behçet Aysan, “Bu Aşk, Bu Şehir, Bu Keder”)

 

çünkü annesi erken ölmüşlerin bir ortalaması yoktur

(Ali Ayçil)

 

Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir, nereye gider?
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
Bugün de ölmedim anne.

Ahmet Erhan

 

“özledim seni anne. Uçurumun önünde sulara bakarken kaygılı bulut ölüm kadar uzak doğduğu günden. bu çocuğun aklına nerden gelsindi sayfalar arasında kurutulmuş sıcak eski yazlardan yapılı çiçek bir daha yeşermeyecek”

( Adnan Satıcı, “Özledim Seni Anne”)

 

“anne abartma ölümü, arada çık gel”

(Bülent Parlak, Ricakeş)

 

“Annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz”

(Ah Muhsin Ünlü)

 

yanımda annem yanımda cinnet ve cinayet ikizlerim

yanımda savruk bir çift kabadayının dağılmış tespih taneleri

(Seyyidhan Kömürcü)

 

annem bazen unutuyor işte, bazen biliyor işine gelmiyor
kardeşlerim bilmiyor, bilmiyor oğlum
bas bas yazıyor gazeteler, televizyonlar bas bas
mayısın ikinci pazarı anneler günü
kutlu olsun, diyip sövüyorlar anamıza

(Dilek Kartal)

 

 

 

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: