E.M. Cioran, Ezeli Mağlup

Herkesin genç ölme şansı yok.

 

  Öncelikle belirtmem gerekir ki, herkesin genç ölme şansı yok. Çünkü yazmak, ne kadar az olursa olsun, bana bir yıldan ötekine geçmede yardım etti, zira, ifade edilmiş saplantılar zayıflıyor ve bir ölçüde aşılıyor. Eminim ki eğer kağıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum. Yazmak olağanüstü bir tesellidir. Eğer yazmamış olsaydım, katil olabilirdim. İfade etmek bir kurtuluştur.

Eğer sizi anlıyorsam, etrafında hırsızlık yapacağıma, dolambaçlara girmek yerine, niçin sessizliği seçmediğimi soruyorsunuz ve sussam daha iyi olacağı halde yakınıp durmakla eleştiriyorsunuz beni. Öncelikle belirtmem gerekir ki, herkesin genç ölme şansı yok. İlk kitabımı yirmi bir yaşında Rumence yazdım, bundan sonra bir şey yazmamaya karar vermiştim. Sonra bir tane daha yazdım, bundan sonra kendime yine aynı sözü vererek…

Kırk yıldan fazla bir zamandır bu komedi tekrarlandı. Çünkü yazmak, ne kadar az olursa olsun, bana bir yıldan ötekine geçmede yardım etti, zira, ifade edilmiş saplantılar zayıflıyor ve bir ölçüde aşılıyor. Eminim ki eğer kağıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum. Yazmak olağanüstü bir tesellidir. Yayımlamak da. Bu size gülünç görünebilir, halbuki çok doğru. Çünkü bir kitap hayatınızdır, ya da hayatınızın bir bölümüdür ve sizi dışarı çıkarır. Sevdiğimiz her şeyden yakayı sıyırırız orada, aynı zamanda da özellikle nefret ettiğimiz her şeyden…

Daha da ileri gideceğim: Eğer yazmamış olsaydım, katil olabilirdim. İfade etmek bir kurtuluştur. Benim yaptığım tam olarak bu. Hayata küfretmek için, kendime küfretmek için yazdım. Sonuç? Kendime daha iyi katlandım, hayata da daha iyi katlandım.

Ne tuhaftır ki Rumen halkı dünyanın en kaderci halkıdır. Gençken bu beni öfkelendiriyordu, -dünyayı açıklamak için kader ve alınyazısı gibi şaibeli metafizik kavramlardan medet umulması-. Yani anlayacağınız, yaşlandıkça kendimi kökenime daha yakın hissediyorum. Artık bugün kendimi Avrupalı, batılı hissetmem gerekirdi, ama durum hiç de öyle değil. Epey ülke gördüğüm ve epey kitap okuduğum bir ömrün sonunda, Rumen köylüsünün haklı olduğu sonucuna vardım.

O hiçbir şeye inanmayan, insanın mahvolmuş olduğunu, yapacak bir şey kalmadığını düşünen ve kendini tarih tarafından ezilmiş hisseden köylünün… O kurbanlık ideolojisi, bugün benim de anlayışım oldu, tarih felsefem oldu. Gerçekten, bütün entelektüel birikimim hiçbir işe yaramadı.

 

E.M. Cioran

 İzdiham

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın