Doğukan İşler, Rüyalar Gerçek Olsa Sana Yazar mıydım Hiç Şiir?

Şaka yapanların sayısı sürekli çoğalıyor ülkede.

Çok meşhur sorulardan biridir, yazan kişilere sorulur: Ne zaman yazmaya başladınız?

Belki yaşım çok genç, hala az ünlüyüm. Olabilir. Ama kimseler sormadan, ben bu meseleye bir açıklık getirmek istiyorum.

Size edebiyat meselelerine bulaşmadan gördüğüm ve uzun süre etkisinden kurtulamadığım bir rüyamı anlatmak istiyorum.

Bir Sovyet uçağıyla şehrin üzerinden uçuyoruz. (Şu yanımda oturan Stalin değil mi?) Uçağın gövdesi orak-çekiçlerle dolu. Oturduğum apartmanın üzerine geliyoruz. Ben, ikinci bir “ben” olarak uçağı balkonumdan seyrediyorum. “Komünistler geliyor!” diye geçiriyorum içimden. “İyi ya, ben de komünistim zaten!”. Maksim Gorki peydah oluyor birden balkonda. “Eğiliminiz nedir?” diye soruyor. “Sosyalist.” kelimesi çıkabiliyor sadece ağzımdan. Gorki, katıla katıla gülmeye başlıyor. Sonra yine uçaktaki “ben” oluyorum. Yanımda oturan Stalin, kısık bir sesle soruyor: “Şiir sever misiniz?”. Bilmem.

STALİN: “When the voices of children are heard on the garden / And laughing is heard on the hill / My heart is at rest within my breast / And every thing else is stil”

PİLOT: Doğukan Bey, evinizin balkonuna iniş yapmak zorundayım.

DOĞUKAN 1: Ama nasıl olur, kocaman uçak hiç balkona…

PİLOT: İniş izni istiyorum Maksim!
(Uçak güvenli bir iniş yapar balkona. Doğukan 1, Stalin ve Pilot inerler.)

DOĞUKAN 2: Hoş geldiniz yoldaşlar!

GORKİ: Doğukan yoldaş da bizden Jo, kendisi sosyalist! Ha-ha.

DOĞUKAN 2: Ayakta kaldık. Salona geçelim en iyisi.
(İçeriye girerler. Salon epey kalabalıktır ve müzik çalarda Puccini’den “Madame Butterfly” çalmaktadır.)

BAUDELAİRE: Ey gece! Ey serinlik getiren karanlık! Benim için bir iç bayramın belirtisisin sen, sen bir bunaltıdan kurtuluşsun!

Bu kadarını hatırlayabiliyordum rüyamın. Sonrası silinmiş sanki hafızamdan. Ya da ben unutmak istemişim ve unutmuşum.

Belki size anlamsız gelebilir bu rüya ve bu rüyanın “yazmaya başlamak” ile ilişkisi.

Kusura bakmayın; ama her şey aynen böyle oldu!

Doğukan İşler

İzdiham

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın