Çöl Şavaşları, Jose Emilio Pacheco

Onur Korkmaz değerlendirdi. 

İsrail’in henüz yeni kurulduğu zamanlarda Meksika’da bir okulun teneffüs saatlerinde Türk diye bahsedilen, yani yerli halka göre Türk olarak kabul edilen Arap ve Yahudi çocuklarının giriştiği küçük veya orta çaplı kavgalardan ismini alan bu kitap; başlandıktan az sayfa sonra tam anlamıyla bizi muhatap alan bir ‘’ifadeyle’’ karşılaştırıyor bizi, ‘’Osmanlı İmparatorluğu’nun artık sönmüş (tükenmiş daha iyi bir çeviri olabilirdi) ihtişamı, uzun süre önce sönmüş bir yıldızın ışığı gibi halen var olmakta inat ediyordu.’’

Çocukluğunun Meksika’sını anlatırken yazar, yeme içme kültürünü bir kenara bırakırsak, yer yer bize pek yabancı gelmeyecek olaylardan bahseder. Kısa roman devam ettikçe anlatılanlar; usulca ülkesinin kimsesizliğinden, kendi kimsesizliğine yönelen birinin hikâyesine dönüveriyor. Aşağı yukarı annesi yaşındaki bir kadına âşık olan ve kimsenin bu ihtimale şans vermemesine sinirlenip inatla ve ısrarla bu aşkı -yaşamayı bırakacak olsa da- unutmayan bir çocuğun hikâyesidir, bu kısa roman ve en nihayetinde kahramanın, toplumu ‘’dışlayıp’’ kendine yoğunlaşması da bu yüzden şaşılacak bir durum değildir.

Olayların geçtiği zamanın toplumsal ve ekonomik yapısından, sigara markalarının isimlerine, şarkılardan, dergilere ve birçok eskimiş bilgiyi ve tespiti –önemli, önemsiz- okuyucuya sunan kısa romanın anlatımı ve içeriği düşünüldüğünde; sanki yolda dalgın dalgın yürüyen birinin kafasında çok önemli bir meseleyi düşünüyorken aynı zamanda refleks olarak etrafı da olabildiğince iyi süzüp en sonunda çıkmaz bir sokağa ulaşmasına benziyor.

Kitabın ön sözünden ilk eserlerini Borges etkisinde verdiğinden söz edilen J.E. Pacheco, tanımayanlar için hikâye/roman dışında şiir yazmış, eleştiriler yazmış ve çeviriler de yapmıştır. 2009 yılında İspanyolca yazılan eserlere verilen ve edebiyatın en önemli ödüllerinden biri olarak kabul görmüş Cervantes Edebiyat ödülünü alan Pacheco 1939 doğumludur. Eserlerinde gündelik hayat konuşma tarzını kullanır ve sosyal ve ahlaki değerleri her daim masaya yatırdığı eserlerince sabittir, diye anılır.

Pusula:
Dedalus Kitap – 2013
İspanyolcadan çeviri: Deniz Torcu
Orijinal İsim: Las Batallas en el Desierto

 

Onur Korkmaz
İZDİHAM

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın