Charles Baudelaire, Can Sıkıntısı

Sanki bin yaşındayım, o kadar hatıram var.
Gözleri bilançolar, manzumeler, ilamlar,
Romanslar, sevgi talan mektuplar, makbuzlara
Sarılı gür saçlara dolu bir büyük masa,
Saklamaz daha çok sır üzüntülü kafamdan,
Bu bir ehram, bir mahzen, öylesine kocaman,
Fakirler çukurundan daha çok ölüleri,
-Ben ayın tiksindiği bi rmezarlığım şimdi;-
Orda azaplar gibi sürünür uzun kurtlar,
En can alıcı ölülerime boyuna saldırırlar
Solmuş güllerle dolu eski bir odayım ben,
İçindeki eşyanın yıllar geçmiş üstünden,
Orda üzgün pasteller, uçuk renkli Boucher’ler,
Dağılan bir kokuyu içlerine çekerler

Bıkkınlığın yemişi, dinmez can sıkıntısı,
Ölümsüzlüğün sonsuz ölçüsünü aldı mı?
Karlı yılların ağır yumakları altında,
Topal günleri geçmez hiçbir şey uzunlukta.
-Artık ey canlı madde! belirsiz bir dehşetin
Sardığı bir kayadan başka bir şey değilsin.
Bir sisli kum çölünün dibinde uyuklarsın,
Bir sfenks ki meçhulu aldırışsız dünyanın;
Har’tada unutulmuş ama hırçın sesiyle
Yalnız şarkılar söyler, batıp giden güneşe.

Charles Baudelaire

İzdiham

İzdiham Dergisi 35. Sayı Haziran-Temmuz 2018 Başarıya giden yolda uykusu gelince yatanların dergisi İzdiham yine müthiş bir sayı ile okuyucuların karşısına çıkıyor. Birbirinden değerli yazılar, şiirler ve bölümler var 35. sayıda. Ve dünyaca ünlü bir isimle röportaj. Dünya basınında uzun bir aradan sonra Çakal Carlos ilk kez İzdiham’a konuştu. Üstelik Paris’te yattığı hapishanede yapıldı bu röportaj. Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın