Cengizhan Genç, İki Gök Arası

Sümeyya’ya,

Bursa’nın uzun minareleri arasından, gözleri mavi/yeşil kız çocukları
Ellerinde Mardin’den kopardıkları pembe/beyaz güllerle
Postaneye doğru ilerliyorlar, böyle bir ilerlemek görülmemiş
Sabırla ilerliyorlar, çok güzel ilerliyorlar, onlar terledikleri zaman
Mardin’in gülleri kokuyor tenlerinden damlayan, terlememek için
Dua ediyorlar günde altıyüzaltmışaltı vakit; çünkü biliyorlar
Beyaz üzerine mavi pontla çekilmiş potinlerini ve marka farlarını
Elde tutmaları için dua etmeleri gerektiğini

Yabancı lisanlarla münakaşaları çok müthiş onların, tek seferde
Bir sürü kelimeyi zihinlerine gömüp helva kavurabiliyorlar
Tüm putları yıkar onların bir bakışları, eğilip yanlarına sokulduğunda
En güzel maskeleriyle kötülük, kucak açıp göğüslerinde sakladıkları
-Parklardan, yazlıklardan, havuzlu dairelerden, lüks otomobillerden
Hatıra edindikleri kılçıklı bıçaklarını saplıyorlar ona, biliyorlar ki
Alt-üst edebilirler batının büyük kapılarını, vakit var çünkü hala
Hala var vakit. Okyanuslara taht kurmuş cin kabilinden mahluklar
İncitemez onları, onları gözleri korur, biliyorlar, bekliyorlar sabırla

Bir yerde bir yaprak düşse dalından vakitsiz kahroluyorlar
Kahroldukları için de ayrıca üzülüyorlar, onlar her şeyi biliyorlar
İlerlemenin en güzelini de biliyorlar, terk etmenin en zarif yöntemini de
Kahrın ötesinde bir kalp var biliyorlar, affetmeyi bağışlamak zorundalar
Kahrolmanın kalbine -kalbin ötesinde bir dünya var biliyorlar, uygarlaşamamış
Uzun uzun bölüyorlar kahrolmayı, birleştirip yeniden şekillendiriyorlar
Ağrılar ekliyorlar kahra, semadan küçük parçalar

O kız çocukları gençliklerini yurtlarda geçirememiş, sürekli cenk etmiş
Yengeleriyle
Karanlıkla, sokakla, uzun otobüs yolculuklarıyla
Başlarında prenses taçları cam kenarı, dirsekleri tahta menteşelere dayalı
Gözleri beklemekle mühürlenmiş, tenleri gül kokan, uzun yoldan gelmiş
Hediye paketleri, dört koldan çevrildikçe, yağmalandıkça, yıkılmadan savaşarak
Bilendikçe bilendikçe kötülük tarafından, sırtlarını kıbleye dönüp
Başlarının üzerinde su hareleri, Yasin sesleri, yurt çıkışları ceplerinde
Herkesin telefon olduğu, aşırıileriileriilerigittiği, çağ atladığı
Onları kimsenin anlamadığı, onların da kimseyi anlayamadığı
İleriye doğru ket vurdukları, ellerinde kaza sözlükleri
Öğrenmişler beklemekle nasıl savaşılacağını

 

 

 

 

 

Cengizhan Genç

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın