Cemil Meriç’in Jurnal’inden Bir Kaç Bölüm

 

28.6.1963

Goethe’ye Göre Dâhi

La Harpe hiç hoşlanmaz “génie”(deha) kelimesinden, “talent”(yetenek) nemize yetmiyor der. Dile bu kaypak, bu müphem kelimeyi sokanlara atar tutar. Schopenhauer’a göre, “talent” sahibi, belli bir hedefe başkalarından daha maharetle ok atabilenadamdır. Dâhi başkalarının oklarıyla değil, bakışlarıyla dahi ulaşamayacakları bir hedefe oklarını saplayabilen adam. Goethe daha güzel söylüyor: “kendi yağı ile kavrulan dâhi yok. Dâhi bütün intibaları benimseyen ve onları kullanmasını bilen, karşısına çıkan malzemeler yığınını düzenleyen, canlandıran, kiminden tunç, kiminden mermer alıp bu hammaddelerle ebedi bir âbide kuran kişi.Ben ne yaptım, ne gördüm, ne duydum, ne işittimse bir araya getirdim, hem tabiatın eserlerinden faydalandım, hem insanların. Yazılarımdan her birini binlerce insana veya binlerce nesneye borçluyum. Âlim de, cahil de, bilge de, deli de, çocuk da, ihtiyar da eserimi yazarken yardımcım oldu. Yani realitede mevcut olan unsurları, çeşitli unsurları toparlıyor sadece benim eserim, Goethe dedikleri bu bütünden ibaret.

10.1.1963

Cümle Ve İnsan

Kısa cümle, aydınlık cümle… ne demek? Ne kadar kısa, kimin için aydınlık? Fikri balta ile belinin ortasından kesmek…

Sanat adamı, beyninin çizgileri herhangi bir orangutanınkini hatırlatan ve asırlardan beri mihaniki bir intizamla aynı jestleri, aynı kelimeleri tekrarlamak için yaratılmışa benzeyen, adeta ölüp dirilen, hep aynı insanmışçasına, tarihsiz, macerasız, vakasız -daha doğrusu ancak zoolojik nevilerinkine benzeyen bir tarihe konu olabilen-, bir alay oduncuya, bakkala ve üniversiteliye numaralar beğendirmek zorunda olan bir panayır cambazı mıdır?

Nerkisi’lerin nesri, cümleden mânâyı kovduğu, daha doğsu kelimelerden stalaktit ve stalagmitler imal eden cansız bir kalıplar yığını olduğu için öldü. Chateaubriand yaşıyor, neden? Üslubu daha az mı girift, daha az mı yapmacıklı? Yoo, ama içinde insan var, insanın sıcaklığı, heyecanı, tereddütü, cakası, pozların yalanları var.

Düşüncemize istikamet veren: ayak takımı. Diplomalı ayıların emr-i yevmiyeleriyle akl-ı selimin suratına tükürmekte yarış ediyoruz.Dili mahvettik, cümleyi mahvettik. Unutuyoruz ki cümle, bir düşüncenin, doğan, büyüyen bir düşüncenin, dalbudak salan bir düşüncenin fotoğrafı. Tohum bu, patlayacak, filizleşecek, ağaç olacak, dal verecek, yapraklaşacak, yaprak dökecek, çiçek verecek, meyveleşecek. Ba-zac’a bakın, Sartre’a bakın, Proust’a bakın…

Cümle bazen bir çığlıktır, bir şimşek pırıltısıdır, yanar söner. Ama her fikir bir şimşek değildir ki, bocalayışları, arayışları, kendi kendini düzeltişleri, çeşitli tecrübeleri ile bütün bir arayış… Sonra kendi dillerinden bile habersiz bir alay hödük, bir alay gogmagog cümleyi yok etmekte, dili, bir papağanın, namuslu bir papağının dahi, tekrarlamaya tenezzül etmeyeceği garip ve mütenefir bir gıcırtıya, testere gıcırtısına, diş gıcırtısına benzeyen bir düzine sese…irca etmektedir…

11.1.1963

Kelimeler

Binbir kalıba bürünen iblis, kelimelerde tecelli ediyor. Kelimeler mi? İblis ‘in en pespaye, en hödük yamağına şeref vermeyecek bir tecelli bu. Ruhta pis bir koku bırakarak duman olmalarından anlıyorum ki, bu kalp harf ve ses kümeleri İblis ‘in fâni bir enkarnasyonu. Habis suratlarına mürekkep hokkasını fırlatacak Martin Luther nerede?

11.1.1963

Kitaplar

Kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi haşin parmaklarınla mıncıkladın mı senin oldular sanıyorsun. Gaflet. Senin olan, sadece on dakikalık tenleri. Konuşmaz seninle kitap, o bir basamak değildir, sırtına basıp ikbale tırmanamazsın. Tırmanmaya tırmanırsın ama,Kapitol’ den Tarpea’ya fırlatılmak için.

Kahrını çekeceksin kitabın, hizmetinde bulunacaksın. Senelerce, senelerce hiçbir şey beklemeden diz çöküp emirlerini dinleyeceksin… Adam vardır, Aristo’yu Atina kerhanelerinin adresini sormak için, köşebaşında bekler. Adam vardır, kenef süpürtür Venüs’e. Ve kitabı, ağzına kadar ruhla dolu kutsal bir emanet olarak değil, maddi refahına hizmet edecek bir hüddam olarak görür.

 

 

Cemil Meriç, Jurnal Cilt-I

İZDİHAM 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: