Cemal Şakar, Küf

Ejderhanın yıktığı, yaktığı bir şehir.
Cadde boyu evler bir var, bir yok.Var olan da yok gibi; bir köşesine, bir balkonuna, bir çatısına ejderhanın yıkıcı, yakıcı soluğu değmiş.
Güneşle birlikte ejderha yıktıklarının, yaktıklarının kuytusuna saklanıyor.

O saklanınca çocuk sesleri dolduruyor caddeleri. Sesleri yıkık evlerin boşluğunda, loşluğunda yankılanıyor.
Ejderha kendisine inat yükselen bu hayat dolu seslerden rahatsız olsa da sabredecek, geceler onun nasıl olsa.
Mutfakta, ağzında sigara, saçları yüzünde gözünde, çocuk seslerinin arasında kendi çocuğunun sesi bir an kesiliyor.

Korkuyla başını uzatıyor pencereye.
Orada. Şükür. Yıkıntılar arasında top oynuyorlar.
Sigaranın külü lavabodaki çanak çömleğin üzerine düşüyor.
Köpüklü elleriyle sandalyeye çöküyor.
Dudaklarına yapışmış sigara şimdi köpüklü ellerinde sönüyor.
Hep böyle oluyor.
Sandalyeye çökmesi bir sönüş gibi, hayat bütün pırıltılarını yitiriyor, sararmış dişlerinden, yüzüne gözüne yapışan saçlarından nefret ediyor.
Yıllardır sönmeyen nefret içinde büyüyor, yakıyor içini.

Hep böyle oluyor.

İçinde yangınlar; gece çöküyor, yangınları büyüten, her şeyi yakan, yıkan, yutan ejderha hayata inat sokaklara çıkınca, çocuğu korkacak, anne diye koşup koynuna sokulacak, birbirlerine tutunmak için sımsıkı sarılınca anne dur diyecek beni boğacaksın; o zaman dakikalar mı, saatler mi, günler mi, aylar mı süren düşmeler, kalkmalar, boğulmalar, diz kırmalar, yatağa atmalar, saçlarından sürüklenmeler, saçlarının bileklere dolanması, iki memesinde söndürülen iki sigara, iki sigara yanığının çürüttüğü eti, bir küfün bütün bedenine yayılması, o zaman işte, her şey zaman, zaman işte, görüntüler, kaç dakika, kaç saniye, kaç kişiydiler, dört mü, beş mi, bir manga mı, bir tümen mi, yüzler, gözler, sesler, ayırt edemediği, ayırt edemiyordu işte, bir bilseydi, bilebilseydi bir hangisinin çocuğunun babası olabileceğini…

Cemal Şakar
İZDİHAM
İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın