Celal Baran Yıldırım, Halet-i Ruhiye

insan oldum diye konuştuğumda yetim bir yağmurla
ki o zaman da bir dostta kalan külü
som bir şüpheyle kardım ben
ve böylece yok sayarken bir gönülü
düşmek demekti bu
antik kalıntılarına bir gömütün.

kalbim!
sen şimdi biraz övün çoraklığınla.
çünkü aşk, kavmine sulak araziler arşınlatacak.
gönlüm mü desem şu içeride kımıldayan,
yoksa gazete ve ilanlarla soluksuz kalan,
yalnız ve köhne pencereleriyle kör bir ev mi.

bakışları ve durgunluğu mu evin;
birbirine çok benzeyen iki akşam gibi.
bakışlarım; on dakika rötarlı
ve balkondan sarkan çiçekler gibi dargındır artık sana.
ve bana benden yakın akan yine talandır.
talandır bu evet, işlenmiştir etime
en uzağıma uğrayan kendi yanımdır şimdi benim.
ve öyle upuzun yağmışımdır bir bahçeye,
talandır bu işlemiştir etime.

ve bu talan;
sarısından içeri giren güneşle
mavisiyle mahvıma değer
kırmızısı, etime işleyen
ki ömrümün kelepçesiydi o
bir gemi halatçısının düğümüydü
ve saplanıkdı bileğime
bir dizi çizgi ile.

bunlar yalan, bunlar boş
sen işte her nasılsa yürüyeceksin
köşesinden güneşi akıtan bir sokaktan.
sen işte yürüyeceksin
ve beni medetsiz ummalar basacak.
ve benim unutulduğum yerler
kırk yılda kırk kez,
kıyımla gelen bir bildiri gibi,
hemen hemen her yerde topyekün göğe çakılıcak.

uzun ve geniş omuzlara
tüneyen bir yara gibiydim ya ben
bundandı birini suda taş sektirerek öpmem.
bir kitabın kalbiyle konuşmam dünyada,
bundandı acılarımı saran bir kement olmaması ellerinden.
bundandı her şey…

ve dağlanan bir ömür,
dağılmadan duramazdı elbette.

 

Celal Baran Yıldırım
İZDİHAM

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın