Pablo Neruda Yazıları

Pablo Neruda, Ağır Ölüm

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar. Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu …

Pablo Neruda’nın Nobel Konuşması: Şiir, kan ve karanlıkla yazılır

Çok uzaklardan geldik biz, şimdi ardımızda kalan ve içimizde taşıdığımız uzaklardan… Başka bir dilden, birbirini seven ülkelerden geldik. Ve burada, Stockholm’de toplandık, ki bu gece dünyanın merkezi burasıdır. Kimyadan, mikroskoplardan, sibernetikten, cebirden, barometreden, şiirden kopup, burada toplandık. Laboratuvarlarımızın karanlığından, bizi onurlandıran ve gözümüzü kamaştıran bu ışıkla buluşmak için geldik. Biz …

Pablo Neruda, Güzde Unutulmuş

Saat yedi buçuğuydu güzün Ve ben bekliyordum Kimi beklediğim önemli değil. Günler, saatler, dakikalar Bıktılar benle olmaktan Çekip gittiler azar azar Kaldım ortada, tek başıma Kala kala kumla kaldım Günlerin kumuyla, suyla Bir haftanın artıklarıyla kaldım Vurulmuş ve hüzünlü Ne var, dediler bana Paris’in yaprakları Kimi bekliyorsun? Kaç kez burun …

Pablo Neruda, Öyle Yukarıdan Değil

Şiiri yazmak kadar okumasını bilmek de mühimdir. Arada sırada ve uzaklarda, kendi mezarında bir banyo yapmak gerek. Şüphesiz, her şey çok iyi, her şey çok kötü, şüphesiz. Yolcular gelip geçiyor, büyüyor çocuklar ve sokaklar, sonunda alıyoruz dükkanda tek başına ağlayan o gitarı. Her şey çok iyi, her şey çok kötü. …

Pablo Neruda, Kış Bahçesi

Kış gelmekte. Sessizliğe ve sarıya bürünmüş yavaş yapraklarla devredildi bana o muhteşem yazdırım. Kardan bir kitabım, geniş bir el, bir kır, bekleyen bir çemberim ben, dünyaya ve onun kışına aidim. Canlandı dünyanın söylentileri ormanlarda, sonra yanık yaraları misali kırmızı çiçeklerle çılgına dönüp tutuştu buğday, şarabın yazısını takdim etmek için güz …

Pablo Neruda: Bu Gece En Hüzünlü Şiirleri Yazabilirim

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim: “Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler” Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, …

Pablo Neruda, Bazı Şeyleri Açıklıyorum

Soruyorsunuz: Ve nerede leylaklar? Ve gelinciklerle örtünmüş metafizik? Ve onun sözlerinde çok sık gümbürdeyen ve boşluklarla ve kuşlarla dolduran yağmur? Bana olan biten her şeyi açıklayacağım sizlere. Çanlarla, saatlerle, ağaçlarla, yaşıyordum Madrid’in bir varoşunda. Görünürdü oradan deriden bir okyanus gibi kuru yüzleri Kastilya’nın. Çiçek Evi adı takılmıştı evime, çünkü her …

Pablo Neruda, Unutmak Yok

nerelerdeydin diye sorarsan “hep eskisi gibi”, diyeceğim. toprağı örten taşlardan söz edeceğim, sürdükçe kendini harcayan ırmaktan; ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim, gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan ablamı. neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden günler yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece birikiyor ağızda? Neden ölüler? nereden geliyorsun diye …

Pablo Neruda, Yüzüstü Kalakalmışlar

değil yalnız deniz, değil yalnız kıyı, köpük, güçleri boyu nağme nedir bilmeyen kuşlar, değil yalnız şurada buradaki kocaman gözler, değil yalnız yaslı gece ve gezegenleri, değil yalnız orman ve yüksek kalabalığı, acı da, evet, acı da ekmeğidir insanın. Ama neden? Ben o zamanlar ip gibi inceydim ve daha kara bir …

Pablo Neruda, Ağaçların Dallarında Niçin Kalır Güz

Yüzü yere düşmüşler artık yenilmez. Ağaçların dallarında niçin kalır güz yapraklar düşene dek? Ve nerede asar o kendi sarı pantolonlarını? Doğru mudur güzün beklemekte olduğu olacak olan bir şeyi? Belki bir yaprakta titreyecek ya da evren uğrayacak geçerken? Toprağın altında bir mıknatıs mı var, güzün kardeşi olan bir mıknatıs? Ne …

Pablo Neruda, Oğulları Ölen Analara Türkü

Yere düşmüşlerden yenilmez bir hayat doğar…   Onlar ölmediler yok, Ateş fitiller gibi: Dimdik ayakta, Barut ortasındalar! Karıştı, bakır tenli Çayır çimene, Karıştı, O canım hayalleri: Zırhlı bir rüzgar, Perdesi gibi; Bir set gibi: Kızgın çehreli, Göğüs gibi: Göğün görünmez göğsü gibi! Analar, onlar ayakta Buğday içindeler, onlar, Yücelerden yüce …