Hikaye Yazıları

Ayşegül Ünal, Hiç Bilinmeyenli X

“Canına tak etmişti. Kim bilir bu kaçıncı tak edişti? Tak etmek ne demekti? Bıkmak mı, ölmek mi, özlemek mi, üzülmek mi… Yeterdi! Hiçbir zaman doktor olmak istememişti ama bir doktor olsaydı kesinlikle psikiyatrist olacaktı. Bu kesindi. Kanayan yarayı herkes görebilirdi, peki ya kana(ya)mayanlar? Onun gibi olanları tamir edecekti. Edemedi, çünkü …

Hamuş Melike, Vedaları Severim

  “Yerler buz tuttuğunda ellerin ceplerinde yürüme, düşersin. “ demişti annem ben küçükken. Ben büyüdükçe, buz tutan çok daha fazla şeyin olduğunu öğrendim. Bugün buzları kırmaktan geliyorum ben, yani Leyla. Çiçek kokusu geliyor burnuma, baharım gelmiş hoş gelmiş. Kuşlar toplanmış hep beraber bahar türküleri söylüyorlar. Deniz kenarına mangal yapmaya gelenler …

Balıkçı ve Tekneci Amcanın Hükmü

Türkçeyi şimdiden ana dilleri gibi konuşan Suriyeli iki kara çocuk, balıktan dönen sandalı görünce yüzdükleri kıyıdan fırlayıp, kumsalda benim tarafa doğru koşuşarak adamın karaya çıkmasını beklemeye başladılar. Uzun boylu olan, siyah pantolonunu ters giydiği için poposu açıkta geziyordu. İkisininki de sentetikti; parlıyordu güneşte ıslak olduğu için. Yeniydi muhtemelen. Kendi aralarında …

Erdem Öztaşa, O“Nun” Hayâlinin Dilencisi

  Bitkin bir şekilde yürüyordum parkta… Bir arabada çalan parça: “Özledim seni harbiden / aklıma da düşüverir aniden / içince, açılınca…” Müziğin verdiği “melankoli” ile iyice bitkinleşmiş olan bedenim, yolda yalpalayarak yürümeme sebep olan uyuşmuş beynim ve ruhuma kadar sirayet etmiş olan “hayat bıkkınlığı” nirvana’ya ulaşmıştı. Fırtına vardı, sokak lambası …

İbrahim Aslaner, Dede

“Lithuril 300 mg kapsül, üç dozla başlayalım. Atak sırasında altıya kadar çıkabilir.” Hocam bir şeyim yok, demeye takatim yok. Gece çok yoğun geçmiş. Ellerimin görünür yerlerinde çizikler, ezikler, çürükler oluşmuş. Ah ulan ah bir kişi be… Nedir ki dünya nüfusu altı milyarı geçmiş. Bir âdemoğlu dinlemeliydi beni. Hoş dinledikleri de olmuştur …

Reşat Nuri Güntekin, Mektuplar

(Kimsesiz çocuklara mahsus leyli(yatılı) bir mektebin teneffüs bahçesi… Açık bir ilkbahar sabahı… Talebe, meraklı bir top oyununa dalmış… Bahçenin bir köşesinde harap gövdesi çakı, bıçak yaralarıyla dolmuş asırlık bir çınarın altında tek bir çocuk: Nihat… Nihat, sarışın, hasta çehreli, daima mahzun bir çocuktur…  Yaşı onyedidir, fakat onüçten fazla görünmez. Fazıl …

Yunus Meşe, Sol Avcumun İçi

Deli Kadın’ın çadırına bir an önce varmak için kapıya koştum. Ayakkabım yok. Çalmışlar şerefsizler. Boğazımı yırtar gibi bağırdım. Sado piçi sen mi çaldın lan ayakkabıları? Ses seda yok. Bir tek gölge dahi yok etrafta. Ayakkabımı çalarak kaderimle arama girmeye çalışıyorlar. Beni engelleyemezler. Bu anı bekliyorum yıllardır. Yalınayak daldım boklu, çamurlu …

Boşluğa Mektuplar

Ellerim. Ellerimin derisi her geçen gün buruşuyor damarları daha bir yüzeye çıkıyor daha bir engebeli, daha bir renkli. Parmaklarım, başparmak, badi parmak, orta direk, gül hacı, küçük hacı. Ne çok söylerdik bu tekerlemeyi. Arkadaşlarım ellerimi güzel bulduklarını söylerlerdi. Hani derler ya bir kadının elleri ve ayakları güzelse o kadın güzel …

Mehmet Reşat Toprak, Hastabakıcıların İç Güzelliği

Sedyenin üzerinde kainattaki en büyük ağırlıklardan biri,annesinin baygın bedeni ve etrafında iki adamla koşturuyor. Adamlardan biri kısa boylu, esmer. Bıyıkları var. Görülebilecek bütün kötülükleri görmüş adamlara has,hastanenin serinliğine orantılı bir serinlikte vicdanı var. İşe geldiğinde ailesiyle beraber vicdanıyla da vedalaşıyor. Diğeri daha genç. Kaşı gözü oynuyor. Her bir hasta yakınından …

Merve Boyraz, Bana ne Sonbahar

  Derdini öykülerle anlatacak kadar sabırlı değil kalemim. Bu sabah erken uyandı, hiç görmediği bir rüyada bilmem neler buldu lakırdılarıyla laf kalabalığında boğamam kendimi. Bunu becerebilen sabır şahsiyetlere de saygım sonsuz her daim. Ben toplumun, mutlu olma çabasıyla ömrünü tüketen bir ferdeyim, her şeyi kendine dert edenlerden hani. Belki de …

Mete Can Koçak, Meryem Teyze Ve Ahmet Amca

Meryem “14 Şubat yaklaşıyor. İyileş de şu hastaneden çık. Bu seneyi hediyesiz geçirmek istemiyorum” dedi kocasına. Ağzında oksijen maskesi vardı Ahmet’in. Yine de zor nefes alıp veriyordu. Maskenin altından güldü 47 yıllık eşine. Bu sefer olmayacak der gibiydi. Doktorun demesine göre akciğerlerinin üçte ikisi işlev göremez durumdaymış. Gençlik yıllarında Almanya’da …

Hamuş Melike, Üzecekse Bu Adam Üzsün

İlk gün, tanışmanın olduğu o ilk gün. Aynaya bakarken tedirginim. Ya saçlarımın bir teli yanlış uçarsa diye. Uçarsa mahcup olurum. Seninle bulaşacağım için o gün iştahım kesilmiş, bir şey yiyememiştim. Seni bekledim, sen geciktin filme. İlk kez bu kadar bekletildim ömrümde, ama bu bana tatlı bir anı oldu. Geciktiğin için …

Yunus Meşe, Sonsuz Yahut Nokta

Dışarıda rezil bir yağmur yağıyordu. Yer, gök çamur rengine bürünmüştü. İçinin bütün sıkıntısını yansıtan yüzünü yaklaştırdı pencereye. Cama birikip iz yapan yağmur damlaları görüşünü engelliyordu. İç sıkıntısına öfke eklendi. Ruhunu ıslatsın istiyordu yağmur. Ancak o zaman bunun bir mucize olduğuna inanacak ve mucizeye tanıklık etmek için yaşamaya devam edecekti. Bu …