Hikaye Yazıları

Müzeyyen Demir Yel, Sürgün Günlüğü

Babam hep sürgün olurdu, doğal olarak biz de. Sürgün deyip geçmemek lazım, kısa aralıklarla sürünmek gibi bir şey. Sonra alışıyorsun işte, çok alışıyorsun. Ve hep alışıyorsun. “Zaten insanın kaderi alışmak gibi bir şey.” Fakat şehirlerin ve içindeki  insanların o cezbedici yanı “İyi ki sürgün bir adamın kızıyım” dedirtiyordu çok zaman. Tanıştığımız …

Erdem Öztaşa, Hayal Resitali

“Her şey, gördüğüm her şey bir rüya olamaz mı?” dedi kendi kendine. “Ne olur Allah’ım, gördüğüm her şey bir rüyadan öteye gitmesin” dedi. “Yaşadıklarım ve yaşayacaklarım, her şey bir rüya olsun ne olur. Çektiklerim ve çekeceklerim, hepsi bir rüyadan öteye geçmesin.” Sıkıntıların, bulantıların ortasında gördüğü hayâlî şeyler vardı etrafında… “İbn …

Bekir Türker, Modern Bir Aşk Hikayesi: Failman İle Mecdud

Neneme, 2008’de abim beraber girdiğimiz bir kavgada bıçaklanarak öldü. Abimle ilk defa o kavgaya girerken samimi olmuştuk. Yeni bulduğu insanı kaybetmenin hayal kırıklığını yaşadım aileden birinin ölümünden çok. Bu klasik bir yakın kaybından daha karmaşık bir his. Abim İngiliz Edebiyatı okuyordu ben de lisenin hazırlık senesindeydim. Beraber İngilizce çalışıyorduk ama …

Esra Köse, Deli İbrahim’den Gelen Mektuplar -2

Suna, instagramdaki “Sunum Gelinleri”nden herhangi biriydi. Sabahın erken saatlerinde kalkar, yayınlayacağı her fotoğraf için dakikalarca uğraşır; evine gelecek misafirlerine türlü uğraşlar vererek binbir çeşit yemek hazırlar onları da süsler püsler renk renk tabaklarda kombin yaparak sunardı; sunumun ardından ilk önce fotoğraflar çekilir, instagrama atmak için çeşiti efektlerden geçirilir, dakikalarca da …

Erdem Öztaşa, Bir Ruhun Zirvesinde

  Ruhunun ıslak merdivenlerinden yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyordu. Önünde karanlık… Ama her adımında o karanlık aydınlanıyordu, önünde bir fener gidiyordu sanki… Belki de kalbiydi önünü böyle aydınlatan… Belki de zihnini kemiren hayâldi karanlıkları nûrlaştıran… Merdivenleri çıkarken duvarlarda hep gördüğü hayâl vardı yine… Hayâlinin resmi tablolaşmış ruhunun duvarlarında, ve merdivenlerin …

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Üzümcü

“Veled Çelebi Efendi’ye” Büyükada’da. Temmuz başı- öğle üstü. Güneşin eriyip toprakları, yaprakları kavrayıp kavurduğu, yalayıp parlattığı bir gün. Gökten dökülen sıcak, yanakları yakıyor, göğüsleri eziyor, nefesleri tıkıyor. Elle tutulabilir bir alev hâline geliyor. Ortalık gözleri kamaştıracak derece de aydınlık. Karşıdaki çamlar yanık, siyah birer leke gibi duruyor. Bu kadar aydınlığa …

Yunus Meşe, Başka Bir Yol

Günlerdir kar yağsa da şöyle iyi bir tatil yapsak, dinlensek diye konuşuyorduk arkadaşlarla. İki gün sonra istediğimiz oldu. Kar geceden başladı. Durmadan, yorulmadan, temposunu bozmadan, varacağı yeri bilir bir tavırla yağdı. Yağdı… Yağdı… Yağdı… Üzerini kapattı her şeyin. Yolları, bahçeleri, parkları, çatıları… Yeryüzünün bütün kirlerini kapattı bir bir. Tatil haberi …

Deli Dumrul

 Meğer hanım, Oğuz’da  Duha Kocaoğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçeninden otuz üç akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akçe alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? Onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der iki, …

Yunus Meşe, Geç Kalmış Bir Şapka

Adım Ali İhsan. Orada olduğunu biliyorum. Bu hikâyeyi sana anlatmam gerekiyor. Beni bil diye ismimle başladım. İsmimi bilmesen karşında bir hayalet varmış gibi olur. Anlatacağım hikâye de anlamsız kalır. Hikâye bittiğinde son cümleyle birlikte ben de ölürüm. Adım Ali İhsan. Var olan herhangi bir şeyin önü ya da ardı değilim, …

Erdem Öztaşa, Mezarlık

Son bardağını da içtikten sonra ayağa kalktı, parayı ödedi ve yalpalayarak kapıya çıktı. İçerinin boğuk havasından dışarının oksijenine kavuşunca ciğerlerine mis gibi giren havanın kokusu mide bulantısını azaltmakla birlikte başının da dönmesine sebep oldu. Yalpalayarak ve düşünceli bir şekilde kaldırımda yürümeye devam etti. “İnsanlar” dedi, “bizi kullanıyorlar ama, acaba sonunu …

Umut Sarıkaya, Sakızım Düştü

‘Basarsan alırsın’lı ‘koşu yoluma at’lı klasik bir maçtı. Terden saçlarım birbirine yapışmış, boynumdaki kir çizgileri, güneşin altında başım zonklaya zonklaya oynuyordum. Takım olarak ise gerçekten rezil bir durumdaydık. O kadar kötü bi durumdaydık ki kalecimiz kendini bilmez bi şekilde sanki sol açık gibi topu alıp karşı takımın kalesine doğru artistik …

Sıddık Yurtsever, Abdullah Harmancı’nın Melek Kayıtları

İlk öykü kitabını 2002 yılında çıkaran Abdullah Harmancı Melek Kayıtları ( İz Yayınları, 2016) isimli kitabıyla okurlarına beşinci defa merhaba dedi. Aynı zamanda bir kuram bir de inceleme kitabı olan Harmancı kaldığı yerden devam ediyor. İlk öykü kitabı Muhteris’i dönemi içinde inceleyecek olursak postmodern anlatının imkanlarını yer yer kullanıp hikayesini …

Yunus Meşe, Bir Nazar Boncuğunun Ardında

Biraz seyretmek istedim. Böyle uzaktan bakınca her şey eksiksiz ve yerli yerinde gibi. Gülce yatakta bir ölü gibi kıpırtısız , bir bebek kadar güzel uyuyor. İnsan ancak uyurken güzel kalabilir. Yormayan bir sesi var. Kaprisleri ve sonsuz soruları olan diğer kadınlar gibi değil. Bir erkek ne ister diyorum. Daha fazla …