Hikaye Yazıları

Necati Tosuner, Üç Kısa Öykü

ACI YAĞMUR Bir zamandır ablam annemin kafayı üşüttüğünü söylüyordu. Ben pek üzerinde durmadım. Evet, ablam da haklı. Yaşlı bir kadınla her gün aynı evde olmak kolay değil. Dün pazardı, şöyle bir uğradım onlara. Biraz kaynattık işte, eskilerden filan… Artık kalktım gidiyorum, elini öptüm annemin. “Oğlum, bir daha gelişinde anneni de …

Yunus Meşe, Hadi Erkek Ol Biraz!

Sıra bana geldiğinde, gerçek mucize acı’dır, acıya direnmektir, dedim. Bize mucizelerin olağanüstü güzelliklerden oluştuğunu, sonu mutlulukla biten hikâyeler barındırdığını anlattılar. Ben acı’nın doğurduğu bir mucizeye şahit oldum, gerçek kadar etkileyiciydi, diye ekledim. Pür dikkat dinliyorlardı. Anlattım onlara. Beyaz Ana’yı. Beyaz Ana’nın altı taş üstü ahşap olan evini. Evin beklenmedik bir …

Yunus Meşe, Kediler Konuşur Mu?

Odada boğucu bir sıcaklık var. Kadın, koltuğun yumuşaklığına bırakıvermiş kendini. Saçları darmadağın. Bir kavgadan yeni çıkmış sanki. Serinlemeye çalışıyor sadece. Elindeki kâğıt yelpazeyi umutsuzca sallayıp duruyor. Vantilatör çalışıyor ama tek katkısı televizyondan yayılan, mahalleden taşan seslere biraz daha ses eklemek. Kadın gözlerini televizyonun ekranına kilitlemiş. Ekranda bir yarışma programı var. …

Daniil Kharms, Sandık

İnce boyunlu bir adam bir sandığa girdi, kapağını üstüne kapattı ve nefesi kesilerek soluk almaya başladı. Böylece, dedi nefes nefese soluk alan ince boyunlu adam, bu sandığın içinde nefes alabiliyorum çünkü ince bir boynum var. Sandığın kapağı kapalı ve içeri hava girmiyor. Zorla nefes alacağım, ama yine de sandığın kapağını …

Aynur Dilber, Yasak Elma

Anne, çocuğunu her yaramazlık yaptığında elmayla cezalandırmaya başladı. Elma yemesi yasaklandı. Bu ceza yöntemini yeni bulmuştu. Eskiden odaya kilitlerdi. Şimdiyse elma vermiyordu. Artık karınlarını doyurmak, bedenlerini korumaktan çok daha zordu. Bir gün çocuk elma kokusu aldı çürük tahta pencerenin aralığından. Koklayarak iyice yaklaştı. Burnunu yapıştırdı cama. Derince bir nefesle kokuyu …

Mehmet Harmancı, Biz de Ali’yi Severiz Hem de Nasıl!

  Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar Ali’yi görmediniz mi (Türkü) -Abi baksana telefona! -Niye? -Çalıyor işte! -İyi de kırk yıldır çalar hiç bakmadım ki! -Niye bağlattın o zaman? -Hz. Ali ararsa diye… -Eee, Hz. Ali arıyorsa hadi? Niye Açmıyorsun? -Kafan iyi mi senin! Hz. Ali telefon açar mı yahu? Cahil …

Istvan Örkeny, İki Kısa Öykü

EVDE OLMAK Küçük kız, yalnızca dört yaşındaydı. Aklı birçok şeye yetmiyordu henüz. Annesi yaşamlarındaki büyük değişimi kavratabilmek için, kızını dikenli tellerin yanına götürdü ve uzaktaki treni gösterdi. -Ne güzel değil mi? Bak bu tren bizi evimize götürecek. -O zaman ne olacak ki? – Evimize kavuşacağız! -Peki ev ne demek? diye …

Ekmek, Wolfgang Borchert

Ansızın uyandı kadın. Saat iki buçuktu. Kendisini uyandıran şeyin ne olduğunu düşündü. Öyle ya! Mutfakta biri bir sandalyeye toslamıştı. Kulak kabarttı. Sessizdi her taraf. Pek sessiz. Elini yanı başında gezdirince yatağın boş olduğunu anladı. Sessizliği böylesine büyüten buydu demek! Kocasının nefes alıp verişi işitilmiyordu. Ayağa kalktı ve karanlıkta el yordamıyla …

Esra Köse, Penceresiz Kaldım Anne

Penceresiz bir hastane odasında, havasız, nefessiz, ağrılar ve çırpınışlar eşliğinde bekliyorum. Elini tutuyorum, karşılığı yok. Yüzüne bakıyorum, gözlerinin taa içine bakıyorum, karşılığı yok. Sesi yok. Hırıltısı var yalnızca.. Annemin sesini duymayalı uzun zaman oldu. Annem sigarayı bizden daha çok seviyormuş ki, sesini bizden aldı ona verdi. Kanseri dizine yatırdı; sıcacık …

Yunus Meşe, Tuhaf Bir Buluşma

Bu güne kadar hiç görmemiştim onu.        Dört yıl önce bir fotoğraf yarışmasında derece almıştım. Tebrik mesajı atmıştı. Konuşmaya devam ettik sonra. Hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Hiç soru sormadım. Hiç soru sormadı. Elimde bir fotoğrafı vardı. Bir gün görüşmeye karar verirsek birbirimizi tanımakta güçlük çekmeyelim diye göndermiştik fotoğraflarımızı. …

Güzide Ertürk ile Röportaj: Melina Karşı Kaldırımda Bekliyordu

“Bir Hikâyenin İçinde Sürüp Giden Ortaklıklar Aradım” Tekerlekli sandalyesinde gece gündüz demeden oturan yaşlı kadının bir gün ne olduysa ayağa kalkmasıyla başlayan, yaşlı kadınla birlikte okuyucusunu da bir daha yerine oturtmayan bir kitap Kaplumbağa Gölgesi. Bir evsizin gölgesi neye benzer, hiç düşünmeyenlere aslında istediklerinin sadece aidiyet duygusu olduğunu göstermeye çalışan. …

Ray Bradbury, Son Yaya

Sisli bir kasım akşamı saat sekizde kentin büründüğü o sessizliğe girmek, genleşen beton kaldırıma basmak, üzeri et kaplı çatlakları adımlamak ve elleri cepte sessizliklerin arasından yürümek: Bay Leonard Mead’in yapmayı en çok sevdiği şey buydu işte. Bir kavşağın köşesinde durur, ay ışığının aydınlattığı dört yöne doğru uzanan yaya kaldırımlarına bakar, …

Gerbrand Bakker, Yukarıda Ses Yok

Pederi yukarı attım. Önce onu bir sandalyeye koyup yatağı söktüm. Üzeri daha yalanıp temizlenmemiş birkaç dakikalık buzağı gibi oturup durdu o sandalyede, sarsak bir kafa ve bir yere sabitlenemeyen gözlerle. Battaniyeleri, çarşafları, döşek yüzünü çekip aldım; döşekle yatağı duvara yasladım; vidalarını söküp yatağın baş ve ayakuçlarını yan yüzlerden ayırdım. Mümkün …