Hikaye Yazıları

Gerbrand Bakker, Yukarıda Ses Yok

Pederi yukarı attım. Önce onu bir sandalyeye koyup yatağı söktüm. Üzeri daha yalanıp temizlenmemiş birkaç dakikalık buzağı gibi oturup durdu o sandalyede, sarsak bir kafa ve bir yere sabitlenemeyen gözlerle. Battaniyeleri, çarşafları, döşek yüzünü çekip aldım; döşekle yatağı duvara yasladım; vidalarını söküp yatağın baş ve ayakuçlarını yan yüzlerden ayırdım. Mümkün …

Yunus Meşe, İki Saatlik Sessizlik

Siyah perdeyi araladım hafiften. Göle doğru uzayan sokağa baktım. Sokak lambaları yandı birden. Elinde poşetler olan adamlar geçiyor ara ara. Aceleci kadınlar, çocuklarının ellerinden tutmuş anneler… Ağır ağır tırmanıyorlar yokuşu, kayboluyorlar sonra. Biraz sonrası göl. Perdeyi kapattım. Odam karanlığa büründü yine. Eşyaların görünümü değişti. Kül tablasındaki izmaritler odaya ağır bir …

Burak Salih Selçuk, Beni Kendinde Ara

Tüm kalabalıklar içinde yalnızlık nasıldır. Acı, ağır, kötü, katı. Anlaşılmamak. Anlatamamak. Duyuramamak. Gece olanca seyrinde gündüze doğru yol alırken bir nebze olsun anlaşılabildiğimi düşünüyorum. Dışarıda kar yağıyor. Sis. Gecenin bu vaktinde alt yoldan bir adam geçiyor. Bembeyaz kar örtüsünün üstüne hunharca basıp ilerliyor. Derin çukurlar açıyor yerde. 44 numara ayakkabılarının …

Erdem Öztaşa, İnsan: bir kahkaha ya da acı verici bir utanç

Rüzgâr ısırıyordu suratımı soğukla beraber ve ben yürümeye çalışıyordum. Aklımda hep aynı nakarat… O nakaratın ortasında bir çizik hep… Ve yollar hep karmakarışık, insanlar bulanık, gökyüzü biraz daha karanlık ve yağmur yerine taş yağıyor sanki… Öyle yakıyor canımı… Ama yağmurdan ziyade kalbime yağan ateş yakıyordu canımı… Önümde bir karanlık yol …

Müzeyyen Demir Yel, Sürgün Günlüğü

Babam hep sürgün olurdu, doğal olarak biz de. Sürgün deyip geçmemek lazım, kısa aralıklarla sürünmek gibi bir şey. Sonra alışıyorsun işte, çok alışıyorsun. Ve hep alışıyorsun. “Zaten insanın kaderi alışmak gibi bir şey.” Fakat şehirlerin ve içindeki  insanların o cezbedici yanı “İyi ki sürgün bir adamın kızıyım” dedirtiyordu çok zaman. Tanıştığımız …

Erdem Öztaşa, Hayal Resitali

“Her şey, gördüğüm her şey bir rüya olamaz mı?” dedi kendi kendine. “Ne olur Allah’ım, gördüğüm her şey bir rüyadan öteye gitmesin” dedi. “Yaşadıklarım ve yaşayacaklarım, her şey bir rüya olsun ne olur. Çektiklerim ve çekeceklerim, hepsi bir rüyadan öteye geçmesin.” Sıkıntıların, bulantıların ortasında gördüğü hayâlî şeyler vardı etrafında… “İbn …

Bekir Türker, Modern Bir Aşk Hikayesi: Failman İle Mecdud

Neneme, 2008’de abim beraber girdiğimiz bir kavgada bıçaklanarak öldü. Abimle ilk defa o kavgaya girerken samimi olmuştuk. Yeni bulduğu insanı kaybetmenin hayal kırıklığını yaşadım aileden birinin ölümünden çok. Bu klasik bir yakın kaybından daha karmaşık bir his. Abim İngiliz Edebiyatı okuyordu ben de lisenin hazırlık senesindeydim. Beraber İngilizce çalışıyorduk ama …

Esra Köse, Deli İbrahim’den Gelen Mektuplar -2

Suna, instagramdaki “Sunum Gelinleri”nden herhangi biriydi. Sabahın erken saatlerinde kalkar, yayınlayacağı her fotoğraf için dakikalarca uğraşır; evine gelecek misafirlerine türlü uğraşlar vererek binbir çeşit yemek hazırlar onları da süsler püsler renk renk tabaklarda kombin yaparak sunardı; sunumun ardından ilk önce fotoğraflar çekilir, instagrama atmak için çeşiti efektlerden geçirilir, dakikalarca da …

Erdem Öztaşa, Bir Ruhun Zirvesinde

  Ruhunun ıslak merdivenlerinden yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyordu. Önünde karanlık… Ama her adımında o karanlık aydınlanıyordu, önünde bir fener gidiyordu sanki… Belki de kalbiydi önünü böyle aydınlatan… Belki de zihnini kemiren hayâldi karanlıkları nûrlaştıran… Merdivenleri çıkarken duvarlarda hep gördüğü hayâl vardı yine… Hayâlinin resmi tablolaşmış ruhunun duvarlarında, ve merdivenlerin …

Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Üzümcü

“Veled Çelebi Efendi’ye” Büyükada’da. Temmuz başı- öğle üstü. Güneşin eriyip toprakları, yaprakları kavrayıp kavurduğu, yalayıp parlattığı bir gün. Gökten dökülen sıcak, yanakları yakıyor, göğüsleri eziyor, nefesleri tıkıyor. Elle tutulabilir bir alev hâline geliyor. Ortalık gözleri kamaştıracak derece de aydınlık. Karşıdaki çamlar yanık, siyah birer leke gibi duruyor. Bu kadar aydınlığa …

Yunus Meşe, Başka Bir Yol

Günlerdir kar yağsa da şöyle iyi bir tatil yapsak, dinlensek diye konuşuyorduk arkadaşlarla. İki gün sonra istediğimiz oldu. Kar geceden başladı. Durmadan, yorulmadan, temposunu bozmadan, varacağı yeri bilir bir tavırla yağdı. Yağdı… Yağdı… Yağdı… Üzerini kapattı her şeyin. Yolları, bahçeleri, parkları, çatıları… Yeryüzünün bütün kirlerini kapattı bir bir. Tatil haberi …

Deli Dumrul

 Meğer hanım, Oğuz’da  Duha Kocaoğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçeninden otuz üç akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akçe alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? Onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der iki, …

Yunus Meşe, Geç Kalmış Bir Şapka

Adım Ali İhsan. Orada olduğunu biliyorum. Bu hikâyeyi sana anlatmam gerekiyor. Beni bil diye ismimle başladım. İsmimi bilmesen karşında bir hayalet varmış gibi olur. Anlatacağım hikâye de anlamsız kalır. Hikâye bittiğinde son cümleyle birlikte ben de ölürüm. Adım Ali İhsan. Var olan herhangi bir şeyin önü ya da ardı değilim, …