Cahit Zarifoğlu Yazıları

Cahit Zarifoğlu Hakkında; Otuz iki tekmili birden

Seçkin bir kimse değilim  İsmimin baş harflerinde kimliğim  Bağışlanmamı dilerim  1. ‘Kafkasya’dan esen bir rüzgâr’ın Maraş’taki serinliğidir. Fransızca, Farsça, Arapça bilen; Nakşî tarikatına bağlı, Fuzuli’den gazeller okuyabilen; öğretmenlik, defterdarlıkta memurluk, hakimlik yapan; dört kez evlenen bir babanın oğludur. Evde, annesinin yanında hep ikinci bir kadın vardır.  Yalnızlığı ve sessizliği sevmesi …

Cahit Zarifoğlu, Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle

Uzun bir geçmişimiz var Hiç yorulmadan En azından bir kere Eğlenceli beşik Ha biz varız Ha biz maskeli balo Saygıya durup üstün bir gecede Bir sır payı katlayıp Sade bir kahveden Keyifsiz bir detayın hükmüyle Ha biz yokuz Ha biz seferde Ya bu kez ölenleri görmeliysek Ya sen kuş olup …

Cahit Zarifoğlu, Savaştığımız Günler Kendimizle

Başın çok yükseklerde eğil selvi boylu Eğil bir kez nasıl bir şeysin göreyim Nasıl liman çocukları zalim Nağra atarlar gecenin koynuna Daha başkaları da var Tabiatlarını mayalarını açıklayan Ya sen selvi boylu nesisin Ya ben neyiyim körlüğün Eğil hakkımızla Birlikte bağıralım içine esirliğin Ben hırsız olayım kendi malıma ha! Ben …

Cahit Zarifoğlu, Onun İçin

  Dün kalabalıkta Sevmekten yorulmaktayım. Yalpalyan bir sarhoş var Şimşek vuruyor onu bir çırpıda Seçip vuruyor Fırtına çevreği de buluyor emiyor Yılışık nemli bir şehvetle arzulanıyor Bahar ayartıyor onu Köprüde insanlardan yükselen buhar Camların çiğneyip salonlara kustuğu sıcaklık Sevmek yapışkan insan teri İnsan kılı memesi kokarak Kollarını eklemlerini yalıyor seni …

Cahit Zarifoglu, Afganistan Çağıltısı

Bütün azalarını harbe çağır Sofran açılsın elin şehit ballarından alsın Saraylar damlar yeniden kurulsun Ağaçlar içinden akan nehre Dalçık günde bin kere ve gecelerde Omuzbaşlarını denetleyen defterlerden yalnız sağdaki kalsın Kalem yazsın yazsın Küheylan bir aşık ol Öyle yalvar ki ellerim zahmet balyalasın Kaslar şehit dalgaları ve haykıran kan Başlasın …

Cahit Zarifoğlu, Özgürlüğe Doğru

Bırakıyor ardından belalara beni Tedbirim öldü gövdemin binası geçti Göğsümde ince gergin çelik bağcık Tenimi bastıran içerilere Bağırıyor leylaklarım ağlıyor ağlıyor duvarlar Çatlayacak gibi susuz düzgün ve biçimli sanatlar Çocuk yığılıyor kalp kalp üstüne konuyor Bir baba damarı vuruyor sökülen nabzım Şimdi batar birkaç nesil azdıran bozgun Simsiyah aklım ve …

Cahit Zarifoğlu: Açık Açık Çağırır Aşkını

I Çabuk akan tez giden ilk geyik avında ölenler çarpıntı başlarıdır insanlığın Uzakta, ta burada Ünlü bir can sıkıntısını Ufalar bir zümrüt sakal Yeldeğirmeni ve uçuşan leylekler beyaz saçlı atın kar yıllığını rüzgar hallerini kahraman atın madalya anına bitişik dört nala koşan sesi oradan uzaktan ta buradan siyah çatık kaşlı …

Cahit Zarifoğlu, Ateşli Hastalıklar

I Bir ateşli hastalık Orak ucu gibi geçmiş karnına Bilinmez rahmet saatı Birden çıtçıt – çıtçıt – çıt İsyan davulunu o Asmış boynuna Baktı ki bu ölümün ayak sesleri Darldı mekan Can çekiliyor ayak uçlarından Tırnaklar soğuyor hücreler sahipsiz kalıyor Ve ömründe ilk kez Başlıyor duaya Bilinmez ne zaman birden …

Cahit Zarifoğlu, Ağartı

sevgililer yüzüne karşılık geldim kaygı bağırdı gözevlerimde günlerin yamanan yıldızlar ve üzülen gökkuşaklarıyla doluluğundan söz ediliyor evlerde çocuklar arşınlanıyor ve alkışlanıyor babalar ki tütün başında ekmek başında kabir başında günler yenilenen bir isim merdivenleri büyük ağzıyla çıkan meral haftada üçer gün üçer hafta ince uzun veya kahverengi ve gelinlik sabah …

Cahit Zarifoğlu, Korku Ve Yakarış

Yüklenip geliyor gökyüzü evimizden yeryüzümüze Dilimize onur veren kelime Güzel ticaret ettik Çölü okuyabiliyoruz deveyi çözebiliyoruz / Delicesine yalnızlıktan yana reyi Eller berrak ve dolu Arındı soyu kurudu kinlerin sanki Vuruyordu son bahtsız atılışında Köpeklere yaslanarak bir avluda Ve ayaklarının altında Her kiminse doğranmış saç örğüleri / Ve şimdi adam …

Cahit Zarifoğlu, Savaş Ritimleri Kitabından Seçilen Cümleler

“Algılayışımızın birkaç düzlemi olmalı. Bu noktada şehirlerdeki insanlarla ayrılıyorduk. Burada dış bir yaşayışa toprak yok. Her şeyin zaten bir cesaret olduğu yerde, cesaret nasıl bir şey, onu kim dışına alıp anlatabilir.” “Anam ak yatağında.” “Gözlerim açıldıktan sonra birçok defalar alacalı bulacalı şekiller arasında üzerine eğildiğini göreceğim gür sakallı dedemin sesi …

Cahit Zarifoğlu, Yanma

Ve elbet Gözlerim sularımdan çekilince ürkek bir ceylanla anlaşırım yüzünün çok yakını olan bir limana dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine bahçeni tutan tavşanlara sığınırım Kanımdan geçilmiyor moraran ağzım Kovalanıyorum İkinci zaman karanlığı iç çarşılar ey şafak bir askerle anlaş Çünkü namluya sürüldün İşte burada bir ordu yürüyen karnımda İzim sürülüyor köpeklerin sürünerek yaklaştığı …