Ahmet Haşim Yazıları

Ahmet Haşim, Gelmeden Evvel

kalbim benim bir ormandı, isimsiz, asude, bir büyük orman; ve gölgelerinde revan olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi dağıtırken sükutu bihude, düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman, ne zaman girecektin o kalb-i mes’ude? etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem reng-i eşcar ü abı fersude, dolacak mıydı seslerin, bilmem o tehi saye zar-ı …

Ali Canip’ten Ahmet Haşim’e Mektup

Ahmed Haşim Bey’e, Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler. Bundan bir kaç ay evvel, o zaman Bulgaristan …

Ahmet Haşim, Sensiz

Ahmet Haşim’in harika bir şiiri. Piyale’den.. Sene 1926! Annemle karanlık geceler ba’zı çıkardık; Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık Sessiz uzatır tâ ebediyetlere kollar… Gûyâ o zaman, bildiğimiz yerdeki yollar Birden silinir, korkulu bir hisle adımlar, Tenhâ gecenin vehm-i muhâlâtını dinler… Yüksekte semâ haşr-i kevâkible dağılmış, Yoktur o sükûtunda ne …

Ahmet Haşim, Bir Günün Sonunda Arzu

Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu nümayan, Güller gibi… sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nalan; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrarını ömrün eder ilân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Alemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde …