Ahmet Haşim Yazıları

Ahmet Haşim, Başparmak Üzerine

İnsanın en asil uzvu hangisidir? diye sorsalar hepimizin vereceği cevap budur: Dimağ! Hâlbuki dimağdan daha yüksek ve hattâ insanı diğer yaratıklardan ayıran ve onu bütün hayvanlara nazaran üstün bir mevkie çıkaran dimağ değil, sadece elinin başparmağı imiş. Başparmağın diğer parmaklarla birleşip iş görebilecek bir vaziyette olmasıdır ki insana unsurlar üzerinde …

Ahmet Haşim’in Yaşamı ve Sanatı

Yaşamı Ahmet Haşim 1885 yılında Bağdat’ta doğdu. Bazı uzmanlar, şairin kendi yaşamını anlattığı bir mektubundan çıkarılan Hicrî 1301 tarihinin Hicrî şemsi değil, Hicrî kameri olması gerektiğini ileri sürerler. Bu görüş doğruysa, Haşim’in doğum tarihi 1883 ya da 1884 olur. Babası Arif Hikmet Bey Bağdat’ın ünlü Alûsîzade ailesin- dendi. Annesi Sara Hanım …

Ahmet Haşim, Gelmeden Evvel

kalbim benim bir ormandı, isimsiz, asude, bir büyük orman; ve gölgelerinde revan olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi dağıtırken sükutu bihude, düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman, ne zaman girecektin o kalb-i mes’ude? etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem reng-i eşcar ü abı fersude, dolacak mıydı seslerin, bilmem o tehi saye zar-ı …

Ali Canip’ten Ahmet Haşim’e Mektup

Ahmed Haşim Bey’e, Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler. Bundan bir kaç ay evvel, o zaman Bulgaristan …

Ahmet Haşim, Sensiz

Ahmet Haşim’in harika bir şiiri. Piyale’den. Sene 1926!     Annemle karanlık geceler ba’zı çıkardık; Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık Sessiz uzatır tâ ebediyetlere kollar… Gûyâ o zaman, bildiğimiz yerdeki yollar Birden silinir, korkulu bir hisle adımlar, Tenhâ gecenin vehm-i muhâlâtını dinler… Yüksekte semâ haşr-i kevâkible dağılmış, Yoktur o sükûtunda …

Ahmet Haşim, Bir Günün Sonunda Arzu

Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu nümayan, Güller gibi… sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nalan; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrarını ömrün eder ilân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Alemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde …