Yazarlar Yazıları

Michel de Montaigne’in Denemelerinden Keder Üzerine

Bu duyguyu hiç bilmiyorum, ne seviyorum, ne de değer veriyorum. Oysa insanlar sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi bir tavırla kedere özel bir yer ayırmayı alışkanlık haline getirmişler. Kederi akılla, erdemle, bilinçle donatıyorlar. Ne aptalca ve çirkin bir süsleme! İtalyanlar akıllıca düşünüp ona “kötülük” demişler. Çünkü kederli olmak, her zaman …

Zeliha Yurdaer, Kudüs ve Sinema Kaleme Aldı

Üç dinin kutsalı, bilhassa Müslümanların “mübareği, bereketi” ilahi dinlerin gözbebeği şehir: Kudüs. Müslümanların ona bereket, mübarek olma anlamına gelen Kudüs ismini verdiği şehir. Şehrin en eski sakinleri olan Kenanlılar’ın Ursalim, Yahudilerin Ariel, Yebus, Siyon gibi isimleri verdiği Kudüs, Hz.İbrahim’den itibaren birçok peygamberin yaşadığı kutsal bir bölgede bulunan, Hz.Süleyman’ın inşa ettiği …

Nizar Kabbani, Kudüs

Kabbani 1923’te Şam’da doğdu, 1988’de vefat etti.   Ağladım tükeninceye kadar gözyaşlarım Namaz kıldım sönünceye dek kandiller Usanıncaya kadar rüku ettim Muhammed’i sordum sende kaybolan Ey Kudüs, ey nebilerin çıktığı şehir Ey Kudüs, ey şeriatler feneri Ey parmakları yanan güzel çocuk Hüzün var gözlerinde, ey iffet şehri Ey Resulün uğradığı …

Orhan Veli Kanık, Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.       Orhan Veli Kanık İZDİHAM        

Arthur Rimbaud, Helecanlar

yazın mavi akşamlarıyla ineceğim patikalara buğdaylarla bezeli ufak otları çiğneyerek: ayaklarımda o tazelik, aklım bir karış havada bırak yıkasın çıplak başımı rüzgar diyerek konuşmayacağım, düşünmeyeceğim bir an bile: lakin tırmanacak içimde bitmek bilmez aşk ve ben uzağa, uzaklara gideceğim derbedercesine doğayla, ve mutlu, sanki bir kadınlaymışçasına     Arthur Rimbaud …

İsmet Özel, Allah Müslümanların Tarafını Tutar mı?

Evvel istibdat idi Açtın mı ağzını bellerlerdi ananı Şimdi devr-i hürriyet Önce söyletirler, sonra bellerler ananı Günler gelip de geçti sanmayın; günler delip de geçti. Hangi günlerdi onlar? O günler “Ben başımı inancımın gereği örtüyorum, her hangi bir bilinen ideologi taraftarı değilim” diyenlerin böylesi bir iddia ile mesafe kat etme …

Beyazıt Bestami Keçeli, Tufan Panayırı

Eskimiş yatağının gıcırtısı zaten uyutmuyordu. Alarm çalmasa bile bu işkenceye direnmek sırtının ağrısını daha da çekilmez hâle getirecekti..  Bilincin yavaş yavaş yerine gelirken yatağın belini ağrıtmayan tarafına sırtını verip, beş dakika daha ceylan irisi gözlerini yumarak alarmı bekledin.  Beş dakika senin için çok şey demekti.  O beş dakika içinde ceylan …

Nikolay Vasilyeviç Gogol, Burun

Şu dünyada ne olmadık şeyler olur! Olaylar da, çoğu zaman, inanılacak gibi değildir. O, Danıştay Üyesi kılığında gezen, kentte bunca gürültüye yol açan burun, sonunda, nasıl oldu bilinmez, eski yerine döndü. Yani Binbaşı Kovalev’in iki yanağının tam orta yerine. Bu, 7 Nisan’da oldu. Kovalev, sabahleyin uyanıp da aynaya şöylesine bir …

İtalo Calvino, Karda Kaybolan Kent

“O sabah, Marcovaldo’yu sessizlik uyandırdı. Havada tuhaf bir şey olduğu duygusuyla yataktan kalktı. Saatin kaç olduğunu anlayamıyordu, panjurların çubukları arasındaki ışık, günün, gecenin bütün saatlerindeki ışıktan başkaydı. Pencereyi açtı, kent yok olmuştu, yerini beyaz bir kağıt almıştı. Bakışını yoğunlaştırınca, beyazın ortasında neredeyse silinmiş kimi çizgiler seçti, çevredeki pencereler, damlar, sokak …

Sandra M. Lynch, Dostluk Üzerine

“Dostluk umuttur. Her dostluk girişimi dünya ile benlik arasında yaşamak adına girişilen çatışmaların ezici maliyetlerini biraz olsun hafifletme çabasını içerir. Hiçbir dış gücün dayatması olmaksızın, bir başkasına karşı duyduğumuz kendi içimizden gelen derin duygular, ona ilişkin gönüllü olarak edindiğimiz bilgiler, onunla paylaştığımız deneyimler, kısacası onun dünyasının tadı bizi bireyselliğimizin dar …

Tuğba Karademir’in Hesis Adlı Kitabından Bir Bölüm

hiçbir cazibesi yok bir vedanın artık. daha kötüsüyse kavuşmalar da yitirdi cazibesini aynı ölçüde. artık âşık olacak kadar yokum. yalnızca nefes almaya ve aldığım nefesleri vermeye, kısacası periyodik olarak pişman olmaya yarıyorum. keşkeye doyuyorum. keşkeler doğuruyorum. adres soran bir yabancı kadar rolüm. repliğim kısa. kalabalığa karışıyorum kolay yoldan. sen sorduğum …

İsmet Özel, Bir Şeyi Yaramıyorsa İşimize Yaramaz

Faydasından medet umduğumuz ışığın karanlığı yardığını farz ediyoruz. İnsana mahsus başarıyı tespit edişimiz onun hangi türden olursa olsun bir kuşatmayı yarışında tecelli ediyor. İnsanlaşma katında tacı, tahtı yarışın birincisinin hak ettiğine inanıyoruz. Müslümanlık varsa cehaletin yarılan kadarında var. Her yerde ve her çağda yarmanın sükûtunun menfiliklere başlatıcılık imkânı verdiğine dikkat …

Gerard de Nerval, El Desdichado

Garibim,yaslıyım, yok derdime çare bulan, Kalesi elden gitmiş Aquitaine’li beyim ben: Bir tek yıldızım söndü, darmadağın sazımdan Karasevda’nın kara güneşidir akseden. O mezar gecesinden, ey tesellim bir zaman, Pausilippe’i, İtalyan denizini ver geri, Ve o çiçeği, dertli gönlüme merhem olan, Çardakta asmalarla sarmaş dolaş gülleri. Phoibos, Amor muyum?… Lusignan mı, …