Yazarlar Yazıları

Esra Köse, Bir Cümle Bir Yemek

Bir işi vaktinden önce yapmanın rahatlığıyla günü sonlandırıyorum. Akşam, yorgunluğumu alırken, beni geceye hazırlayan motivasyonu da sağlıyor. Gün şahane bir şekilde rengarenk batıyor. Önce turuncu gibi görünen gök, birkaç dakika sonra pembe mor karışımı oluyor. Yerimden kıpırdamadan, hayranlıkla onu izliyorum. Karanlık çöktüğünde, soğuk da kendini hissettiriyor. Üzerimdeki hırkaya sımsıkı sarılıyorum. …

Milan Kundera, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Ebedi Dönüş düşüncesinde gizemli bir yan vardır ve Nietzsche öteki düşünürleri sık sık şaşırtmıştır bu düşüncesiyle; düşünün bir kere, her şey tıpkı ilk yaşandığı biçimiyle yineleniyor ve yinelenmenin kendisi de sonsuza kadar koşuluyla yineleniyor! Ne anlama gelir bu çılgın mitos? Olumsuz açıdan bakıldığında, Ebedi Dönüş mitosu bir daha geri dönmemecesine …

İsmet Özel, -Mış Gibi Türkiye’nin Sonu (II) ve (III)

Ortalık temiz görünüyordu. Bilhassa ben yaştakiler (Alman Harbi’nin sonlarında doğup da her kötülüğün geride kaldığı, dikkatli olursak elimizdeki her şeyin mükemmele erişebileceği telkinatı altında yetişen kimileri) dünyanın her yerinde 50’li yılları tertipli birinin göze görünmeyen; ama kolayca hissedilen müdahalesini tasdik edercesine pırıl pırıl yaşadı. Gün gelmişti ve Aydın Yalçın bu …

Cesar Vallejo; Umuttan Söz Etmek İstiyorum

Cesar Vallejo’nun Umuttan Söz Etmek İstiyorum metni. Metnin çevirisini yapan ise İsmet Özel.    Bu acıyı Cesar Vallejo olarak çekmiyorum. Şu anda ne sanatçı, ne bir insan, hatta ne de bir canlı varlık olarak acı çekmiyorum. Bu acıyı bir Katolik, bir Muhammedî yahut dinsiz olarak çekmiyorum. Yalnızca acı çekiyorum bugün. …

Isaac Asimov, Yanılgının Göreceliliği

  Geçen gün bir mektup aldım. Okuması güç, eğri büğrü harflerle yazılmış bir mektuptu. Yine de, içinde önemli şeyler olabilir düşüncesiyle mektuptaki yazıyı sökmeye çalıştım. İlk cümlede yazar bana İngiliz Edebiyatı okuduğunu, buna rağmen bana bilim dersi verme ihtiyacı hissettiğini söylüyordu. (İç çektim, bana bilim öğretebilecek sadece çok az İngiliz …

Şeyda Kazez, Tezer Özlü’nün Yaşamın Ucuna Yolculuk Kitabından Seçti

– Herkes bir başka kentte. Herkes bir başka dili konuşuyor. Ya da anlamaya çalışıyor. Aynı dili konuşan iki kişi yok. Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. Karşısındakine bir şey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını …

Allen Ginsberg, Amerika

Amerika sana her şeyimi verdim,şimdi bir hiçim ben. Amerika, iki dolar yirmi yedi sent 17 Ocak 1956. Kendi kafama bile dayanamıyorum. Amerika, ne zaman bitireceğiz insanlarla savaşı? Al da kıçına sok atom bombanı. Keyfim yerinde değil, sıkma canımı. Kafam düzelmeden yazmıyacağım şiirimi. Amerika ne zaman melekleşeceksin? Ne zaman soyunacaksın çırılçıplak? …

Albert Camus, Sanatçı ve Çağı

Doğulu bir ermiş, dualarında, kaderin kendisini ilgi çekici bir çağ yaşamaktan alıkoymasını dilermiş ( Bu nutuk, 14 Aralık 1957 tarihinde Upsala Üniversitesinin büyük salonunda söylenmiştir.). Ermiş olmadığımızdan, kader bizleri korumadı; ilgi çekici bir çağ yaşıyoruz. ilgi çekici, hiç değilse kendisi ile ilgilenmemizi isteyen bir çağ. Günümüz yazarları da biliyorlar bunu. …

Güray Süngü, Olumsuzlama

Olumsuzlama kavramsal olarak turnaların şehri terk ettiği yıl olan ve yani yaprakların sararmayı terk ettiği yıl olan ve yani gidenin gelmez olduğu yıl olan ve yani insanın kendinden gittiği yıl olan o yıl, ensiz ve güdük bir adamın yarasız beresiz omzunu öperek insanlığa hediye ettiği bir üttürüktür. Üttürük, üttürülmüş olandır. …

Cahit Zarifoğlu Hakkında; Otuz iki tekmili birden

Seçkin bir kimse değilim  İsmimin baş harflerinde kimliğim  Bağışlanmamı dilerim  1. ‘Kafkasya’dan esen bir rüzgâr’ın Maraş’taki serinliğidir. Fransızca, Farsça, Arapça bilen; Nakşî tarikatına bağlı, Fuzuli’den gazeller okuyabilen; öğretmenlik, defterdarlıkta memurluk, hakimlik yapan; dört kez evlenen bir babanın oğludur. Evde, annesinin yanında hep ikinci bir kadın vardır.  Yalnızlığı ve sessizliği sevmesi …

Muhammed Palewi, Yedi İklim Dergisi’nden Mısralar Seçti

ne kadar toplasan o kadar az düşüyor payıma nurettin durman (yedi iklim, sayı 330)   atlarıyla türkçe konuşuyorlar kitaplarına arapça bakıyor frenkçe okuyorlar bisiklete bindikleri dilde hâlâ anlaşamadılar onlar bedri mermutlu (yedi iklim, sayı 330)   alçak sesle konuştuk karıncalar gibi alçak idam sehpalarına dokunmasın diye kırık plaklar usluca dinledim …

Breyten Breytenbach, Ülkeye Dönüş

Anne düşünüyorum da eve dönersem bir gün habersiz sabahın erken saatlerinde dönerim yılların birikimi zenginlikler demir atların sırtında her yer, her şey mavidir hâlâ usulca açarım kapısını arka avlunun yaşlı Wagter havlar sonra sallar kuyruğunu beni tanıyınca ipince bir keman çalacaktır Fritz Kreiser nasıl da iyi bilirsin anne bu havaların …

Augusto Roa Bastos, Ben En Üstün

Paraguay’lı büyük yazar Augusto Roa Bastos’un romanı Yo el Supremo (Ben, En Üstün) diktatörler üzerine yazılmış belki de en iyi romandır. Paraguay’lı büyük yazar Augusto Roa Bastos’un romanı Yo el Supremo (Ben, En Üstün) diktatörler üzerine yazılmış belki de en iyi romandır.  Bir diktatörün beyninin içinden konuşur adeta. Ruhunu delik …