Şiirler Yazıları

Gerard de Nerval, Fantazya

Bir hava bilirim, dünyalara değişmem: Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun. Çok eski bir hava, ağır, hazin, muhteşem; Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun! Ne zaman o havayı dinliyecek olsam Ruhum gençleşiverir birden iki asır. Onüçüncü Louis devridir, vakit akşam! Batan günle sararmış bir yamaç uzanır. Camları kızıla çalan …

Ülkü Tamer, Nefes

Dağın uykusuna, kuşun gözüne, Sabahın sesine, taşıdım seni. Kerem’in yaralı, ince dizine, Irmağın yasına taşıdım seni. Canın içinden, canımı duyan, Canımın içine taşıdım seni. Elma kabuğunda, nar tanesinde, Gizlenen mermere taşıdım seni. Gecenin ördüğü, gün kafesinde, Dolaşan kedere taşıdım seni. Canın içinden, canımı duyan, Canımın içine taşıdım seni. Arının yazına, …

Adem Yazıcı, Lise Bahçesinde Beklenen Cinayet

Kıyamet ne zaman kopacak şeyhim yapıştır yüzüme iki tokat ben burada beklerken cevabı biliyorum her gün seni iki kat ne yapsam üzüyorum ne yapsam sesim ulaşmıyor her gün açık pencereye Genç bir hayat ver bize geçmişi kurcalayalım biraz bu geriye dönmek tutkusu var ya dua ederken camlara yapışan sinekler gibi …

Paul Celan, Neredeyse Yaşayacaktın

Uyumuyorduk artık, çünkü zemberekleri arasında yatıyorduk hüznün ve büküyorduk göstergeleri çomaklar gibi, ve fırlayıp kamçılıyorlardı zamanı kan çıkasıya, ve söylüyordun büyüyen alacakaranlığı, ve oniki kez sen dedim sözlerinin gecesine, ve açıldı, açık kaldı, ve bir gözü koydum onun rahmine, doladım ötekine senin saçlarını ve uzattım ikisi arasında fitili, açık damarı …

Hamdi Özyurt, İnsan Gözlerindedir

ormanın üvey ağacıyım ben yapraklar sarardıkça anımsa beni ruhu yongasında, kırılan dallarında yüzgeçsiz balık, kanatsız kuş say beni leylaksız haziran, düşsüz insan say gülüşüm bir kahkahadan ödünç köküm ıslandığı toprakta kuruyacak nabzımı bul, elini alnıma koy ateşim bende fazla burda kalacak sular ılıdıkça müslüman bir ölüyüm kazanlar ısındıkça anımsa beni …

Engin Turgut, Hiçlik Ağıdı

hepimiz gurbetimize yakışıyoruz Bedeniyle susayanlar, kalbiyle çıldıranlar, her şey çabuk unutulur diyenler, aşk yırtılır, kalbimiz de yırtılır! Ey rüyalarımın güzel çocuğu, yüzüne baksam görünür yüzümün yağmuru. Görülmüştür gözlerimin aşka bakan dalgınlığı…Kelimeleri küçük melekler bilip, deli ıslıklar biriktirip ağzımda, ormanın içinden geçiyorum…Gökyüzünden başka bir lunapark daha var mıdır? Pötikare bir aşk …

Ahmet Oktay, Acı

Usandım taş basması günler yaşamaktan yalnızlığımı büyütüyorum korkunç yani bağırmak sana sulardan. Her gün yeniden ölmek elinden karanlık adamların yalanla, ekmekle, silahla. Üstümüze bakarken çağlar her çocuk başı okşadığımız suçlu bizmişiz gibi büyüyor avcumuzda. Gözlerinde bile deniz dibi gözlerinde ölüler askerler ve gemiciler halinde. İhtiyar yüreği toprağın buğdayı, elma’sı korkuda. …

Ah Muhsin Ünlü, Karıcığım Bana Eroin Koya

rabbim şimdi bir polisi tutuklar gibi değişik bir hayvan tıkanıyor göğüslerimde menşei cam çocukların haysiyetiyle pasiflora anlamında tiren koşayım koşayım filmlerin adı bu olsun şehre laciverd bir ceket gibi yakışsın yağmur rabbim gör rabbim duy rabbim bağışla rabbim kızın annesi bankada memur sol yanlarım cumartesi küle çalışsın mason teşkilatlara çapsın …

Oğuzhan Kırık, Ki Aşk

O ki, aşk Ne güzel bir zorbadır sokaklarda Korkardık oysa biz dul kavgalardan Şakaklarımızda biriken efkara Parmak bandırarak emerdik yoksulluğu Aç kalktığımız sofralarda Ki aşk Ne güzel bir sosyalistti başımızda. Yüzümüzü kırıştırdık beklemiş sayılabilmek için Yaşamak, tembel bir gebeydi boğazımızda Tenimizde tutsak barbarlar uyanırdı Bir gürültüydü nefes almak Uyuduğumuzda Ki …

Hüseyin Akın, Çağrılan Yakup

Ben size söylemiştim, bana işiniz düşer Gelmeyen mektup gibi düşerim aklınıza Dünyanın gözyaşını bana sildirir bu halk Oysa benim aklımdan bir sürü dize geçer Az sessizlik isterim dayanıp kapınıza Bu aynanın gözü kör, bu kantar eksik tartar Ben geç doğdum diyedir, hepsi benim yüzümden Öyleyse bu cümleyi yeniden kuruyorum Nasipsiz …

Merve Burma, İyi Geceler Arthur

kalbimi nöbetçiler basıyor arthur! adım geçiyor bütün cinnet haberlerinde yürüyorum, yürüdükçe ben istanbul’un topuklarına sıkıyor yağmur artık uzunca bir seyahate çıkmıştır günlerim. lüzumsuz ayrılıklar apartmanı’nda biliyorum değişik bir böcek türüdür yalnızlık yemeğin içinden filan çıkar öğrendim şimdi hayatı karşılamayı yerleştirdim tüm acılarımı da alfabetik sıraya göre öğrendim her sabah beni …

İsmet Özel, Kanla Kirlenmiş Evrak

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Aşklarım, inançlarım işgal altındadır tabutumun üstünde zar atıyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar denize yaklaşınca kumlar ve çakıl taşları geçmiş günlerimi aşağılamaktadır. Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Ve rüzgar buruşturuyor polis raporlarını kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar bazı solgun gömleklerin çözük …

Ayşe Gönenç, Kargalara Yem Ettiğim Şarkılar

kendi rengini unutan bir çiçeğin alnına değmek istedim hepsi bu. inip inip koştuğum yokuşların sinmek için bir çam iğnesinin evine yüreğini ufalayıp, önüme seren annenin şefkatli gölgesinde yakardım O’na. hınzır ve siyah bir gece için mi, nefesini uyuttu bu şehir biraz ertesi, soluk yıldız göğertisi biraz esmer, birazdan daha az …