Şiirler Yazıları

Nizar Kabbani, Kudüs

Kabbani 1923’te Şam’da doğdu, 1988’de vefat etti.   Ağladım tükeninceye kadar gözyaşlarım Namaz kıldım sönünceye dek kandiller Usanıncaya kadar rüku ettim Muhammed’i sordum sende kaybolan Ey Kudüs, ey nebilerin çıktığı şehir Ey Kudüs, ey şeriatler feneri Ey parmakları yanan güzel çocuk Hüzün var gözlerinde, ey iffet şehri Ey Resulün uğradığı …

Bestami Yazgan, Gülü İncitme Gönül

Çiçeklerle hoş geçin, Balı incitme gönül. Bir küçük meyve için Dalı incitme gönül. Konuşmak bize mahsus, Olsa da bir güzel süs, ‘Ya hayır de, yahut sus.’ Dili incitme gönül. Sevmekten geri kalma, Yapan ol, yıkan olma, Sevene diken olma, Gülü incitme gönül. Başın olsa da yüksek, Gözün enginde gerek, Kibirle …

Tamer Gülbek, Barışma

teyzem omurgası kırık bir hayaldi kirli sarı kanepede oturan son günlerinde cevapsız bir soru işaretiydi ilk hamburgerimi getiren peygamber ilk kıskançlığımı pansuman eden hemşire uzun kıyafetler giyen kızılderiliydi uzun upuzun saçlarıyla gülerdi gözleri şimdi oturmuş aklımı temizliyorum o karanlık geceyi anımsıyorum bedeninin üstü iplik altı halat dönüşümüzü acilin sapağından aşağı …

Gökhan Arslan, Bu Denizin Tuzu

soyu ne kadar da kalabalık şu ölümün kime baksam akrabam, kimden dönsem zifir kerpicine küsmüş yorgun evlerin içinde duvarda unutulmuş bir ceket gibiyim acemi bir bıçağın gövdede bıraktığı iz olmalı aşk bol şerbetli bir tedirginlik, yağmursuz bir iç avlu adım adım denize doğru kayan bir ağaç üzerine basılmış bir bahçe …

Orhan Veli Kanık, Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.       Orhan Veli Kanık İZDİHAM        

Veysel Çolak, Umut Aşktadır

Dünya kokuşur, boşalır tarihin çöp tenekesi Önce Hitler gelir, bir ölü kadınla sevişmekten Sonra Franko ve Mussolini Korku getiren ayak sesleri Ardından kırılarak açılan o kapılar Sonun başlangıcı da olsa Genede seyredilir Kurdun bir kuzuyu yiyişi Hala elindedir yaprakları dökük o zeytin dalı İstesem de gelemez Hiroşima’dan kalma o çocuk …

Orhan Petek, Yutkundukça Büyüyen

 Seyreltilmiş bir hayatı uyuyorsun; delil gibi kultabağısındır hazzın koynunda istahımı kanırtan bu zalim günah dahil donup kalmışızdır –ben dahil ordayız halatozlu zincir bunağı, versin gitsin bir mola yakışmıyor ölene koyup gitmek kendini biraz aşkı kalmıştır o da düşer zamanla çapaklanmış bir bahar verir gibi kendiniYutmadım yutkundukça büyüyen bir ayrıntı Geçtim …

Arthur Rimbaud, Helecanlar

yazın mavi akşamlarıyla ineceğim patikalara buğdaylarla bezeli ufak otları çiğneyerek: ayaklarımda o tazelik, aklım bir karış havada bırak yıkasın çıplak başımı rüzgar diyerek konuşmayacağım, düşünmeyeceğim bir an bile: lakin tırmanacak içimde bitmek bilmez aşk ve ben uzağa, uzaklara gideceğim derbedercesine doğayla, ve mutlu, sanki bir kadınlaymışçasına     Arthur Rimbaud …

Ravza Karakülah, Lâmekân

Yalpalıyorum Allah’ım Sis bulutları inmiş gibi zihnime Eğrisini doğrusunu hesaplayamadığım ne varsa Gelip zincire vuruyor düşlerimi Düşene tekme tokat dalan bu dünyada Bir bebeğin ilk adımları kadar tedirgin kalbim.. Keşke düşsem diyorum. Düşsem toparlanırım Düşsem yerim belli olur hiç değilse Yerimi yurdum bilir, öyle kalkarım ayağa. Şayet kalkarsam Ki kalkacağım …

Egemen Berköz, Basit Bir Yalnızlık da Yeterdi

Basit bir kareli defter de yeterdi Samatya istasyonunu anlatmak için akşamı beklerken beklerken parçalanmış umutları biraz önce yağmur yağmış o istasyon hüzün dağıtırken uzaktan bakanlara bile kıyı yolundan geçenlere ve yolculara ki hüznün kendisidir biraz şairdir akşama doğru anlayışla bakar istasyon şefi hafif gülümseyerek ve aldırmaz bile ve birden gün …

Abdullah Talha Aydemir, Gönlümüzün Razı Gelmediği

I. Sırtımızda kan sesleri Susuzluğumuz bir yana Umudun kokusunu okşuyoruz Ölmekten öte çare bulamayınca korkuya Her anı bir ölüymüş gibi yaşıyoruz Zaman! bizi uzaklara taşıma. Yüklü ağzımız Aşkla kaplı seslerimiz hep, çepeçevre. Ne elimiz varır ne elimiz Bir bardak su içmeye Susuzluğumuz bir yana Mutluluğun kemik kemik dirilişini İzliyoruz yalnızca …

Rabindranath Tagore, Artık Gidiyorum

Artık gidiyorum, Beni uğurlayan kardeşlerim, Hepinize eğilerek ayrılıyorum. Yalnız sizin son ve nazik sözlerinizi bekliyorum, Uzun zaman komşuluk ettik ama verebildiğimden çok aldım. Şimdi gün ağardı, karanlık köşemi aydınlatan lamba söndü, Bir davet geldi ve ben yol için hazırım. Bu ayrılık gününde bana bol şans dileyin arkadaşlarım, Beraberimde ne götüreceğimi …