Şiirler Yazıları

Abdülkadir Yaylacık, Bizim Sessizliğimiz

1 Şehir bütün acısını içinde saklar Çocuklar ölür, siren seslerine karışır kan ve irin Tanzimattan kalma huydur bizde batmak Susarak vurur sessizliğe usta insanlar Mitralyözlerden çıkan sevgi değildir oysa Kalbimin ortasına bir merhamet kurulur. 2 Huyumdur kurusun bütün güller, Her bahar benim içim nasılsa yorulur İp atlayan kız çocuklarını Amerika …

Wislawa Szymborska, Hiçbir Şey Olmuyor İki Kez

hiçbir şey olmuyor iki kez ve olmayacak da. Bu nedenle işte deneyimsiz doğmuşuz ve rutinsiz öleceğiz. yinelenmeyecek tek bir gün bile, birbirine benzer iki gece yok. Ne aynı olan iki öpücük, ne de gözlere bakan aynı bakışlar. dün, hani birisi adını söylediğinde yanımda yüksek sesle, bir gül düşmüştü sanki açık …

Sergey Yesenin, Kandırmak İstemem Kendimi

Kandırmak istemem kendi kendimi, Ama sisli yüreğimde hep bir kaygı var. Bilmiyorum niçin bana, O Yesenin rezili Bilmiyorum niçin bana, O şarlatan diyorlar. Ne bir cani ne de bir haydutum ben, Masumları kurşuna da dizmedim, dizdirmedim. Yoldan geçenlere durmadan gülümseyen Bir sokak serserisiyim o kadar. Sabahtan akşama değin gezinmekteyim Moskova …

Bir Lise Müdüründen Mektup

 Bir lise müdürü öğretmenlerine şöyle mektup yazarmış. “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden …

Emily Dickinson, Yelken Açmak

Sevinç, karaya ait bir ruhun Gitmesidir denize Evleri geçerek, burunları geçerek Sonsuz derinliğin içine! Bizim gibi dağların ortasında yetişmemiş Bir denizci anlayabilir mi Karadan ilk kez ayrılışın Kutsal sarhoşluğunu? XXII. Bir evdeki telaş, Ölümden sonraki sabah, Yer yüzünde görülen En ciddi uğraş Temizlemek kalbi, Ve koymak bir kenara Sonsuza dek …

Ali Berk Perçiner, Sorbe

Ayvalık’ta, sahilde yanarlı dönerli arabası ve şıngır mıngır çıngıraklarıyla bir dondurmacı bağırıyor: “Herkese bir top ölüm !” ilk sevgililer tadıyor bunu gözlerinde yaşanacakların özlemi böylece yaşanıyor ölümün ilk izlenimi sonrasında bir adam sen bu ben veya başkasının penceresinden başkasının hayatını yaşayan yarım ağız bir şeyler geveliyor bir ihtiyar sonra balıkçı …

Mustafa Fırat, Sonrası Ölüm Sonnetsi

sesin uzak kıyılardan işitiliyor; şen şakrak ellerim soğuk ve hazin bir şarkının nakaratı “dalgın geceler” günde uçan bir martı gibi düşüyor işte sevdiğim ağaçtan o yaprak! bir ileri bir geri bir ileri bir… nazlı kız gibi sallanıyor hayat dediğimiz salıncak! âh sonrası ölüm, iki çizgi arası bilinir yüreğimde ne çok …

Hilmi Haşal, Üçüncü Yaka

Boşuna izlemedi zor harfler zor heceleri geceler gündüzlere çengellenmedi boşuna sanki bir nehir kendinden kendine aktı önce -her nehir gibi- sonra koptu kolları, şaşkın delta yakınlarında, o bildik durgunluğunda sustu en derin oyuğuyla en sığ yüzey yatağı öyle uzaklaştı gölgelerin sesi bildik ölümden öyle üredi varsıllaşması gezegenin, evrildi yalnızlığı kötü …

Jorge Teiller, Mektup

Sonunda farkettiğinde yalnızca trenlerin durmadığı kentleri sevdiğimi bundan sonra unutabileceksin beni anlayabilmek için kim olduğumu gerçekte. Gerçekte kimim anlayacaksın ve ağaç kabuğundan alyanslarla yapıp düğün yeminimizi bundan böyle girebileceksin seninle karşılaşmadan önce seni bulduğum ormana. Ve seni tanımadan önce seni bulduğum orman dolacak sözcüklerimin yapraklarıyla. gece aydınlanacak belleğin sularını içmeye …

Hüseyin Atlansoy, Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi

I bir örnek giysili efendileri beklemekten yorgun fincan gibi turtularının gülümsemesi yani afrikalı artık kimseler gelmiyor; cezayir yabancı dil kursu parmaklarını taklatınca kuşları havalanmıyor bella’nın gece uçuşuna çıkamıyor azizler gece kuşları suskun sigarasını tüttürüyor mısırlı üstüne ortadoğu’nun efendi efendi hani kul köle korkutan seni ki bir balkon çıkmazında güneşi seyrediyor …

Nazım Hikmet, Ağa Camii

Havsalam almıyordu bu hazin hali önce Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım; Allahımın ismini daha çok candan andım. Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen! Böyle sokaklarda ki, anası can verirken, Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var… Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar, En kirlenmiş …

Melih Özel Ubih, Cezbe

Bir şeyler düşündükçe dolaşıyor zihni eşyada ve dönüp garipçe eşyaya bakmakta gözleri. Bir şeyler tasarladıkça, dili dönüyor,işte: “Ya Şairân! Ya Hûbân! Titrek sakallı dervişân! Ey plazalar! Çağcıl sancılar! Hey! Sen, küçük! Vapur seferleri! Eve geç saatlerde gelmekte olan ekmek parası fakülteler, tezler,dipnot ve kaynakçalar plastik bardakta içilen kahvenin falı bir …

Atilla Jozsef, Yedinci Adam

Şu dünyada düşeceksen yollara, İyisi mi yedi kez doğmaya bak. Bir kez, yangın çıkan bir evde doğ, bir kez, buzdan soğuk sellerde, bir kez, azgın deliler arasında, bir kez, olgun buğday tarlasında, bir kez de kimsesiz bir manastırda. Bir ağızdan ağlayan altı bebek, yetmez: Sen kendin yedinci olmaya bak. Canını …