Şiirler Yazıları

Ali Emre, Kapıları Aç

İşlerin iyi diyorlar Roza, Cafer ve Bob, her şey tıkırında Dünyayı soğurup avuçlarına akıyor bak aşüfte Londra Ağzın kulaklarında, dolup taşıyor işte obur kasaların Güzel bir karın var, bahçeli bir evin, şımarık çocukların Ejderha kovalarsın Alpler’de artık okyanuslarda leopar Umurunda mı sanki senin, kıyılara vuran ölü çocuklar Ülkeni unuttun diyor …

Cahit Koytak, Nuh’a Gemi Resimleri

I gençtim şiire hevesim vardı büyük sözlerden utanmıyordum henüz alnım kırış kırıştı daha o yaşta bir nalbant çırağı kadar sıkıntılıydım atların toynaklarını yonta yonta çöl gemileri yapıyordum uçan gemiler bej üstüne lacivert duygular bırakan ruhumda yelkenlerine su renginde atlar koşulmuş içimizin karanlığından türemiş sayısız hayaletin mağripli cinlerin isimsiz ifritlerin kum …

Süleyman Bozkurt, Dünyanın Bende Gördüğü

Senin anladığın dilden bir gül değilim Ağlak bir rengim ağlak bir tabure Topluma anlatamadığım bir ben varım içimde Susmaya başlarsam yanacak olan ben Kavuşmayı içine sindiremeyen ben Anladıkça kahrolan içimi Hiç süslemeyeceğim İşçiler gecekondu yapar Benim içimde şehirler yükselir Hala akledemediğim bir yabancıyım Ne zaman önünden geçsem kendimin Mezarımı kazıyorum …

Nazım Hikmet Ran, Fevkalâde Memnunum Dünyaya Geldiğime

Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime, toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. Dünyayı dolaşmak, görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim. Halbuki ben yalnız yazılarda ve resimlerde yaptım Avrupa yolculuğumu. Mavi pulu Asya’da damgalanmış bir …

Sezai Karakoç, Kar Şiiri

Karın yağdığını görünce Kar tutan toprağı anlayacaksın Toprakta bir karış karı görünce Kar içinde yanan karı anlayacaksın Allah kar gibi gökten yağınca Karlar sıcak sıcak saçlarına değince Başını önüne eğince Benim bu şiirimi anlayacaksın Bu adam o adam gelip gider Senin ellerinde rüyam gelip gider Her affın içinde bir intikam …

Ahmet Fırat Yaşar, Mazbatamdaki Çekiç

İsmet Özel’ e. Gayrıya nikahla peydahlanmak hevesi vurur beni ve içerimde bir temaşa yaratır huzur bir cenaze töreninde karşıma çıkar da yumruğumu haybeye savurmak istenci dimağdan kalbime yıldırım gibi iner yadın göğermiş göğüne çıngırımı uzatıp batan pörsümüş bir döşek devşirirdim gündüz gece beni bu döşekte hırpalar karartısını yadıma mıh gibi …

Şairlerin Kaleminden Kar Şiirleri

Şükrü Erbaş / Kar Yağışı Yalnızlığın sesinden bir resim yaptım Kararan kalabalıklardan süzdüm ışığını. Akşamüstleriyle boyadım vazgeçen ağzını Parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız Salkımsöğütlerden bir beden çizdim usul Hiçbir rüzgarın duruşunu bozamadığı Bütün yağmurları topladım yapraklarına. Sonra tüm yolcuların silindiği bir ufuk Örttüm kâkülleriyle alnının üşümesini. Puhu kuşlarının avazını …

Hacı Ahmed Eriş, Tüyleri Dökülmek Suretiyle Çirkinleşmiş Finolar Aşkına

Sokakların ne manası var bir gece yarısı Pencere artlarına sıkışan hayaller karşısında Kalmış mıdır o utangaç hayallerimizden Teselli edilmeye veya Kendimizi kandırmaya yetecek kadar Gelmemiş olsan Gitmezdim çağırdığın yere Unutacağını bilsem Uğramazdım Sonra Tarok kolache gibi yıkık Bir Tawil gibi yalnız Doğmadığı yerde yaşamaya mahkum edilmiş Ayakları hiç denize değmemiş …

Esma Koç, Varlık Çiçeği

Sarı buğdaylar gibi eskidikçe solan yüzün İzini unuttuğun evin dar köşesinde Yangınsın Bir kez uzaklaşsan dönecek adresin yok Ağlama, Umulur ki pişman olurlar Sırtında tek kırma, hazırlanılmış bir ölüm Vurmaya gidiyordun vuruldun hani O avcı değilse de sen düpedüz ceylan Ağzının ayazında birikmiş kirli yas Cehennem mi dünya mı daha …

Arseny Tarkovsky, İlk Buluşmalar

Pek az buluşmalarımızın her dakikasını bir tecelli olarak kutladık. Tüm dünyada bir biz. Bir kuştan daha cüretkâr ve daha yeğni Sersemlemiş bir tayf gibi merdivenlerden Yoluna katmaya geldin beni: Yağmurdan sırılsıklam leylaklardan Aynanın öte tarafına Kendi diyarına. Gece inende Mağfiret ile takdis oldum Açıldı kapıları mihrabın Ve karanlıkta parıldayan Ve …

Fatma Şengil Süzer, Densiz

bu bahçem son bahçe bu son ekmeğim yediğim bu viranede Allah’ım öğrendim giden gitmiştir acı kalır ölünün tuttuğu son kişiye başında tekbiiir demiştir büyük büyük büyük dede ve sen yâsîn yâsîn yâsîn olur üflersin bütün nefesini sanki fırtına gibi atlarla uçup yetişeceksin ben diyeceksin, ben-ben! sen kim diyecekler, sen ne? …

Abdurrahim Karakoç, Yalvarış

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Her adımda bir engel var, salmıyor, Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Mümkün mü bu yolda maksuda ermek? Mümkün mü sılada dost yüzü görmek? Âşıka ar gelir geriye dönmek; Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun. Çekilmez bir şelek …

Ufuk Akbal, Bebek Ekonomisine Geçiş

bebek ekonomisine geçiş ultrasonda kızımı görüyorum, poz veriyor benim artık bir kızım var, dank aslında ters çevir dünyayı benim artık kızım da var dank.. aslında düz çevir dünyayı benim de artık bir kızım var dank. onun için dışarlara avlanmaya çıkıyorum ve birkaç saatliğine de olsa, dünyaya hiç borçlu değilim kalbimin …