Şiirler Yazıları

Orhan Veli Öldüğünde Cebinden Çıkan Şiir

Sabahattin Eyuboğlu, Orhan Veli’nin ölümünden yaklaşık bir ay sonra Nahit Hanım’a yazdığı mektuptan üzerinden çıkan şiirin “Gelirli Şiir” olduğunu öğreniyoruz. Mektupta ilgili bölüm şöyle: “Cebinden otuz kuruş ile birlikte yalnız Gelirli Şiir çıkmıştı. Hani şu İstanbul’dan ayva da gelir, nar gelir.. Biliyorsunuz.” (Bir Roman Kahramanı Orhan Veli, Haluk Oral, YKY, …

Hasan Hüseyin Korkmazgil, Yineli

Bitti temmuz, yine bitti Kırlangıçlar çekip gitti, yine gitti Kaldık yine kaygularla başbaşa yine kaldık Yarın yine yapraklar, yarın yine yağmurlar Ardından yine soğuk, ardından yine tipi Yine palto, yine gocuk, yine odun, yine kömür Yine sövgü karakışa, yine bahara selam Ederler yine tombul, gelirler yine cılız Kiralar yine azgın, …

Melike Kılıç, Bir Filmden Kesit

Bir hikâyeye dahil değilsek, kurguladıklarımız için suçlanamayız. İç: Ellerin dokunmadığı hiçbir şey kalmamış ve dokunulmamış gibi geziyordu koltukların üzerinde. Bir filmden bir kesit Açtın ve eğildin. Değmediğin hiçbir şeyi sevmeyecektim. Uzak duracaktım İçimdeki boşluğu hatırlatan her şeyden. Tanımları tanımıyorum, harflerini bilmiyorum kendimi bulduğum seslerin. İzahlara uzaklığımız bin türlü hayal kırıklığı …

Fatih Gürlek, Derin Mevzular

Putları kırmanın cezası ateşte yanmaktır putları kırmamanın da ateşi gül edecek baltalı bir çocuk kalmadı burda çocuk kalmadı burda defterini karalıyor çocuk akşamların göğe yaptığı gibi gök örtününce vardım farkına çıplaklığımın varlığı sevmedim yokluktan nefret ettim uçlardan uzak merkeze oturmuş vasat ama holigan bir keyif sürüyorum bir tek güneşi ortada …

Mahmut Dilmaç, Şüheda

Şüheda biliyorum Kızıyorsun Evet haklısın Bir nokta kadar ciddi olamıyorum Sana gelirken hep üçe bölündük Kendimle ben Şüheda biliyorum Rüzgarın şiddetli esintisi Kılcal damarlarımızdan söküp bizi almadığını Çünkü reçetemde öyle yazmış cerahlar Bana iki antibiyotik verdiler Ve yanında bir tablet uyku hapı Reçeteye senin adını yazmalarını istedim İnanmadılar Üstelik Akıl …

Allen Ginsberg, Amerika

Amerika sana her şeyimi verdim,şimdi bir hiçim ben. Amerika, iki dolar yirmi yedi sent 17 Ocak 1956. Kendi kafama bile dayanamıyorum. Amerika, ne zaman bitireceğiz insanlarla savaşı? Al da kıçına sok atom bombanı. Keyfim yerinde değil, sıkma canımı. Kafam düzelmeden yazmıyacağım şiirimi. Amerika ne zaman melekleşeceksin? Ne zaman soyunacaksın çırılçıplak? …

Breyten Breytenbach, Ülkeye Dönüş

Anne düşünüyorum da eve dönersem bir gün habersiz sabahın erken saatlerinde dönerim yılların birikimi zenginlikler demir atların sırtında her yer, her şey mavidir hâlâ usulca açarım kapısını arka avlunun yaşlı Wagter havlar sonra sallar kuyruğunu beni tanıyınca ipince bir keman çalacaktır Fritz Kreiser nasıl da iyi bilirsin anne bu havaların …

Neslihan Su, Heykeller Öpülmeli

kilitli su narların kızardığı uzak ülke üflenmedi ülkene henüz zaman tenhalarda birkaç sokak gezinip dolaşsın bırak süslenip saçılsın bir heykeldi ben onunla öpüştüm bir ırmak geçtiydi üzerimizden içi kırık bir heves hepsi bu şeytan çarpsın uçsuz boynumda kıpırdanan neydi neydi o büyük düş o büyük gergedan kuşlardan çok önceydi çok …

Orhan Alkaya, Nen Bilgisi’nden

1. ölü şairler geçiyordu uzun ırmağımdan seyrelen sesleriyle hepsi benden bir zerre ve ben onlardan yekûn bir şaşkınlık, işte nereden gelmişim, nereye? yalan bu yersiz sorularla kurcala beni ağzımın parçalanmış gönyesinden içeri bir söz daha sıkıştır bâtın olan kavuşulur ve unutulur bir sabah saati o usul ses imiş, sessizliğe dolan …

Ahmet Hâşim, O Belde

Denizlerden Esen bu ince hevâ saçlarınla eğlensin. Bilsen Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-i şâma bakan Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin! Ne sen, Ne ben, Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ, Ne de âlâm-i fikre bir mersâ Olan bu mâi deniz, Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. Sana yalnız bir …

Mehmet Fidan, Biz Kırmızı Işıkta Geçiyorduk

Biz kırmızı ışıkta geçiyorduk bayım birbiriyle çarpışacağından haberi olmayan iki ses arasında bir gözlüğün ayrı yere bakan iki camında sessizce çizikler biriktirerek birbirinden habersiz iki ses arasında usulca ilerliyorduk. Kavuşursak biteriz diyen bir otomobille kavuşamasak da biteriz diyen diğer bir otomobil arasında sessizce ölüyorduk çünkü zaman nesnesinden hızlıydı bayım ve …

Mert Özden, Geri Dönen

yürüyen polis üniformaları var şapkalarında yıldızlar, keski ve barut sirenler kötüye delalet ediyor bulutlar; karmakarışık saçlarım yaya geçitleri kullanılmıyor şehir pranga bulutlar nezdinde eziliyor her şehir bir insandır venüs uzak denizlerime bakarken rabbim tarık bin ziyad oluveriyor yeni adım hakir, yıkık ve yeniden kundaklanmışım ah benim hayalcilik meselem ah bilseydim …

Burak Ş. Çelik, .Non Je Ne Regrette Rien.

anacığımı ben doğurdum kovukta babamın da çoğunu ülkemin yolladım çocuklarımı kurumlarına yıkasınlar diye bu onulmaz sancıyı. yıksın tunç bilekten kerahet vakitlerinde yeni cürümler kazısınlar arzımızda masmavi no: 6 non je ne regrette rien noaltı hiçbir şeye muhtaç değilim pişman değilim söken saat kulelerinin çanlarını canlarını kıran ben değilim mahvettim işlediğim …