Şiirler Yazıları

Metin Altıok, Kuşlu Gazel

Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım Kim sürmüş …

Dilek Kartal, Pepûk

söylesene hiç dağ ağırlığında olur mu bulut hiç taş sertliğinde suyu izah edebilirim, kolay hız ve ağırlık: en basiti biraz daha karmaşık: enerji ve molekül neticede beton kesiliyor işte de bulut neden hem böyle başımdan aşağıya ben böyle kıpırdayamazken dinle! konuşmak konuşmak konuşmak konuşmaktan yapılma bu çağda bu en zoru …

Zagarperenlei Tumenbayar, Anne

Anne! Gönlüm Kelebeğin kanatları gibi incecik olup Yumuşacık rüzgarlarda Yırtılacak gibi olmuş Eyvah, ben öyle Kanatlarımı kaybedersem Gayretini nasıl cevaplayacağım Anne! Güzel bir türkünün en düşük tonuyla Senin adına Çok uzaklardan Bir şarkı söylüyorum Sadece beni öpen O huzurluğu Ömür boyunca unutamam Sen çok yaşa!   Zagarperenlei Tumenbayar, Moğolistanlı şair …

Cahit Zarifoğlu, Kartal Ölüsü

Tabutunuz Pırıl pırıl çivileri ve talaş kokuyor Demek taze ölülerdensiniz hemşehrim Kan akıtılmadan Kesildi damarlarınızın sıcaklığı Söyleyin kim yokladı Bir ateş salmaya içinizi Şimdi doya doya seyredin gövdenizi Kalabalıklardan eli mızraklılardan Otomobillerden nüfus patlamasından Ve o koca denizlerin kirlenip ağrımasından   Cahit ZARİFOĞLU İZDİHAM

İlhan Berk, Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum

  Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz. Şeylerin yalnız adı var. Ve: ‘Ad evdir.’ (Kim söyledi bunu?) Dün dağlarda dolaştım, evde yoktum. Bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. Buydu bizim kendine sonsuz olanı duyduğumuz. Nesneler ki zamanda vardır. Terziler çıracısı Hermüsül Heramise’nin pöstekisi her …

Oktay Rıfat Horozcu, Evvel Zaman İçinde

her ağacın arkasından karşıma siz çıktınız öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnızlıktan rüzgarınız esiyordu dağ taş deli gibi savruldu kulelere dayadığım merdiven her köşebaşından karşıma siz çıktınız öylesine yoktunuz ki ağladım deliye döndüm kanınızla incelen taşlar yüzüyordu eski denizleri andıran bulutlarda sayısız gitmiştiniz ne yazık evvel zaman içinde gibiydiniz uzandım yerden …

Muzaffer Tayyip Uslu, Kan

Önce öksürüverdim Öksürüverdim hafiften, Derken ağzımdan kan geldi Bir ikindi üstü durup dururken Meseleyi o saat anladım Anladım ama, iş işten geçmiş ola Şöyle bir etrafıma baktım, Baktım ki yaşamak güzeldi hâlâ Mesela gökyüzü Maviydi alabildiğine İnsanlar dalıp gitmişti Kendi âlemine   Muzaffer Tayyip USLU İZDİHAM

Arkadaş Zekai Özger, Kan Reçetesi

Kara bir gök için çok şey söylenebilir elbet İşte benim bulutum pas tutmamış sözcüklerden örgülü bir ağıt alnına halk sıçramış neferlerin çılgar gözleriyle sana ey rengi tarihini utandıran elbise Yüzün hiç yabancı değil sen eski borazanların gedikli çalgıcısı sesine küflü ambarların kokusu sinmiş irin salgını, cinayet fotokopisi ve kangren depolanmış …

Edip Cansever, Yerçekimli Karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde Oysaki seninle güzel olmak var Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel O başkası yok mu bir …

Nizar Kabbani, Fincanı Okuyan Kadın

Oturdu.. Umutlanarak ters çevrilmiş fincanımdan gözlerinde korku belirdi ansızın Dedi: Ey oğul…hüzünlenme Bu aşk sana yazılmış Ey oğul Ölene kadar tanıklar… Aşka tapmaktan kim ölmüş Fincanında…dünyanın korkusu dolu Hayatın yolculuk ve savaşlarla… Çok seveceksin ey oğul… Çok öleceksin ey oğul… Unutulan bütün topraklara aşık olacaksın.. Yenilen krallar gibi geri döneceksin.. …

Adnan Yücel, Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek

Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen …

Refik Durbaş, Hücremde Ayışığı

Sesimi sesinin üstüne koyma kara gecede, karanlıkta, acılı yüreğimde yeşerdiyse de alevi ölümün kan boğmadı daha korkuyu kırılmadı kin ve öfkenin fidanı Sesini sesimin üstüne koyma ağzımda prangası tutuklu rüzgâr Yanlış arama ölümden başka kurşuna dizilen resimlerde acıyla örülmüşse cesetler ve ağlıyorsa hücremde ayışığı üzgün değilim, hüzünlü asla Yanlış arama …

Füruğ Ferruhzad, Pencere

Bir pencere, bakmaya Bir pencere, duymaya Bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan. Yalnızlığın küçücük ellerini Cömert yıldızların verdiği gece bahşişi kokularıyla Dolduran bir pencere Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine Bir pencere, yeter bana Oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben …