Edebiyat Yazıları

Türkçe Nasıl Hayır Dersiniz?

Bu çeviri 1998 yılında Türkoloji bilimine katkılarından dolayı kendisine Türkiye Cumhuriyeti Liyakat nişanı verilmiş bir Türkçe profesörü olan Geoffrey Lewis Lewis’in, ”Türk Dil Devrimi: Yıkıcı Bir Başarı” ve ”Türk Dil Devrimi: Trajik Bir Başarı” gibi farklı şekilde isim çevirileri olan özgün adıyla ”The Turkish Language Reform: A Catastrophic Success” kitabından …

Mustafa Kutlu, İstanbul Biter mi?

Salacak kıyısında bir kahvedeyim. İnce belli cam bardakta çayımı içip İstanbul’u seyre dalıyorum. Sarayburnu, minare ve kubbeler, asıl İstanbul dediğimiz yer: Suriçi. Bu silüet burada durdukça İstanbul yaşıyor demektir. Sonra köprü, sonra Galata, yarım döndüğümüz zaman gökdelenleri ile başka bir silüet kazanmış olan yeni İstanbul: Mecidiyeköy, Maslak ve ilerisi. Türk …

Andrey Platonov, Dönüş

1 Astrahan ilinin kumlara gömülü, kuytu, küçük bir şehrinde yaşayan yirmi yaşındaki Mariya Narışkina, güçlü adaleleri, sağlam basan ayaklarıyla delikanlıyı andıran, genç ve sağlıklı bir insandı. Mariya Narışkina tüm bu serveti yalnızca ebeveynlerine değil, savaşın da devrimin de kendisine neredeyse hiç ilişmemiş olmasına da borçluydu. Çölümsü, kuytu vatanı, kızıl ve …

Henry Bauchau, Antigone

Oidipus’un ölümünden beri gözlerim ve düşüncelerim denize yöneldi ve daima onun yanına sığınıyorum. Bir kayanın gölgesinde, limanın ve insanların uğultusunu ve deniz kuşlarının çığlıklarını dinliyorum. İokaste’nin bana şunları dediği günü hatırlıyorum: “Babanın her şeyden önce bir denizci olduğunu asla unutma Antigone.” Baş döndürücü yolculuğunda beni o çok korktuğum yere kadar …

Yaman Şener, Gel Yuuf, Godot Gelecek Pozzo

Giriş Çöl Oyunu ve Godot oyununda, araf hissi uyandıran bir hızlı girişle karşılaşırız. Hayalle gerçeğin karıştığı, terk edilmiş mekân imgesiyle karşı karşıyayızdır. Özellikle, girişsiz ve sonuçsuz bu neo-tragedya örnekleri, avangart bir tutum sergilemektedir. Karakterlerin geçmişsizliği, klasik Aristocu tragedya geleneğini yıkmaktadır. Toplumsal bir mesaj ya da göndermeye rastlamayız tam olarak. İki eser de, bireyi …

Yalçın Armağan, Kendi Üstüne Çöreklenmiş Sanat

1. Estetik özerkliğin Türkçedeki en kısa ifadesini Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ahmet Haşim şiiri için söylediği “kendi üstüne çöreklenmiş sanat” sözünde bulabiliriz. Ahmet Haşim’in şiirinin eleştirilmesini “kendi üstüne çöreklenmiş sanat” anlayışının sonucu olarak gören Tanpınar şunları söyler: “Bittabi şiirde tek bir ruh hali yerine âdeta hikâye ve romanda imiş gibi devam …

Gökhan Özcan, İnsan’ı insandan kim koruyacak?

Birileri hakkında düşünür, konuşur, bir kanaate, bir yargıya ulaşır ve onları ulu orta ifade ederken adaletin terazisini dosdoğru tutuyor muyuz? Başkalarına bakarken hep içimizdeki savcı görev başında sanki, avukatsa hiç ortalıkta yok. Duruma göre suçlamak, mahkûm etmek, yaftalamak, karalamak, havasını indirmek, fiyakasını bozmak hevesi içimizi boydan boya kaplıyor ama onu …

Alla Dudayeva, Dudayev’in Son Günü

Derin bir üzüntüyle bakıyordum Cevher’e. Yüzü sakin değildi, sanki kaybolmuştu, hala yollardaydı sanki. Ona nasıl yardım edebilirim? Kendisine olanları hala anlamış değildi. Tanrı’ya dua etmeye başladım, onun, öbür dünyada bizim Cevher’i burada sevdiğimiz kadar sevmesini ve kabul etmesini istiyordum. Uzun uzun dua ettim, sözlerimi hatırlayamıyorum ama her şey temiz kalbimden …

William Faulkner, Emily İçin Bir Gül

Bayan Emily Grierson öldüğünde bütün kasaba cenazesindeydi. Erkekler bu düşmüş anıta hayranlıkla dolu bir saygı duyduklarından, kadınlarsa aynı zamanda bir bahçıvan ve ahçı olan yaşlı kâhya dışında on yıldır kimsenin görmediği evini merak ettiklerinden… Geçmişte beyaz olan kareye benzer taban yapısıyla bu ev, yetmişlerin aşırı canlı tarzında kubbeleri, kuleleri ve …

Yunus Meşe, Filmler Güzel Bitmez Bazen

Gecikmiş bir tesadüf için Gidiyorum artık, dedi.  Ceketimi hafifçe çekip saate baktım. Erken değil mi, dedim? Öyle değil, yokum artık, buraya kadarmış, dedi.  Beklemiyordum bunu. Yutkunarak,  peki neden,  diye sordum.  Baksana birlikte bir film bile izleyemiyoruz, bunlar bizim yolumuza çıkan işaretlerdi, dikkate almalıydık vaktinde, görmezden geldik ama hiçbir şey değişmedi, …

Muhammed Güleroğlu, Ölüm 1

Adını bilmiyorum, kimse bilmiyor. Bundan sonra da bilinmeyecek. Kendisi çok yakın arkadaşımdır. Halep’te envai çeşit kurşunla delik deşik edilmiş bir binanın duvarına yaslanmıştı. Bir elini gövdesine sarmış ve bir ayağını duvara istinad yapmış vaziyette, o tozlu çirkin kırmızı tişörtünü sıvazlaya sıvazlaya telefonda konuşuyordu. Hattın diğer ucunda Ürdün’de mülteci kampında ailesinin …

Esra Köse, Telefonu Meşgule Atmak Yasaklansın

Teknoloji çağı. Herkesle istediğimiz an iletişim kuruyoruz. Bir tıkla istediğim kişiye ulaşıyorum. Ulaştığımı sanıyorum. Öyle olmayabilir de. Mesela gece rahatsızlansam kimi ararım, komşumun kapısını saat kaç olursa olsun çalabilir miyim? Hadi ben şimdi iyiyim, yaşlı biri ağrıları arttığında açık bir kapı bulabilir mi? Yahut öksüz bir çocuk, evde ansızın kimseyi …

Veronica Shoffstall, Bir Süre Sonra

Bir süre sonra, bir eli tutmakla, bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrenirsin, Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini öğrenirsin. Ve öpücüklerin sözleşme ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın. Ve yenilgileri başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın, bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin …