Edebiyat Yazıları

A. Sait Aykut, İbn Battûta’da Ahı Kelimesi ve Anadolu

  I- Seyyaha Dair Ortaçağın en büyük seyyahı ve Rıhletü İbn Battûta diye bilinen seyahatnamenin sahibi, tam adı; Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. İbrahim Levâtî Tancî 17 Recep 703/25 Şubat 1304’te Fas’ın Tanca şehrinde doğdu; 770/1368’de Tâmesna-Merrâkeş kadısı iken vefat etti. Ailesi, Berberî asıllı Levâte kabilesinden olup …

Bertolt Brech, Dört Aşk Şarkısı

  1. Senden ayrıldığımda O güzel günün sonunda Açılınca gözlerim Ne çok sevinçli insan varmış dedim. İşte o akşamdan sonra Sen bilirsin ya Daha güzel dudaklarım Çekirge gibi çevik bacaklarım Ben böyle olalı beri Daha yeşil ağaç, fidan ve tarla Daha bir güzel suyun serinliği Başımdan aşağı boşaltınca 2. Beni …

Esra Tarakçı, Saçlarını Kılıçla Toplamazsın

Möbius şeridi, geometrik olarak uzunca bir şeridin bir ucunu 180 derece bükerek diğer ucu ile birleştirilmesiyle elde edilen şerittir. f(u, v) = ( (cos(u) + v*cos(u/2)*cos(u)), (sin(u) +v*cos(u/2)*sin(u)), v*sin(u/2)), 0 <= u <= 2*pi, -0.3 <= v <= 0.3 –Bu çok bilimsel oldu. -Yani? Her şey ilerlese bile bütün parçada defalarca …

Egemen Doğan, Deli Dumrul ve Bir Gazeteci: Tuhaf bir Hikaye

Oğuz ilinde aylardır tuhaf bir şeyler oluyordu. Meraklı muhabir, kafasını kaşıyarak, “ne ola ki” diye düşünüyor, bu eşsiz esrar perdesini aralamak istiyordu. İcra edeceği meslek hakkında derinlemesine bilgisi olmayan, tecrübesinin yetersiz olduğunu iliklerine kadar hisseden ve hissettiren bu çaylak muhabir, merdiven basamaklarını birer birer çıkmak yerine, üçer üçer çıkmaya karar …

Necdet Subaşı, Bir Berber Yazısı

Ben düzenli gazete okumaya bir berber dükkânında başladım. Biraz utana sıkıla yazıyorum, doğru kelimeler mi kullanıyorum, emin değilim acaba “berber dükkânı” ifadesi doğru mudur? Dilim alışmış belki de ondan böyle bir kullanımı tercih etmiş olmalıyım. O zamanlar bizim evden Kapı Camii’ne doğru yol aldığınızda geçtiğiniz güzergâh sizin sık sık uğradığınız …

Nihat Dağlı, Nasıl Meczup Olunur?

Köyde köye benzemeyen, köyden fazlasını gösteren iki şey vardı: Okul ve Ado… Başka evrene girer gibi okula varırdık. Parmaklarımızın arasına yerleştirmeye çalıştığımız kalem, defterlere çizmeye koyulduğumuz harfler, önümüzdeki kitaplarda görüp kilitlendiğimiz fotoğraflar köyün çok uzağına taşıyorlardı. Akşam saatleri veya hafta sonları kendimizi köyün sokaklarına vurduğumuzda ise, bizlere buyurup duran büyüklerden …

Ayşe Olgun, Her Şey Dahil 33 Yaşında

ODA Susar ve örersin haroşadan bir hırka. Bir ters bir düz gelir gider anılar. Acılarından bir atkı bir hırka.  Annen der ki ‘Sıkı giy üşüme!’ Portakal kokusu gibidir özlem. Birden yayılır kokusu odanın içine. Özleminden bir atkı örer atarsın boynuna. Uzak fırtına yaklaşırken göz bebeklerine.Hayat dediğimiz şey dönüp durur kalbimizin …

Emeti Saruhan, Eczanelerin Görünmeyen Yüzleri

Eczaneler benim için hep rahatsız iş mekânları, kalfalar ise güvenilmemeleri gereken kişilerdi. Ne de olsa bu iş sağlıkla ilgili olduğu için eczacı her zaman bizzat ilgilenmeliydi. Kalfalar ilaçların küpürleriyle birlikte prospektüslerini de keserlerdi ki bu asla yapılmaması gereken bir hataydı bence. (O zamanlar kare kodlar yoktu tabi ilaçlarda. Küpürler kesilirdi) …

Nihat Dağlı, Benim İsmim Yok

  Sızdıkları hayatlardan düşmüş kitapların yeni okuyucular beklediği bir sahafa bakan çay ocağında oturmuş Murat’ı bekliyorum. Murat, “şizofreniden kaçış”a gönül vermiş dostlarımdan… Daha çok kendisi olmak, hükümranlara yurt olmaktan çıkmak isteyenlerden… Yorgunluğuma iyi gelenlerden… Umut bekliyor bizi, umudumuz devam etsin diye yola revan olacağız. Oturmuş, öylece düşünüyorum: “Doğduğumuz hayata gitmiyor, …

İnsan Sevdiğine Çilek Almalı

Beton binaların balkonlarına can sıkıntısı asmış can veren annelerin, ekmek telaşına düşmüş oğullarının mahşer yeri gibi bağırıp çağırdığı “salı pazarına” geçiyoruz. Sesler artıyor, renkler de artıyor. Kenar mahalle çocukları doluşuyor etrafa, el arabasıyla taşımak istiyorlar eşyaları. Beni fark ediyorlar, uzaklaşıyorlar. Kendimi bir işe yarıyor gibi hissediyorum. Giriyoruz salı pazarına ve …

Witold Gombrowicz, Günlük

  Çarşamba Her avukat, başka bir deyişle “dava vekili” “kültürel anlamda çokyönlülüğünün” kibirli kanaatinde keyif çatar, (çünkü ne de olsa “yasa biçimler” herhangi bir köhne hidrolik mühendisi bile, kendisini Heisenberg gibi dört başı mamur bir bilim insanı sanır. Gerçekte, konu, hayal gücüne geldiğinde, bu anlamda hiçbir fikirleri olmadığını söylemek neredeyse …

Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ından Bir Bölüm

“Epigraf kullanmayın, çünkü yazının içindeki esrarı öldürür!” Adli “Böyle ölecekse, öldür o zaman sen de esrarı, esrar satan yalancı peygamberi öldür!” Bahti Yatağın başından ucuna kadar uzanan mavi damalı yorganın engebeleri, gölgeli vadileri ve mavi yumuşak tepeleriyle örtülü tatlı ve ılık karanlıkta Rüya yüzükoyun uzanmış uyuyordu. Dışarıdan kış sabahının ilk …

Öykü Gazetesi’nin 8. sayısı raflarda

  Tanıtım bülteninden “Öykü yazmak mühim bir görevdir. Yanan evdeki küçük bir kızı kurtarırmışçasına aceleyle yapılması gerekir. “ Etgar Keret Türkiye’de öykünün güçlü bir tarihi var. Ömer Seyfettin’den Sait Faik’e, toplumcu edebiyattan ’50 kuşağına, öykü yazarlarımızın gücü, üretimi, yaratıcılığı hiç eksilmedi, Tahsin Yücel’in de dediği gibi, Sait Faik, Orhan Kemal …