Edebiyat Yazıları

Yukio Mişima, Meleğin Çürüyüşü

Aşağıdaki kapının hafifçe vurulduğunu duydu. Şef, yerine tam oturmayan kapıyı her zaman bir kibrit kutusunu ezer gibi açar, basamakları ayaklarını güm güm yere vurarak tırmanırdı. Gelen o olamazdı. Toru çabucak sandaletlerini giydi, tahta basamakları indi. Dalgalı camdaki pembemsi karaltıya seslendi ama kapıyı açmadı. “Henüz çok erken. Altıdan önce gelmez. Akşam …

Michel de Montaigne’in Denemelerinden Keder Üzerine

Bu duyguyu hiç bilmiyorum, ne seviyorum, ne de değer veriyorum. Oysa insanlar sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi bir tavırla kedere özel bir yer ayırmayı alışkanlık haline getirmişler. Kederi akılla, erdemle, bilinçle donatıyorlar. Ne aptalca ve çirkin bir süsleme! İtalyanlar akıllıca düşünüp ona “kötülük” demişler. Çünkü kederli olmak, her zaman …

Batılı Seyyahlardan Pierre Loti’nin Gözüyle Kudüs

 19. yüzyıl, Batılı seyyahların genelde Doğu ülkelerine ve özellikle de Ortadoğu’ya seyyahların akın ettiği bir dönemdir. Bu nedenle, Avrupalı seyyahların Kudüs ile ilgili birçok seyahat notları bulunmaktadır. Burada, özellikle hem Osmanlı ve Türk kültürünü yakından tanıyan hem de yaşadığı dönem itibariyle Batılı edebiyatçılar ve entelektüeller arasında seçkin bir yere sahip olan …

Beyazıt Bestami Keçeli, Tufan Panayırı

Eskimiş yatağının gıcırtısı zaten uyutmuyordu. Alarm çalmasa bile bu işkenceye direnmek sırtının ağrısını daha da çekilmez hâle getirecekti..  Bilincin yavaş yavaş yerine gelirken yatağın belini ağrıtmayan tarafına sırtını verip, beş dakika daha ceylan irisi gözlerini yumarak alarmı bekledin.  Beş dakika senin için çok şey demekti.  O beş dakika içinde ceylan …

İtalo Calvino, Karda Kaybolan Kent

“O sabah, Marcovaldo’yu sessizlik uyandırdı. Havada tuhaf bir şey olduğu duygusuyla yataktan kalktı. Saatin kaç olduğunu anlayamıyordu, panjurların çubukları arasındaki ışık, günün, gecenin bütün saatlerindeki ışıktan başkaydı. Pencereyi açtı, kent yok olmuştu, yerini beyaz bir kağıt almıştı. Bakışını yoğunlaştırınca, beyazın ortasında neredeyse silinmiş kimi çizgiler seçti, çevredeki pencereler, damlar, sokak …

Tuğba Karademir’in Hesis Adlı Kitabından Bir Bölüm

hiçbir cazibesi yok bir vedanın artık. daha kötüsüyse kavuşmalar da yitirdi cazibesini aynı ölçüde. artık âşık olacak kadar yokum. yalnızca nefes almaya ve aldığım nefesleri vermeye, kısacası periyodik olarak pişman olmaya yarıyorum. keşkeye doyuyorum. keşkeler doğuruyorum. adres soran bir yabancı kadar rolüm. repliğim kısa. kalabalığa karışıyorum kolay yoldan. sen sorduğum …

İbrahim Tekpinar, Gurur Duyun Saçmalıklarınızla

Afrika’nın balta girmemiş ormanlarına bile siyah gazlı içecek satıp, yanına şeker ilaçlarını da pazarlayanlara göre bizler televizyon karşısında sadece tüketen yaratıklarız. 140 karaktere sığdırılacak duygularımız var ve saçmalamaya hakkımız yok. Aklı kendine yeten telefonlarla ve sanal beğenilerle yetinip, sanal tatminlerle ve vergilerle ölmeliyiz. Oysa herkesin 140 karakterin ve sanal alemin …

Dücane Cündioğlu, Daraltı

Kendiyle yüzleşmeyi kim göze alabilir?  Elbette sadece değişimi umabilen! Hiçbir şey değişmeyecekse kişi kendisiyle niçin yüzleşsin? Niçin yüzleşmenin o ağır yükünü taşısın? Gerçekliği belleğinde niçin saklasın? * * * “Sanki burnum değdi burnuna yokun / Kustum özağzımdan kafatasımı.” İnsanın kendiyle yüzleşmesini Necip Fazıl’ın bu mısralarından daha iyi ne anlatabilir, doğrusu …

Muhsin Duran, Acelem Var

Zaman dolabı hızla dönüyor, tıpkı Yunus’un su taşıyan dolabı gibi: Benim adım dertli dolap Suyum akar yalap yalap Böyle emreylemiş Çalap Derdim vardır inilerim …….. Suyum alçaktan çekerim Dönüp yükseğe dökerim Görün ben neler çekerim Derdim vardır inilerim ……… Yunus Emre Irmağın üzerine kurulmuş, ağaçtan, tahtadan yapılmış kovalarını ırmaktan dolduran, …

Rıfat Eroğlu, Sezai Karakoç Olamadık; Çünkü

Yazdığımız akrostiş şiiri sevdiğimiz kıza verdik okusun diye. Kız şiiri ve bizi beğendi. Evlendik, çoluk çocuğa karıştık, mutlu olduk. Ya da oralı bile olmadı. Başka isimlere başka akrostişler denedik sonra. Yazdığımız şiirlere ödül verdiler. Gözümüze kalın çerçeveli gözlük, boynumuza şair atkısı takıp, koşa koşa gittik törene.  Biz alana kadar şaibeliydi …

Gündüz Vassaf, Meşhur Yazar Güle Güle

Meşhur yazarla, başka meşhurlar arasında fark? Otomobil yarışçısı? Pop şarkıcıları? Meşhur müptelalığımızı ifade tarzımız, kim olursa olsun, aynı. Peşlerinden gitmeye başladık mı, meşhurluklarının kurbanlığında rollerine soyunurken, dikkatimizi yaptıklarından çok kendilerine çekmekteler. Meşhurluk tuzağını benimsemiş yazarlar bindikleri dalı keserken, okuru edebiyat tartışmalarından uzaklaştırıp dedikoducu konumuna düşürür. Lakin “Bir gün herkes 15 …

İvan Bunin, Güneş Çarpması

Yemekten sonra sıcak, parlak ışıklarla aydınlatılmış yemek salonundan çıkıp geminin güvertesine geldiler; tırabzanların yanında durdular. Kadın gözlerini kapadı, avucunu yanağına bastırdı ve güldü. Bu çekici kadının gülüşü sade ve güzeldi; diğer başka her şeyi gibi. “Sanırım sarhoş oldum,” dedi. “Siz nereden çıkıp geldiniz? Üç saat öncesine kadar sizin varlığınızdan haberim …

Ayşegül Kılınç, Sevgili Andromeda

Sevgili Andromeda, Bu mektubu bundan 10, 20 hatta bilemedin 30 sene sonra bile okuduğumda (başkasına okutacak kadar yaşlanmış olacağımı dile getiremiyorum) seni en ince ayrıntısıyla hatırlamak için yazıyorum. Asma yüzünü şu capcanlı fotoğrafında hemen, kalbimdeki titreşimin daimidir fakat yaşlılık işte sevgili galaksim, olur da gardenya yetiştiremeyeceğim kadar elden ayaktan kesilirsem …