Cahit Zarifoğlu, Savaş Ritimleri Kitabından Seçilen Cümleler

“Algılayışımızın birkaç düzlemi olmalı. Bu noktada şehirlerdeki insanlarla ayrılıyorduk. Burada dış bir yaşayışa toprak yok. Her şeyin zaten bir cesaret olduğu yerde, cesaret nasıl bir şey, onu kim dışına alıp anlatabilir.”

“Anam ak yatağında.”

“Gözlerim açıldıktan sonra birçok defalar alacalı bulacalı şekiller arasında üzerine eğildiğini göreceğim gür sakallı dedemin sesi çağıldamaya başlıyor. Kulağıma ağzını yaklaştırarak ezan okuyor. Gür, derin, güzel çağıltılı. Onu kalbimin kapılarından içeri aldım.”

“Unutulmaz bir tabiatın bir anlık bir resmiyle o an doldum.”

“Bütün gövdem açılmış ve bu sese kulak olmuştu. Gözlerimin önündeki şekiller alacalanır gibi oldu ve ben değişik bir şeye doğru uçtum ve sanki o merdivenlerin üzerinde başka birini gördüm.
-Biz peygamberler topluluğu herkese seviyesine göre muamele yapmak ve anlayabilecekleri şekilde hitap etmekle emrolunduk.”

“Oraya doğru koştum fakat yabancılığımdan utanarak geri döndüm.”

“Dağ aydınlığında bazen koyu sisler içinde karlara batarak, yaz havalarının, erken saatlerdeki serin tenine dokunarak, gölgeler halinde ara sokaklardan meydanlığa çıkıyor, bahçe kapısından geçerken birbirimize değiyor, selamlaşıyor ve camiden içeri kayıyoruz.”

“İshak Dedemaruf.
Kur’an’ı ve namazı işte böyle camiden dışarı taşırdık ve onu büyüyen gövdemize ve gönlümüze en güzel bir akıl yaptık.
Biz de azgın sulardan kurtulmaya çalışırken onun manevi ellerini tutuyor, sarplıklara tırmanırken eteğine yapışıyor, aşağılara inerken koruyucu gözlerinin cesaret veren işaretlerinde sarhoş olduk.”

“İshak Reis sabırla,
-Vel eza, diye öğretmeye çalışırken, kocaman yaşıyla küçücük benliğime eğilirken ve özellikle şelaleden söz ederken ve bizi oradaki adaya kadar gitmeye hatta günün birinde şelaleden aşağıya atlamaya teşvik ederken, nasıl oluyorsa etkileri, bu basit ve günlük yaşayıştan gibi görünen oluşların ötesine geçerek bana ulaşıyor ve meçhûl bir şeylere özlem duyuyordum.”

“Âşık olmuştum.”

“Duygularımız, yolları karlarla kaplı. Sekisine bile artık gidemez olduğumuz köyümüzün dışına taşmıştı, çok uzaklardaki boğulmaların, silah seslerinin, idamların, siyasî sürtüşmelerin ve dağlarda, mağaralarda gizlenip komünistlerin yolunu bekleyen, onlara pusular kuran, onlara baskınlar düzenleyen mücahitlerle birlikte yatıp kalkıyordu.”

“Çay hızını kaybediyor, dikkatler ağızlara yöneliyor. Bekleyenlerin kalpleri, beklenenin çıkacağı ağza bakarak kalıyor. Ateşli alınlar, buzlu sularla soğutulmuş tülbentlere uzanıyor. Son bir semaver de kaldırılınca camlar tıkırdasa kırılacak bir sessizlik.”

“-Bakın oğullar dedi İshak Dede, söyleyeceklerimi iyi dinleyin. Hiçbir hareket yapmayın. Vallahi canınızdan olursunuz.
Tümü silahlarını kavrar gibi oldular, dehşetli bir duygu ve tereddütle.
Fakat İshak Dede’nin sesi çok etkili ve kararlıydı.
-Caminin içinden her birinizin başına bir namlu çevrilmiştir. Şu an da niye geldiğinizi, kaç kişi geldiğinizi ve arkanızdaki yetmiş yetmişe yakın Rus köpeğini biliyoruz.”

“Rus ölüleri…
Gözlerimizi Ruslardan kaldırıp yolun ilerilerine çevirdik. Tepelere bakıyoruz. Allahuekber nidaları.”

Hazırlayan: Ertuğrul Demir
İZDİHAM

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: