Cahit Zarifoğlu, Kırlarda çiçekler bensiz açacak

Zaman, nasıl da akıp gitmiş?

Yirmi dokuz yıl oldu Cahit Zarifoğlu ile görüşmeyeli.

Bir gün gelecek, bin yıl olacak.

cahit-zarifoglu-1

“Baba Sait”
Babasının annesinin üzerine bir başka kadınla evlenmesini bir türlü kabullenemeyen Zarifoğlu, babasına karşı kırgındı. Daha küçücükken babasızlığı tadan şair, ondan sadece 1,5 yaş büyük olan abisi Sait’i baba olarak bildi. O kadar ki Sait, artık evde “Baba Sait” olarak anılmaya başlamıştı.

cahit-zarifoglu-2

Kopan Düğmeler:
Zarifoğlu, hayatının büyük çoğunluğunu yalnız ve insanlardan uzak geçirmişti. Çocukluğundan itibaren yıkılmamaya çalışan şair kimseye muhtaç olmamak için kopan düğmelerini kendi diker, kendi yaptığı yemeklerle bazen dostlarına ziyafet verirdi. Her şey öğrenilmeliydi… Yalnız kalan anneye yük olunamazdı!

cahit-zarifoglu-3

Takılan İlk Lakap: Aristo Cahit
Zarifoğlu o kadar durağan ve içine kapanıktır ki, bu durum okulda onun hakkında “aşk acısı çekiyor ondan böyle suskun” dedikodularına sebep olmaya başlamış, Cahit’in bu hali arkadaşları arasında da sürekli konuşulur hale gelmişti. Aslında Zarifoğlu, bütün bir insanlıktan kaçma uğraşı içindedir. Bir bilge gibi sürekli sakin ve suskun olması, bir süre sonra dostlarının onu “Aristo” olarak çağırmaya başlamasına neden olacaktır. Zarifoğlu artık “Aristo Cahit” olarak anılmaya başlamıştır.

cahit-zarifoglu-4

Güreş Minderinde Bir Zarif Çocuk
Evde kimse kalmayınca radyodan klasik batı müziği eserleri dinleyip küçücük bir odada ruhunu arayan şair, dostlarıyla buluştuğu demlerde ise çok ilginç bir şekilde güreş topluluğuna katılıp güreş tutardı. Yine bir güreş buluşmasında, oradaki arkadaşları arasında en güçlü ve kalıplı olan Halil’le eşleşmişti. Rasim, Alâeddin, Erdem hepsi Halil’in Cahit’i ilk hamlede alaşağı edeceğini düşünüyordu. Ancak soyadı gibi zarif olan şair incelikli bir teknikle Halil’in sırtını yere getirmişti. Yıllar sonra Alâeddin Özdenören “Cahit şiir gibi güreş tutardı.” bu hikayeyi anlatmıştı.

cahit-zarifoglu-5

Pilotluk Aşkı ve Kırılan Kanatlar
Cahit’in tek tutkusu güreş veya şiir değildi. Göğün eşsiz cazibesi onu Maraş’tan kaçmaya zorladı ve lise ikinci sınıfta bavulunu eline alarak Eskişehir’e doğru yol aldı. En büyük hayali olan “Pilotluk” gayesine ulaşmak istiyordu. O dönemler Türk Kuşu Derneği, başvuran adaylar arasından yetenekli olanları seçiyor ve ücretsiz olarak uçuş kursu veriyordu. Cahit artık bir planörün koltuğundaydı. Eğitim alıp uçak kullanabilir düzeye gelen Zarifoğlu, sağlık kontrolüne girer ve bu kontrol uçuş kariyerinin sonu olur. Kontrolde gözünde ve kulağında rahatsızlık olduğu tespit edilen şair uçuş ehliyeti alamaz. Kendi tabiriyle ‘kanatları kırılmıştır.’

cahit-zarifoglu-6

Edebiyat Dersinden Kalan Şair
Kısa süren uçuş serüveni beraberinde birçok sorunu ve daha derin yalnızlıkları doğurur. Okuldan kaçış sınıf tekrarını beraberinde getirmiş, Cahit’in tam üç yılı böylelikle buhar olup gitmiştir. Arkadaşlarından üç yıl sonra liseden mezun olabilmiş ve ne ilginçtir bu süreçte edebiyat dersinden tekrara düşmüştür. Daha sonradan edebiyat kitaplarına konu olan bir şair, edebiyat dersinden sınıfta kalmıştır.

zarifoglu tur

Otostopla Avrupa Gezisi

Lisenin bitimiyle birlikte İstanbul’a gelerek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne yazılır. Zarifoğlu gene uslu durmayacaktır. İnsanlardan, belki de kendinden kaçacaktır. Öyle ki üniversiteyi tam on yılda bitirebilir ve on yıl sonra diplomasına kavuşur. Üniversite onun için oldukça sıra dışı ve dingin bir süreç olacaktır. Yazın evine dönmeyen şair, bir kayıkçının yanında ücretsiz çalışarak zaman geçirirken, bir başka yaz tatilinde ise otostopla Avrupa’yı gezmeye başlar.

cemal
Cemal Süreya’ya Yazılan Mektup ve Aynı Evde Oturma İsteği
Bazen kişiliğine göre oldukça farklı işler yapan Zarifoğlu, dönemin en bilinen şairlerinden Cemal Süreya’ya bir mektup yazar. Cemal Süreya bu sırada Paris’tedir. Bu mektupta Cemal Süreya’ya: “İstanbul’a döndüğünüzde sizinle ev tutup birlikte oturabilir miyiz?” diye sorar. Paris’te bunaltılı bir ruh haliyle yaşayan Cemal Süreya, tanımadığı bu genç adamın mektubunun ölçüsüz olduğunu düşünerek cevap vermez. Ancak Zarifoğlu öldükten sonra kaleme aldığı günlüğünde onunla ve yolladığı mektupla ilgili şunları söylemektedir:

Cahit Zarifoğlu ölmüş. Bugünün adı bu olacakmış. İyi şairdi. İlk şiirleri de iyiydi. (Sezai) Karakoç çevresinden. Daha yüz yüze gelmeden, 1962’debana, Paris’e bir mektup yollamıştı. Adresimi Sezai (Karakoç)’tan almış. Saklamamışım o mektubu.
Zarifoğlu, o sıra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenci. Yurtlardan sıkılmış herhal, İstanbul’a dönüşümde, birlikte ev tutup oturmayı öneriyordu mektubunda. Bende bir tuhafım o günler. Bir ölçüsüzlük görmüştüm bu öneride. O ara otuz yaşı dönmüşüm. İyi sayılan bir aylığım var. Ne yani, bu çocuk öğrenci hayat koşuluna mı indirmek istiyor beni? Dönüşte yeniden tanıştık. Zaman zaman vapurda, yolda, Sezo’nun (Sezai Karakoç) evinde bürosunda rastlaştıkça konuşurduk, (ama her şeyden)”

zarifoglu artist

Takılan İkinci Lakap: Artist
Cahit, Necip Fazıl’ın evinde bir sohbet meclisindedir. Herkes pür dikkat üstadı dinler ama yerinde duramayan Cahit ayağa kalkar ve evin içinde dolaşmaya başlar. Necip Fazıl’ın kitaplığına bakan, plaklarını karıştıran şair “Aristo”dan sonra ikinci lakabını Necip Fazıl’ın nüktedan sözleriyle alacaktır. Cahit’in evin içinde dolaştığını ve kitapları karıştırdığını gören Necip Fazıl ona şunları söyler: “Yahu burada muhteşem bir konser varken sen notalarla meşgulsün artist.”

“Artist” söylemi Nuri Pakdil tarafından da daha sonra tekrar dile getirilecek, Nuri Pakdil “Yedi güzel adam içerisinde en artist mizaçlı kişi Cahit Zarifoğlu’ydu.” diyecektir.

zarif resim

Şiirin Yanında Resim
Güreş, müzik, uçuş ve daha nice alanda kendini geliştiren şair çeşitli çizimlere de imza atmıştır.

isaret cocuklari

Sobada Kül Olan İlk Şiir Kitabı
Cahit Zarifoğlu, artık sanatının meyvesini verir ve ilk şiir kitabı olan İşaret Çocukları’nı baskıya yollar. Ancak bu kitap ekonomik anlamda çöküşü olacaktır. Tüm parasını İşaret Çocukları için harcayan şair, kitabının büyük bir kısmını aracı olan bir arkadaşının dayısının yazıhanesine bırakmıştır. Emaneten bıraktığı kitapları birkaç ay boyunca almayan şair, bir süre sonra kitaplarının işgüzar dayı tarafından ısınmak için yakıldığını öğrenir. Genç şairin tüm şiirleri ve birikimi bir sobanın içinde küle dönüşmüştür.

necip-fazil-cahit-zarifoglu
Necip Fazıl Ona Kız İster, Nikah Şahidi Olur
İçinde sürekli yalnızlığı ve kimsesizliği taşıyan Zarifoğlu, Necip Fazıl’ın müdahalesi ile bu yalnızlıktan kopar ve artık hayatı bambaşka bir seyre giyer. Üstat ona münasip bir eş bulmuştur. Bu eş üstadın hocası Abdülhakim Arvasi’nin soyundan Berat Hanım’dır. Necip Fazıl’la birlikte Van’a yalnız bir kalple giden Cahit, bu yolculuktan dolu bir kalple dönecek, kıyılacak nikahta Cahit’in şahidi Necip Fazıl olacaktır.

berat-zarifoglu

Berat hanım Zarifoğlu’nun kendisinine yazdığı şiirin hikayesini anlatıyor: “Cahit bey evde hep daktilo başında, sürekli yazı yazardı. Ben de bir gün biraz da sitem ederek dedim ki, ‘ o kadar şiirin var, devamlı daktilo başındasın, bana bir şiir yazmadın’. Hemen kağıt kalem istedi bana şiir yazacakmış. Birden utandım, mahcup oldum hem ben söyledikten sonra yazmasının ne kıymeti var diye içimden geçirdim, kağıt kalem getirmeyi kabul etmedim. Ama o çok ısrar etti ve kağıdı kalemi alıp başladı şiir yazmaya. ‘bir anda ne yazacaksın, şiir öyle yazılır mı? falan diye itiraz etsem de ‘şair adamım, ilham beklememe gerek yok, hemen yazacağım’ diyor ve hala sitemime gülüyordu. Şiirini tamamlayıp uzattı kağıdı ‘bu şiir senin’ dedi. Ama kabul etmedim. Öyle ben söyledikten sonra adıma yazılan şiirin kıymeti mi olur? diye düşündüm. Hala da öyle düşünürüm o yüzden çok kıymetli bulmam o şiiri. Şair arkadaşları çok güzel bir şiir deseler de benim fikrim hala aynı.”

“Ey Berat hanım dersen ki
“Bu ne zalim adam
Halimi bilmez halden anlamaz
Küçük bir şeyi mesele yapar”
-Ne büyük yalan-
Doğrusu var hakkın
N’etsem n’apsam
Kollarını bilezik
Boynunu kordon
Ayağını hal hal donatsam
Yine hakkın kalır”

cahit-zarifoglu-ve-cocuklar
Çocuklar ve Onlara Yazdığı Kitaplar
Çocuklarla çok iyi anlaşan şair, bir anlamda çocuk kalan yanını ortaya çıkarmaya çalışıyordu. Çocuklara hediye olarak birçok masal kitabı yazmıştır. Erdem Beyazıt, Zarifoğlu’nun çocuk sevgisi hakkında “Bizim çocuklarımız, bizden çok ona yakındı.” diyecekti.

zarifoglu 7

“Kırlarda Çiçekler Bensiz Açacak”
Zarifoğlu pankreas kanseri olduğunu öğrenir. Günden güne erir, bir süre sonra yatak şairin meskeni olur. Sık sık dostları gelir ziyarete… Onlara durumunun kötü olduğunu belli etmek istemez. Zarifoğlu, Rasim Özdenören’den fıkra anlatmasını ister, çocuklara gülümser. Ölümün yaklaşmasının verdiği hüzünle ona refakat eden Erdem Bayazıt’ın elinden tutar bir gün, “Erdem” der “Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak.”

zarifoglu-vefat
Ölüm Döşeğinde Görülen Rüya ve Ölüm
Hastalığı gittikçe ilerler şairin. Acılar içinde uyumakta olduğu yatakta aniden uyanır. Bu sefer ona refakat eden Rasim Özdenören’dir. “Rasim” der “Bir rüya gördüm, Necip Fazıl bana yirmi beş yıl sonra burada buluşacağız dedi.” Rasim Özdenören’in anlattığına göre yirmi beş yıl sonra değil ama yaklaşık yirmi beş gün sonra vefat eder Zarifoğlu.

Tam adı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan şair, tüm benliğini isminin baş harfleriyle “ACZ” ile sınırlamıştı.

“Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı
diliyorum”

zarifoglu-mezar

7 Haziran 1987 gününden beri, “kırlarda çiçekler Cahit’siz açıyor!

Allah Rahmet Etsin.

 

 

İZDİHAM

 

 

 

 

Kaynaklar: Mechul Dergi, Yenişafak, İzdiham

 

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: