Burak Çelik, Efendime Arzuhal

Elimde ateşten bir balta
Taştan kalplerine vuruyorum
Ellerim çok acıyor Efendim
Ama asla ağlamıyorum
Ki sönmesin baltam
Hani, İbrahim gibiyim

Parlak ciltli dağlar
Yeni bir mağaraya hazır
Mağara ise yeni bir nura.
Büyücüleri ıskalıyor
Donuk ıslıklarım
Temeli olmayan bir binanın
Duvar kâğıtlarından şikâyetçiyiz.
Herkes ölümü hiçe sayıyor
Ah ne kadar nihilistiz!
Hem çiğ süt emer
Hem su katarlar süte Efendim
Çocukluk alışkanlığıdır
İnsan kendinden zayıfları ezer.
Ve irsidir huyları, göğü hatırlayanları
Yere mecbur eder.
Fena halde sakıncalı bulundum Efendim
Beni bir güzel mozaiklediler
Radikal ilahilerim
Onların ılımlı kulaklarını çekiyor

Ben ne zaman ki
Bir bülbül olup ötsem bahçelerde
Bir müteahhit göğümü deliyor
Zaten güller de
Renklendirici kullanıyor Efendim
Fakat şu hakiki kırmızı kanda
Emeğimiz büyüktür
Kopmuş mazlum organlarından
Çok harika primler yaparız
Elbette Efendim,
Eksik olmayız sloganlardan
Hiçbir işi koy vermeyiz
Yarasalar taze kan bulsun diye
Oy veriveririz.
Anayasamızda çok komik fıkralar var Efendim
Gülmekten ölüyoruz.

Efendime söyleyeyim;
Ya kafesin düşmesini bekleriz de
Biz, bilinmeze uçuveririz…
Ya da kafesten çıkarız da canımız pahasına
Yeşil bir diyara kanat açıveririz

 

Burak Çelik, İskemle Dergisi 

İZDİHAM

 

      İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın