Burak Aksak, Hayat İnsana Asla Acımaz

Hayatta hiçbir şey için taviz verme. Verdiğin her taviz, hayalinden bir parça alır götürür. Sonunda amacına ulaşırsın belki. Ama hayalinden geriye tek bir parça bile kalmamıştır. 

İşte aynen böyle oldu. Hayalini kurduğum, gerçekleştirmek istediğim ne varsa el birliğiyle içine sıçtılar.Artık hayal kurmaktan yoruldum. İnsanları dinlemekten de yoruldum. Herkes çok konuşuyor ve hepsi de kendinden çok emin. İnandıklan doğruları ispatlama gereği bile duymuyorlar. Herkes her şeyi biliyor. “Az bir sakin olun, hanginize inanacağimi şaşırdım” diye bağırmak istiyorum. Ama bağırmıyorum. Onun yerine bir sigara daha sarıyorum. Çünkü birini dinlerken gözlerine bakamıyorum. Hepimizin gözlerinde birer mezar taşı gizli. Benimkinin üstünde yazanları okutmak istemiyorum. Karanlıkta uyuyamadığım için geceleri çalışıyorum. Sessizlikten korktuğum için kalabalığa karışıyorum. Başka türlü kafamdaki sesleri susturamıyorum. Ömrüm boyunca onlara benzememek için uğraştım. İşin kötüsü onların kim olduğunu bile bilmiyorum. Önce kafamın içinde bir çember oluşturuyorum. Sonra da onun etrafında dönüp duruyorum.Yaşlanmak; geleceğini düşlemeyi bırakıp, geçmişini düşünmekle başlıyor. Yaşlanıyorum. 
İşler kötüye gitmeye başladığı zaman önünü alamazsın. Bir çıkış yolu aramaya çalıştkça kaybolur, düştüğün kuyudan yukarı tırmanmaya çalıştıkça daha derine düşersin. Bir ses, bir el, bir umut ışığı beklersin.Ama tüm bektentilerin boşunadır. İşte böyle anlarda tek bir şey düşlersin; “Keşke hayat filmlerdeki gibi olsa.” 
Hiç beklemediğin bir anda yeni biriyle tanışırsın.Sen ona adını söylersin o da sana adını söyler. El sıkışma ve memnun olma kısımlarını çabucak geçersiniz. Sanki çok eskiden tanıyorsunuzdur birbirinizi.Aynı şarkıları dinleyip, aynı filmleri iziemişsinizdir. Konuşma uzadıkça uzar Hiç susmasın istersin. 
Bu sadece filmlerde olmaz. Hayat insana bazen küçük süprizler yapar. 
Her şey çok güzel gitmektedir. O anlatmayı sever, sen de dinlemeyi. Dinierken gözlerinde kaybolursun kimi zaman. Orada kalmak istersin. Kimse seni bulamasın istersin. Ne yorgunluğunu hatırlarsın, ne de gözlerindeki mezar taşında yazanları umursarsın.Ama en derine düştüğün sırada ürkütücü bir ses seni kendine getirir. “Gidiyorum”der hiç zorlanmadan. Temelli gideceğinden korkarsın. Bir ay sonra geri döneceğini söylediğinde yüzün güler, anlamsızca sırıtırsın. 
Bu sadece filmlerde olmaz. Hayat insana bazen kötü şakalar yapar.
Lanet sıcak bir yaz akşamı kapısının önünde beklersin onu.Taksi yanaşır kapıya. Uzun süredir görmemişsindir Ne yapacağını bilemezsin. Usulca iner arabadan. Göz göze gelince bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlar ve sadece siz ıslanırsınız. 
Bu sadece filmlerde olmaz. Hayat insana bazen bir şans verir.
Aynı evdesinizdir Bir türlü rahat oturamazsın.Yastıklar sırtını, düşünceler beynini parçalar. Uygun bir anını denk getirip onu ne çok sevdiğini söyleyeceksindir. Ağzına dikenli teller çekilmiştir sanki. iki kelime bir türlü dışarı atamaz kendini. Bir fincan kahveyle gelir mutfaktan, başını dayar omzuna. Heyecandan yutkunamazsın bile.Tam zamanı diye düşünürken sen, kafasını kaldırır ve gözlerinin içine bakar. Sen daha tek kelime edemeden ağlamaya başlar Ne diyeceğini şaşırırsın.Yeniden indirir başını, bakamaz gözlerine. Senin konuşmana fırsat vermeden, geçen gece yattığı herifi anlatır. Ne susacağını şaşırırsın. Hüngür höşürt ağlamak gelir içinden. Ama o rahat ağlasın diye omzunu kıpırdatamazsın. 
Bu sadece filmlerde olmaz. Hayat insanın bazen canını acıtır. 
Uzun bir süre görüşemezsiniz. Çok sonra rastlaşırsınız ismi önemsiz bir sokakta. Göz göze gelince yüzün güler. Ellerini nereye koyacağını bilemezsin, fazla gelirler bedenine. Gülümseyerek, tüm güzelliğiyle sana yaklaşır. Çirkinliğinden utanırsın. Yüzündeki yara izleri sızlar.Varlıklarını hatırlatırlar sana. Uzun uzun sarılır, yara izlerine dokunur. Suskun dudaklarını öper, içinden gökkuşağı geçen gözIerini diker gözlerine. Birden bire “seni seviyorum der.
İşte bu sadece filmlerde olur. Çünkü hayat insana asla acımaz.
Burak Aksak
İZDİHAM
Kaynak: OT

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın