Bülent Parlak, Zaten Kalbimiz Kırıktı, Bir de Üstümüze Ateş Açtınız

15 Temmuz 2016

Saat: 20.23

Eve dönüyorum. Nereye gittiğimi bilmeden eve dönüyorum. İnsan bir eve dönülmeyeceğini ne kadar iyi biliyorsa o kadar kendi etrafında dönüp duruyor.   Gelmekten ve dönmekten sayılmayan bir yoldayım. Bu benim kabahatim değil.

Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön! / Eve dönmek  / kendime sarkıntılık etmekten başka nedir? İsmet Özel

 

15 Temmuz 2016 

Saat: 21.00

İyi ve başı dik olmaktan başka bir çarem olsa arada bir kötü ve başım eğik de olurdum. Çarem yok ve milli buluşma yerimiz olan Titiz’de beni bekleyen arkadaşlarım ile birazdan hiçbir şey konuşmadan ama çok şey söyleyerek bir akşamı daha bitireceğiz. Başım yine dik. Arkadaşlar, birlikte konuşmayı değil birlikte susmayı becerebildiğimiz insanlardır.

tırnak yiyoruz / yiyoruz tarihi / saklı gizli bir şeyimiz yok / özlenecek bir şeyimiz yok /söyleyecek bir şeyimiz yok  Hans Magnus Enzensberger

 

15 Temmuz 2016

Saat: 21.57

Biz sevdiğini bir kez söylemeden sevdiğine ömrünü adayan annelerin çocuklarıyız. O yüzden masada konuşulmayacak konuların üstünü örtmek için en üst katlardan düşmenin peşindeyiz.

başka incirin yarasını başka incir de bilmez gibi / talandır bu herkesle herkes olmak / kopan umur ufalan ödün adıyla / iki lekenin birbirine dağılmasına sadece aşk mı denir Seyyidhan Kömürcü

 

15 Temmuz 2016

Saat: 22.00

Arkadaşlıkta nereye gidiyoruz? diye sorulmaz. Masada herkesin akıllı denilen ama insanları aptal eden bir telefonu var. Benim hala aptallaştıran bir telefonum yok; daha kötüsü aptallaşacak takatim bile yok. Herkesin suratı bir anda düşüyor. Yapabileceğimiz tek şey o varken onun hakkında o yokmuşçasına konuşmak. İçimizden biri Artvin’de. Boğaz Köprüsü’nde tank fotoğrafları elden ele dolaşmaya başlıyor. Twittere olan inancım artıyor.

Çekildi hayatıma yavaş yavaş bir inilti, soyundu zaman, ne saatler / sağ kaldı ne gece şarapnelsiz, herkes yaralıydı / Ama ölmüyorum / Doyana dek oynayamasın diye oyuncaklarını aşk bozucular Kaan İnce

 

 15 Temmuz 2016

Saat: 23.05

Bir şeyi anlamamak daha kolaysa tercih edilen her zaman anlamamak olmuştur. Hiçbirimiz olan biteni anlayamıyoruz. Hangi yıldayız? diye soruyorum. Herkes az ilerdeki kırtasiyeciye koşuyor. Takvim aramaya başlıyoruz. Başbakan Binali Yıldırım televizyonda açıklama yapıyor; takvimler, köprü ve tanklar gerçek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dört gündür ortalarda olmadığı söyleniyor. Sanırım öldürülmüş diyorlar. “Herkes evine gitsin ve telefonlarınız açık dursun.” diyorum.

Bir temmuz nasıl olsa gelir de / Sorsanız size söylerim ey ipini kendi gerenler / Ben döğüşken olanlara açılmış bir mendilim Edip Cansever

 

 15 Temmuz 2016

Saat: 23.20

İnsan, bir şeyi anlamamaya başlayınca hiçbir şeyi anlamamaya başlıyor. Bu olanları bana anlatmaya gerek yok ama kızım var. O korkudan ağlamaya başlıyor. O an aklıma düşen şey için, evlerde ağlayan çocuklar için küfre başlıyorum. Hainlik konusunda Pensilvanya’da kürsü sahibi olan Gülen’e, onun taraftarları  olan hain subaylarına ve darbeye destek veren herkese. Bizim çocuklarımızı ağlattınız. Sizi de biz ağlatmalıyız. İntikam alınacaksa hainlere karşı alınmalı. Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Polis Özel Harekat Eğitim Merkezinde bir patlama meydana geldiği söyleniyor televizyonlarda.

 Canımı yakanlardan intikam almayı düşünmedim hiç, hayat benden daha yaratıcı. Simone de Beauvoir

İntikam almak istiyorum ama kimden intikam alacağımı bilmiyorum. Onur Bayrak

kalabalıklaşarak ve azalarak / intikamını alacaklar birbirlerinden herkes gibi yaşamanın Barış Özgür

 

16 Temmuz 2016

Saat: 00.09

Acının ne olduğunu annem öldüğünde anlamıştım. Vatanım saldırıya uğrayınca annem bir kez daha ölmüş gibi oldu. İstihbarat Teşkilatımıza helikopterlerle saldırı oluyor. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar rehin alınmış durumda. Telefonumun şarjı bitmek üzere. Kızımı teselli etmem gerek. Bu halimi hiç görmemeli. Baba dedikçe sigara yakıyorum.

Ne çok acı var, sigara yaktırır adama Cahit Zarifoğlu

Başka resmim olmadığındandır bunca kül bunca duman / o da eskidenmiş meğer sönmüş, yetişemedim / tütünün fiyaka sayıldığı büyülü zaman Haydar Ergülen

 

16 Temmuz 2016

Saat: 00.13

Tek kalsam, canım yarım kalsa,  zaman olmasa, sabah hiç olmayacak olsa yine Türkiye, yine Türkiye. İçimden başka bir cümle geçmiyor. Askerler TRT’de bildiri okutuyorlar. TRT spikeri bildiri okumuyor, üstüne çevrilmiş silahları okuyor. Birazdan bütün yayınlar kesiliyor. Evimde iki kedi var ve yanımdan onlar da hiç ayrılmıyorlar. Koşuyolu’daki camiden sala verilmeye başlıyor ve ben kızımı ikna ederek Üsküdar Meydanı’na gidiyorum. Burada insanlar markete hücum etmiş durumdalar. Bazıları çok mutlu ve bu iş bitti artık diye birbirlerini tebrik ediyorlar. Üç paket sigara alıp marketten çıkıp Üsküdar’a doğru koşmaya başlıyorum.

Artık her gün her gece / Bir kadir günü ve gecesi /Kur’an iniyor dağlardan tepelerden / Yağmur onun yedeğinde / Horozlar en keskin sesleriyle ötmede Sezai Karakoç

 

16 Temmuz 2016

Saat: 00.26

Biz neyi atlattık ki bunu atlatacağız? Üsküdar Meydanı’nda tanklar arka arkaya dizilmişler. Herkes boyundan beş metre daha uzun sanki. Tanka, silaha, ateşe, kurşuna ve uçaklara kafa tutuyor. On dakika kalıp geri eve dönmek zorunda kalıyorum. Kızım evde tek ve devamlı arıyor. “Baba gel, korkuyorum.” Kızıma şu cümleyi kursam anlar mı? Vatanımız yoksa dönecek evimiz de hiç olmayacak. Cumhurbaşkanının sağ olduğunu anlıyoruz. Televizyondan millete sesleniyor: Sokağa çıkın.

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında / Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum / Yolumun karanlığa saplanan noktasında / Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum  Necip Fazıl

 

16 Temmuz 2016

Saat: 02.49

Yıllar sonra hatırlanınca gülünecek meseleler için sonsuza kadar küsmeyi beceren insanlar korkunçtur. Onun haberi yok ama ben Bekir Bozdağ ile aylardır küsüm. Ak Parti Kongresi’nde Cumhurbaşkanı’ndan mesaj gelince ayağa kalkıp bütün salonu ayağa kalkmaya davet ettiği gün “bir daha konuşmam” demiştim onunla. TBMM Genel Kurulu açılıyor Meclis’imiz bombalanıyor. Hiç olmamış ne varsa bu gece oluyor. Her partiden mebuslar var Meclis’te. Kimse terk etmiyor Meclisimizi. Bekir Bozdağ haykırıyor: “Ne yaparsanız yapın Meclis’i terk etmeyeceğiz. Ölsek bile.” Bekir Bozdağ’la barışıyorum. Küserken ve barışırken tek başımayım.

Sonra içime ve hatta dışıma kapandım. Küsmek gibi bir şey. Zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim. Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu. Bir yığın insan tanıdım. Ama hep yalnızdım.  Didem Madak

 

16 Temmuz 2016

Saat: 03.20

Kıyamet koptu ama şarjım yok. Konuşmalar ve ne olacak şimdi soruları bitmek bilmiyor. Bir gece uzadığı kadar uzuyor. Uçaklar üstümüzden geçiyor. Biraz daha alçaktan uçsa üstlerine ben de atlayacağım. Boyum yetişmiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havaalanı’na iniyor. Havaalanında kıyamet kopuyor ama bu kez Erdoğan’ı bekleyenlerin telefon şarjları kendiliğinden doluyor. Hayatımda ilk kez bir cumhurbaşkanı havaalanına indiği için mutlu oluyorum. Hâlbuki Cumhurbaşkanımızla da ilişkilerim pek iyi durumda değil. Dalgın olmayan insanlarla barışık olmam mümkün değil. O’nu hiç dalgın görmedim ama o gece aniden uzanıp yanaklarından öpüyorum.

Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum / İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada / Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum / Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum / Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.Turgut Uyar

 

16 Temmuz 2016

Saat: 06.40

Canınız yanmadan, canınızın olduğunu anlayamazsınız. Türkiye’nin canı bir gecede fena yandı. Kızım uyudu sonunda. Tanıdığım herkes meydanlara inmiş durumda. Şarjım bitmek üzere. Bir sabah nasıl olmazı hep birlikte yaşıyoruz. Boğaz Köprüsü’nde Erol Ağabey ve oğlunu vurmuşlar. Ömer Halisdemir adını ilk kez duyuyorum ama hiç unutmayacağım. Halil Kantarcı’yı da öldürmüş hainler. 241 şehidimiz var. Güneş bir milletin üstüne ölümle doğuyor.

Zaten kalbimiz kırıktı, bir de üstümüze ateş açtınız. Bülent Parlak

 

 

 

Bülent Parlak, İzdiham 25. sayı

İZDİHAM

 

 

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın