Bülent Parlak, Şubat Kimseye Çekmedi

Elleri vardı, siz bilmezsiniz
Ben tek başımaydım, onlar ise yalnızdı
Şubattan kalan bir gece yarısıydı sanki bütün caddeler
Yine yenik ve gazetesiz ayrılıyorduk bir çağdan
Çağın canı cehenneme
Cennet nereye düşer şimdi
Annesinden dayak yerken sorunca çocuk

Ellerin vardı, sen de bilmezdin
Hatırı sayılmak kimsenin aklına gelmeyen bir yoksul gibi
Karşında duruyordum
Senin için ıslak mendilleri kurumuş evlerin önemi yoktu
Patrona Halil, ilk posta teşkilatı ve
Çekinerek kızının evinde ayaklarını uzatan babaların
Kaldım, bir yanım alacaklı tarih diğeri aşk.
Radyoların canı cehenneme
Ben bir şey demesem Allah yine de anlıyordu

Elleri vardı, demedim kimseye
Başına ne gelirse hepsi yaşamaktan
Ve bir çocuğun oyuncağının ardında yitip giden elleri
İki keder arasında gülmek doğru sayılmaz
Bir parkın yoldaşıydım sanki
Hiçbir Richter tespit edemese de
Richter’in canı cehenneme
Titriyordu elleri

Elleri vardı, siz bilmezsiniz
Bir gülse kansere ve bana
Yani durmadan çocukluğundan bahseden bana çare bulunacaktı
Birkaç damla kan sızardı gözlerinden
Bolşevikler tövbeye dururdu
Aylardan şubat
Güneşini avuçlarında saklayan bir uçurum gibi sessiz
Yaşamın canı cehenneme
Gözlerin doluyordu

 

 

Bülent Parlak, @bulenttparlak,  Sevgili Huzursuzluğum

İZDİHAM

 

 

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın