Birhan Keskin, Cinayet Kışı

Kendine kucak arayan gövde
Kendini yok eden gövde
Yitirdin kendini işte
Artık ne yurt sana
Ne varolabiliyorsun başka evde.
Bu mum medeniyetinde
Bu metal öznede
Bu cam sözde
Ne yurt sana dil
Ne şölen yeterince.

II
Ben büyüdüm
Akasyalar öldü
Üzgünüm.
Dışınız çok kalabalıktı
Beni içinizdeki zindana attınızdı
Olur ya bir gün
Suyu hatırlar şelale
Şeytan utanmayı öğrenir ve
Yüzleşir yüzünüz mevsimlerle
Sırf bu yüzden büyüdümdü,
Akasyalar öldü.

III
Karanlık suyun dibini göze aldım
Sonsuzluğu göze aldım o yatakta
Sen gittin ben bu balkonlara kaldım
Metalin damara dayandığı nokta
Şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü
Büyülü sözü kalbimdeki:
Tekrar karşılaşsak
Ölür müsün?

IV
Kışı neden bu kadar çok sevdiğini
ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını
sorma,
ben de bilmiyorum.
Anı olacak bir şeyim yok
Her şeyin dünündeyim.

V
İçime işleyen acıyı size değil
Bir suya bırakmayı öğrendim
Dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
Bu yüzden ne bir ağacım var
Bana beden
Ne de çiçek açacak benden.

 

BİRHAN KESKİN

İZDİHAM

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın