Bilal Can, Öğrenci Manifestosu

Öğrencilerin ev sahiplerine isyanını dillendireceğim. Gözlerim bağlı değil hiçbir elim türkü dinlemeyip hiçbir elimi bu şarkıya dahil etmeyeceğim. Ellerim çünkü bir kavgada en çok kullandıklarımdır. Ellerimdir ellerim benimdir. Yumruk yapıp ağzının ortasına bir defacık indirirsem o el sende artık izdir. Bunu bilmelisin şimdi. Şimdi bunu olabildiğince bilmelisin. Bunu o derece bilmelisin ki ağzına gelecek yumruğun ne kadar incitici bir şey olduğunu önceden yaşamalısın.

Yoksa yaşamak derdinde borçlar ve ders notları arasında yüzen bir öğrencinin yaşadığını kimse anlayamaz. Anlayamaz şimdi mesela kuru fasulye yapabilmek için suyu bir gün önceden ıslatmak gerektiğini. Ben yaptım oldu. Şimdi kendime bir şarkı ısmarlamayalım. En çok da arabesk yanıma bir jan valjan diktirmeliyim. Şamdanları ben mi çaldım oğlum ne bakıyorsun öyle?

Elimi hazır ettim. Bu sefer de beni evden atacak olan ev sahibine diktim gözlerimi. 3 aylık saltanatı yeni bir adrese taşıma niyetim yok. Hiçbir eve güzeldir diye bakmadım şimdi mesela. En güzeli benim olsun diye de dikmedim namerde hiçbir şekilde bir söz. Dikeydim ağzının ortasına okkalı bir söz onu yumruğumun kaç kilo geleceğini hesap ettirerek işlerdim.

Şimdi en çok gazeteler üzerinde yenen yemekler var. Haftanın bir gününü çamaşır günü ilan edenlere hepten bir hayranlığım bu yüzden. Biten tursil yerine ne koymam gerekiyor acaba. Köpüren tüm nesneler zaten temizlik içindir. Gözlerimi sıvı sabunun işten serzenişine katık ettim. Söylediğim her şiirde biraz bu yüzden proleterlerin gözündeki işkili, ezik, yenilmiş tarifini gördüm. Şimdi bir burjuva reaksiyonuna kapılan kaç kişi olduğun hesap edemem ama evleri olan ve bu evlerini öğrencilere vermeyen tüm ev sahibi kılıklı burjuvaları derinden kınıyorum.

Derinden derine bir imkanın ya da bu kelime yerine kullanacağım olanak ifadesinin benzerini “dünya ev sahiplerini kınama günü” olarak belirleyip bana, yani türdaşlarım olan öğrencilere bu günü hediye ediyorum. Armağan demedim çünkü armağanın bir kuş olma gerekliliği çok fazladır. Bu yüzden bu kelimeyi kullanmadım takısız isim tamlamalarında. Daha başka niçin yok. Farklı bir anlam arama burada. Efendi ol.

Şimdi öğrencilerin burs arama telaşından bahsetmek için kendi emperyal kuvvetini zeus heykeli önünde ispatlayan kuruluşlar önünde izletmeliyim. 9 yere baş vurdum. Hiçbiri bana burs vermedi. Kimisi Kütahyalı olmadığım için uzaklaştırdı beni kimisi sen memur emeklisi bir babanın çocuğun oğlusun denildi. Kimisi senin sakalın var dedi kimisi senin küpelerin yok dedi. Kimisi doğup büyüdüğüm yer yüzünden ıskaladı bunu kimisinin ise vermemek için herhangi bir nedeni yoktu. Onlar sadece vermemek için duruyordu. Oysa bilselerdi bir öğrencinin burs arama telaşındaki macerayı ve belgeleri hazırlamak için bir o kadar masraf yaptığını verecekleri 60 lira için kendilerine harakiri yaparlardı.

Sevgili türdaşlarım, yürek arkadaşlarım, gönül arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, ezilen arkadaşlarım, suratlarından açlık dökülen arkadaşlarım, ev sahipleri tarafından olabildiğince delirtilen arkadaşlarım, makarnakolik arkadaşlarım, yumurtanın binbir çeşit türünü yapabilen arkadaşlarım. Menemendaşlarım korkmayın, üzülmeyin, kendinizi yalnız hissetmeyin pişirdiğiniz her makarna ve yumurtayı özenle hazırlayıp kendinize katık edişinizi kıskanır tüm burjuvalar. Kıskanırlar sizin gazeteler üzerinde yediğiniz ekmek soğan ve domatesleri. Kıskanırlar sizi siz sakın onlara aldanmayın. Sizi daha fazla ezmek için burs başvurularına davet edecekler, sizi ev sahipleri ajanlarını kullanarak yıldırmaya çalışacaklar, sizi olabildiğince nefrete boğacaklar sakın aldanmayın.

Siz okulunuzu olabildiğince uzatmaya çalışın, siz derslerden kaytarıp kaytarıp dışarıdaki güneşte kemiklerinizi ısıtmaya bakın. Gün döner devran döner sap döner bir şeyler olur.

Heppinizi sarıyorum.

Bilal Can

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın