Bilal Can, Evde Kalmış Kızlar, İşte Kalmış Erkekler

 

Bir kız evde kalmışsa kendi kendini yer. Eğer yaşı ilerlemişse ileri yaşına aldırmadan kendini genç göstermeye çalışır ve kendini genç görmek için evvela içindeki çocuğu diriltir. İyi yemek yapar. Bir kız evde kalmışsa en iyi yemeklerin nasıl yaptığını bilir. Çeyizi eksiksiz, hazırlığı tamamdır. Evde kalan kızların her birinin ayrı bir meselesi vardır ama onlar aynı psikoloji içindedirler.

Evde kalmış kızların arkadaşları evlendiğinde bir ruhsal çöküntü yaşarlar. Bunlar yaşanma sayısına göre etkisini azaltarak düşürür. Ama yine de her zaman evde kalmış kızların arkadaşları evlendiğinde içlerindeki o sıkıntı ayan beyan ortaya çıkar ve kimi zaman en samimi arkadaşı bile olsa onun düğününe gitmemeye kadar varır.

Evde kalmış kızların uğraşılar vardır. Her biri kendine bir uğraşı seçer. Kimi eline geçirdiği iplerle değişik dantel örnekleri çıkartır kimi önüne konulan kitapları bir gecede bitirir. Kimisi bilgisayar başında gündüzler ve geceler. O artık bir bilgisayar manyağı olmuştur. Dantel uzmanı ve kitap kurdudur. En güzel siteler nerelerdir. Arkadaşlık sitelerinin çoğuna kayıtlıdır. Bir umut bekler durur. Oyunlara dalar ve bu oyunlarda az da olsa kendini unutmaya çalışır.

Evde kalmış kızlar kitap okursa roman okur. Romanlarda kendine kırtıkladığı hayatlardan pay çıkartır. Çok duygusaldır evde kalan kızlar. Rüzgar esse kimi zaman ağlar. Gecelerin uzunluğunu ve yıldızların göz kırpmaları bile onlar için bir ağlama sebebidir.

Çünkü onlar başkalarının gözünde evde kalmıştır. Ve kendileri de bu gerçeğe inandırmamak için oyalar kendini takvim sayfalarında. Üzülmesin evde kalmış kızlar. Onların yürekleri beyazdır. Ve bir evliliğin evlilik olduğunu en iyi onlar bilir. Evliliği en iyi sürdürecek olanlar onlardır. Evde kalmış kızlar. Size neden evde kalmış kızlar dendiğine anlam vermeyin. Gülün geçin. Esprisini yapın. Oteller çok pahallı bu yüzden evde kalıyoruz biz deyin.

İşte kalmış erkekler vardır bir de. Onlar işin yükünden dem vururlar bu yüzden kendilerini işkolik bir insan olarak vasıflandırır evlenememelerinin nedenini iş yüküne bağlarlar. Oysa durum evde kalmış kızların durumundan farklı değildir. Onlar da bu sıkıntıyı bu durumu atlatabilmek için kendilerini işlerine vermiştirler. Ofislerde fink atarken beyaz yakalı olmanın kendilerine yeteceğini düşünen erkekler söz konusu evliliğe geldiğinde bir proleter olmayı yeğlerler. Çünkü evliliği proleterler daha erken yaparlar.

İşin ne iş olduğunun önemi yoktur. İnternet kafe işletmeciliğinden gözlemevi yöneticiliğine, site yöneticiliğinden radyo programcılığına kadar birçok iş kategorisi sıralanabilir. Bu işlerden en makbulü işte kalmış erkekler için yatabilecek yerlerinin olmasıdır. Kirden katmanlaşmış yastıklarda hep bir numara vardır. Yorganın kokması umurlarında değildir. Sigara kokan leş kokan yerlerde yatıp sabaha yine kendilerini kendilerine bırakmamak adına koyulurlar işlerine.

İşte kalmış erkeklerin şiirle işleri pek yoktur. Şiir onlara içten sesler duyurduğu için şiirden kaçarlar. Gazete manşetleri ve iş yeri tabelaları onların okumalarını yaptığı şeylerdir. Bazen denemelere dalarlar. Filozofça düşünmeye çalışırlar işin içinden çıkamadıklarında iflas etmiş  bir ekol ile yollarına devam ederler.

Evde kalmış kızlar ve işte kalmış erkekler toplumun üç numaralı kişileridir. Birinci numaradaki kişiler genelde evli olup hayatlarını bir şekilde kurtarmış kişilerdir. İkinci numaradaki kişiler evlenip de çoluk çocuğa karışmış ve artık bir şekilde hayatlarını sürdüren kişilerdir. Evlenmeyip evde ya da işte unutulmuş insanlar ise üç numara olmalarının nedeni o evlilik denen geçiş evresini yaşayamamış olmalarındandır. Onlar da bizdendir bizim gibidirler bizim gibi beslenip bizim gibi giyinirler ama içlerinde bir yerlerinde onları kemiren bir duygunun varlığı her zaman onları hüzünlü yapmıştır.

Bilal Can

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın