Beyazıt Bestami Keçeli, kırılma Payı

çöküşle başlıyorum güne, yükselen borsaya inat
Bismillah deyip şeytanıma gülümserken
aklım;
yüz yıldır yıkılıp inşa olan hayretime takılıyor
kimse bilmez
her uçurumdan adını söyleyerek düştüğümü
ne yapsam olmuyor çünkü
suretini verdiğim posta memurları
görevini kötüye kullanıyor

bir miktar cesurdur herkes ıslık çalınca
bense hüner sayarım yağmura direnmeyi
şahidim yok, sokağım çıkmaz,
nasıl diyeyim
direnmek, kaybetmenin yarısıdır sevgilim

yaşamakla bir yere varılmaz diye
girmeden kaybettiğim tüm savaşlarda
tek celsede ölüyorum
bu çaputlar, bu kolonya, bu tütünlerle
çürümüş yanlarımı sarıyorum
bir bir kırılıyor içimin fay hatları
kervanımızı eşkiyalar zapt etmiş
korkacak değilim elbet
ki sen gitmezsen, ki ben düşmezsem
neye yarar bu yollar

şimdi ben,
acısı hafiflesin diye vurulan atlar gibiyim
merhemini bir tüfekte arayan.
yüzünün hendeğine takılmıştı ayağım, ellerim, gözlerim
hangi yönde sıksan, aynı yerde ölüyorum.
teselliye gerek yok
hiç kıranla kırılan, bir olur mu sevgilim

Beyazıt Bestami Keçeli
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın