Beyazıt Bestami, Ben Halka Bakınca Gözüme Kadir Topbaş Gelir

Beyazıt Bestami Ulaşım A.Ş.ye mektup yazdı. “Yetersiz Bakiye” 

 Sevgili Ulaşım A.Ş bu size son mektubum…

Bir şeyden vazgeçmek için onu çok sevmek gerekmiyor, ya da bir şeyleri sürekli yapmak onu çok sevdiğin anlamına gelmiyor her zaman.

Mesela dün; bir yıldır öğle yemeklerini yediğim yeri değiştirdim. O berbat yemeklerine, sadece gittiğimde hatırımı sorduğu için bir yıl katlandım. Ama dün yemek almak için gittiğimde kızlara asıldığını görünce, bir daha buraya gelmeyeceğimi söyledim kendisine. ( Yanlış anlamayın! Bu evrende kızlara sadece ben askıntı olabilirim. )

Hatır sorulması önemlidir, Sevgili Ulaşım A.Ş

Bazen öyle günle oluyor ki, biri arasın da hatırımı sorsun diye kendi kendime yalvarmaktan dudaklarım kuruyor.

Böyle günlerden bir tanesiydi yine. Green Peace gönüllüsü bir kız yolumu kesti ve olaylar gelişti.

– Merhaba Green Peace gönüllüsü müsünüz ?

– Hayır.

Sonra anlatmaya başladı. Konuştu,hep konuştu, sürekli konuştu.

Hiç susmadan dakikalarca anlattı.

– … Böyle işte, gönüllümüz olmak ister misiniz?

– Öyle yalnızım ki, sırf biriyle konulabilmek için sizi dinledim.

– Beni kullandınız yani.

– Hı hıı … Çay içebilir miyiz ?

– Hayır

– Peki.

Konuşmak da önemlidir sevgili Ulaşım A.Ş.

Ama görüyorum ki, sizin konuşmaktan anladığınız şeyler çok farklı…

Fermuarını açık unutmaktan daha zor olan şey, ona açık olduğunu söylemektir bence. Çünkü bazı anlar vardır başkasının yerine siz utanırsınız ya, işte öyle bir şey.

Sizin son uygulamanızdan sonra otobüste başkalarının yerine ben utanıyorum sizin yüzünüzden. Önceleri akbili boşsa binen yolcunun, bir ses çıkardı ve boş olduğu anlaşılırdı. Bu, çaktırmadan uyarı manasına gelirdi. Hadi kardeş bi akbilini tazele gel demekti.

Ama şimdi, akbilden gelen o berbat ses tonuyla – “ YETERSİZ BAKİYE ” diyor. İnanın Ulaşım A.Ş bu yaptığınız şey insanlığa sığmaz. Hem nerden biliyorsunuz? Belki o akbili biten yorgun başörtülü kadın, son parasını çocuğuna okul haçlığı olarak vermiştir, ya da saçı dökülmüş güvenlik görevlisinin öğle yemeği parasıdır. Bunu ona hatırlatmanın ne manası var. Böyle yaparak insanlara acılarını hatırlatıyorsunuz. Ve kahrolsun ki, artık bu ülkede insanlar aşk acısı yüzünden değil, parasızlık yüzünden acı çekiyor. Ve sizler her gün bu insanların yaralarını tuzluyorsunuz. Ve hiç sıkılmadan bunu otobüsteki diğer insanlara dedikodu malzemesi yapıyorsunuz.

O gelişmiş teknolojileriniz boş akbili otobüsteki herkese duyurmak yerine şoföre uyarı şeklinde bir ışık, bir sinyal şeklinde iletse daha mı kötü olurdu. Hem sizler muhafazakâr insanlar değimlisiniz. Neyi muhafaza ediyorsunuz Allah aşkına, sizinle aramızda hiç mi sır olmayacak, devletimiz boş akbilimizi bile anında onlarca kişiye yetiştiriyorsa, sırrımızı bile muhafaza edemeyen bir belediyeye nasıl güveneceğiz. Hem sizler değil misiniz tabelalara, reklam panolarına her oniki aralıkta, – “ kusurları örtmede gece gibi ol “ diye yazan. Huda’nın Settar ismini benim gibi günah karunu biri mi hatırlatmalı size.

İlla bir şey söylemekte ısrar edip, yolcuları da buna katmak istiyorsanız şunu yapabilirsiniz.

Mesela yaşlı birine yer veren bir genci, hep beraber ayakta alkışlayabiliriz, ya da otobüste uyuyakalan birine gidip, – hadi, kalk yerine yat diyebiliriz. Bence böylesi çok daha romantik olacaktır

Hülasa sevgili Ulaşım A.Ş, bu hoş olmayan davranışınızdan bir an önce vazgeçin, eğer orada boş kalıp kafanızı bunlara yoruyorsanız, size bahsettiğim diğer öneriler hakkında çalışabilirsiniz.

 

Bknz :
http://www.izdiham.com/index.php/beyazit-bestami-pasakli-genclik-hareketi   / http://hepatitze.com/?p=1034

Şüphesiz ki ,

Her kim, bir insanın kusurunu örterse,Allah ta ahirette onun bir kusurunu örter.

 

Beyazıt Bestami yazdı, Tarık Taş görünce kıskandı. 

İzdiham

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın