Betül Tarıman, Kime Ölsem Kimin Umurunda

ruhu içinden çıkartılmış gövdeydim
bir boşluğu doldururdum çoktan tükenmiş
kapıyı çalma sebebim kendimi arama gayretimdendi
buna ben bile inanabilirdim diyebilirdim

yoktum ben hakları gasp edilmiş bir melektim
boşaltırdım içimden mektepler
boşalır kan kusar kin tutmazdım
inancım tamdı çalınacaktı bir gün benim de kapım
diye sesli düşünen biriydim
batıl olan kusurlu olandı
kusurlu biriydim
bunu kendime bile itiraf edemezdim

inattım ben kelimeleri tekrar eder
solculuk oynar bazen de küser
gidip yakasına yapışayım
sarsayım derdim seni küçük prens
uyan derdim uyan uyanmazdı
yüzeye vardıkça dinginlik artardı sıradanlık da artar
kendime bile eğilemezdim kibrimden değil
kendimden kurtulmak istemediğimdendi
diye söylenebilirdim

nedensiz baş ağrısıydım badireler atlatmış
sessiz durur ders çalışır türlü numaralar ederdim
sağ kaşımın üzerinde bir kara hastalık gibiydi çekildiydi
tomografi
sonuç yoktu ağrı da benimle gelecekti
daktilo yazmıştı bunu ter kokardı
daha soğuk olduğunda ve önümü kapattığımda
korkuyorum diye bağırırdım ey sevgili korku
geçmişimden gelecekten devletten
yanlış bırakılmıştım bir kez dünya denen karanlığa
adımı sorsan kim bilir
diye söyleyemeyebilirdim

boşunaydı çünkü beklemek
sinirlerim alınmıştı yoklukla kutsanmışım artık
gelen geçen bakardı
itiraf etmek zordu ama
kapım çalınsa yine de korkmuyorum
benden sonra ölüm mü
bir makastar biçse ruhumu
artık ölemem ben

 

Betül Tarıman,  Akatalpa, Ocak 2010

İzdiham

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın