Berkan Ürgen, Dingilizce Gibiyim, Anlıyorum ama Konuşamıyorum

Berkan Ürgen yakında huzura erişecek.

Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum. Anlıyorum yani anlıyorum mesela kadınların neden gömlekli erkeklerden hoşlandığını. Anlıyorum ve ben Hazreti Yusuf’u düzenli olarak çok seviyorum Rabbim.

Düzenli olarak düzen istiyorum mesela. Umumiyetinden çok şikâyetçiyim insanların. Umumi hallerde konuşmalarından çok ama çok… Kimsenin ulu ortaya saygısı yok.

Adam olasılığım çok zayıf bir olasılığım biliyorum ama benim kafam da çay içmeden basmıyor işte…Devletin Çay içişleri Bakanlığı kurma fantezisini semtimin bayırında çocuktum ve şık bir golle kurdum..Sonuçta biz yerçekimine cazip gelen çocuklar değildik.

Tiplerimize bakıp çay demlerlerdi. Sitelerin şımarık çocukları ve o gün bugündür tiplerine bakıp çay demlenilen insanları pek severim ne de güzel insanlardır onlar ve ne de mübarektir ocaklarına çay ağacı dikilen insanlar.

Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum mesela neden bu kadar namüsaİTİN teki olduğumu. Barklı bakış açılarım olsun isterdim hep. Barklı bakış açılarım… Barklı bakayım bari diye cuma hutbelerine bakaya kalmışlığım hep bu yüzden. Barklı bakış açılarım olsun isterdim hep böyle yersiz yurtsuz ne de güzel bakılıyormuş hâlbuki bu yenidünya iklimine.

Bazen çok canım sıkılmıyor anne.
Bazen yadıma düşüyorum ama merak etme ölmem.
Bazen sabahları beyaz olarak uyanıp derimin acıdığı zamanlar da var.
Bu gidişle yaşamam çok zaman alıcak.
Bazen terk edilgenim cümle çıkışlarında.
Bazen gözlerime siyah şerit çekiyorlar o zaman ismimin ve soy ismimin baş harfleri çok popüler oluyor.
Bana kim olmadığımı söyle Anne merak etme arkadaşlarımı ihbar etmiycem.
Bayramlardan önce ellerini düzenli olarak korumanı da istiycem
Ki bu ezanlar şahidimdir Hazreti Bilal’i ne kadar çok özlediğime.

Allah kimseyi şairlik ile sınamasın. Amin !

Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum mesela hayatın neden artık Anne üretmediğini.
Anlıyorum mesela neden sevgilimin beni terk ettiğini…
Ah Sevgilim! Şüphesiz ki ben şüpheli bir şahıs ekiyim.
Ne zaman hikâyenin içine dalmak istesem Tanrı anons eder ismimi, polis gözaltına alır ve hikâyenin dışında seyreder dururum seni…

Okaliptus ağaçlarına ilgim terk edilgen olduğum zamanlarda başladı.

Sevgilim giderken bir iyilik yapsaydı da dikili bir okaliptüs ağacım olsa idi. Suya kanamış bir okaliptüs ve unutmaya susamış ben iyi bir ikili olurduk aslında bu bataklıkta.

Bazı kadınlar kuraklıktır bazı erkekler onları unutmaya susamıştır.

Ve bazı şiirler vardır pigmentleri eksiktir, güneşe hiç çıkamazlar ve toplum tarafından dışlanırlar.Ve ben Albino’ya tutulmuş şiirleri hep sevmişimdir.

Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum.

Anlıyorum mesela Pisagor’un neden Mental Aritmetikten hiçbir zaman anlamadığını. Sahra çölünde bir Anne kum tepelerini abaküslerken beyaz adam Las Vegas’ta neon serap görüyor.

Anlıyorum mesela neden hala gözleri sinekli Etiyopyalı çocukların MatemeTİKlerinin kusursuz olduğunu.

Cep telefonuma ‘’AFRİKA’’ yazdım ve daha çok açlık yolladım. Kapitalizm bir mesaj kadar yakındır bize sevgili Bayım.

Rabbim affet ramazanda ben hiç oruç tutmadım.

Rabbim söyle bana Oorucu bozar mı Afrika eğer uyursam tok karnına?
Bu hesap makinası bozulmuş Rabbim artık Zelzele yazmıyor
TevekKÜLlerimide Nil Nehrine bıraktım artık Ganj Nehrinde de yıkanılmıyor.
Beyoğlunun da sidik kokusu beni deli ediyor
Anne lütfen ellerini özenle koru Bayramlardan önce.

Dingilizce gibiyim bu aralar anlıyorum ama konuşamıyorum
Anlıyorum ama konuşamıyorum.
Anlıyorum ama konuşamıyorum.
Zaten konuşabilseydim yazmazdım

Her şeyin bir gusülü var Bayım.
Her şeyin bir gusülü var
Her şeyin bir bir gusülü var
Her şeyin gusülü var bir bir
Anlat bize Rabbim
Bazen yarasayım geceleri başlar benim yarasayım

Çünkü Dingilizce gibiyim anlıyorum ama konuşamıyorum.

 Berkan Ürgen

Düzensiz Cümleler Kavmi-1

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın