Berat Karataş, Soğuk Bir Pazar Günü, İçinizi Isıtacak Üç Film

                                                                                                                     

Moonrise Kingdom – 2012 (Yön: Wes Anderson)

 

Geçtiğimiz haftalarda Wes Anderson’un bir filmini önermiştim. Aslına bakarsanız Anderson’un filmografisindeki birçok yapımı, gözü kapalı tavsiye edebilirim.

Özgün dili, sıcak hikâyeleri ve farklı sinematografi anlayışıyla benim için çok özel bir yerde duran Wes Anderson’un Moonrise Kingdom filmi bu haftaki başlığıma çok uygun.

İzci kampında, özgürlüğüne düşkün, arkadaşlarıyla arası iyi olmayan, 12 yaşındaki bir çocuğun kamptan kaçışı ile hikâyemiz başlıyor. Amacı, uzaktan bir aşk yaşadığı akranı ile kendi “krallığını” kurmak ve gözden uzak bir yerde, sevdiğiyle bir arada yaşamaktır. Hayatta kalmaya dair birçok meziyeti olan başkahramanımız ile sevginin saf halini, karşı cinsle ilk karşılaşmayı ve hayatta kalma çabasını görüyoruz.

İzci kampındaki acımasız çocuklar ile birlikte, oymak beyi ve ebeveynlerin iki kaçağı yakalama macerası komik olaylarla devinim kazanıyor.

Başrollerinde Bruce Willis, Edward Norton, Bill Murray, Frances McDormand ve Tilda Swinton gibi ünlü ve başarılı oyuncular bulunuyor. Küçük kaçakları ise Jared Gilman ve Kara Hayward canlandırıyor.

Wes Anderson’un muazzam kadrajları, güzel müzik seçimleri ve sıcak hikâyesi ile bu soğuk günlerde yüzünüzde tebessüm, içinizde sıcaklık oluşturacak bir film Moonrise Kingdom.

 

 

Im Juli – 2000 (Yön: Fatih Akın)

Sıcak bir yol hikâyesi, Almanya’dan Türkiye’ye uzanan.

İçine kapanık, asosyal bir öğretmen olan Daniel’in hayatındaki en büyük eksiklik belki de sevgi. Rastlantı usulü tanıştığı Juli, onu, yakın zamanda hayatının aşkını bulacağına dair ikna etmiştir. (Belki de Daniel istekli bir şekilde çabucak ikna oldu.) Kısa zaman sonra bir Türk kızı olan Melek ile tanışan Daniel, aradığını bulduğunu düşünmüştür. Fakat Melek’in Türkiye’ye dönmesi ile boşluğa düşmüş ve onun peşinden gitmeye karar vermiştir. Yolda iken yine “rastlantı” ile Juli ile karşılaşan Daniel, onu da arabasına alarak seyahatine başlar. Türlü aksilik ve komiklikler ikilinin başına gelir.

Sonu fazla melodrama bağlasa da Fatih Akın’ın en eli yüzü düzgün filmlerinden biri Temmuz’da. Güzel müzikleri ve hikâyeye dâhil olan karakterler ile ritmi hep yüksekte kalıyor filmin.

Fatih Akın’ın ikinci uzun metraj filmi olan Im Juli’nin oyuncu kadrosunda Moritz Bleibtreu, Christiane Paul, Mehmet Kurtuluş, İdil Üner, Jochen Nickel, Branka Katic ve Birol Ünel bulunuyor.

Yolda olmanın hazzını ve “Temmuz”u size hissettirecek bir film. Aramaktan ve yola çıkmaktan vazgeçmeyin!

 

 

Harold and Maude – 1971 (Yön: Hal Ashby)

“Hayvanat bahçeleri dolu, cezaevleri dolup taşıyor. Vay canına! Dünya nasıl da hala kafesleri seviyor.”

20 yaşında, zengin ama yalnız, hayattan kopmuş, ölmek isteyen, aslında ölümün nasıl bir şey olduğunu merak eden ve öldüğü zaman ailesinin nasıl tepki vereceğini öğrenmek isteyen Harold ile 80 yaşında, hayata sıkı sıkıya bağlı, neşeli, düşünceli bir kadın olan Maude’nin ilişkisini anlatan bir film Harold and Maude.

Kara komedi tarzında olan bu yapım, tamamen iki zıt karakterin birbiri vasıtası ile yaptıkları sorgulamaları ve hayata dair fikirlerini sunuyor izleyiciye. Bunu yaparken de ince burjuvazi eleştirisini ihmal etmiyor.

Repliklerinde birçok ders bulunan film, karakter başarısı ve müzikleri ile de benim için özel bir yerde duruyor. Ek bilgi, Filmin müziklerini Cat Stevens (o yıllarda henüz Yusuf İslam ismini almamış) yapmış. Filme dair eleştirilecek bir nokta, 20 yaşında bir genci oynayan Harold’un onbeş yaşlarında birini andırması olabilir. Belki de bu durum yönetmenin bilinçli bir tercihi idi, iki zıt karakteri daha uzak kutuplara çekmek için.

Filmin yönetmen koltuğunda Hal Ashby oturuyor, senarist Colin Higgins. Oyuncu kadrosunu ise Ruth Gordon, Bud Cort, Vivian Pickles ve Charles Tyner gibi isimler oluşturuyor.

İnce ve akıllıca dokundurmaları ile yüzünüzü güldüren ve hayata bakışınızı pozitif anlamda değiştireceğini düşündüğüm bir film Harold and Maude.

 

 

 

 

Berat Karataş, @Berat_Karatas

İZDİHAM

 

 

 

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın